• BIST 81.618
  • Altın 145,694
  • Dolar 3,7670
  • Euro 3,9908
  • İstanbul : 6 °C
  • Berlin : -4 °C
  • Paris : 2 °C
  • Amsterdam : 1 °C
  • Zürih : -4 °C
  • Moskova : -1 °C
  • Lefkoşa : 13 °C

Adam Mickiewicz Müzesi

28.12.2012 13:55
Özgenur R. Güler / Kültür Yöneticisi

Özgenur R. Güler / Kültür Yöneticisi

Adam Mickiewicz için Polonya`nın talihsiz şairi derler. Milli gayeler uğrunda, ezilmiş insanların davası için hükumetten Doğuya kadar uzanan bilimsel içerikli bir emir almış, Avrupa’daki 25 yıllık düzenini , ailesini bırakmak zorunda kalmış ve burada milli mücadelesinin tarihe geçeceğini belki de hiç bilmeden İstanbul’a doğru hareket eden bir gemiyle yola çıkmıştır.

Adam Mickiewicz, Kırım Savaşı`nda, Osmanlı hizmetinde çalışan Polonyalılarla ilişkileri arttırmayı ve onları güçlendirmeyi amaçlamış ve tüm varlığıyla, Polonya'nın bağımsızlığa kavuşması için çaba harcamıştır. Hayatta tek istediği şey, insanlarının yüceltilmesi ve tüm benliğiyle bağlı olduğu vatanının kurtulmasıdır.

Hisli Şair Mickiewicz, çocuk yaşta iken meşhur olmuştur. Milletine gerçeği anlattığı için, arkasında kendi gibi vatansever bir kitle bırakmıştır.  Onun şiirleri, işgal altındaki Polonyalıların manevi gıdası gibi aranıp, gizliden gizliye okunan eserler haline gelmiştir.

Mickiewicz İstanbul’a ilk gelişini yoldaşı Henryk Sluzalskı ‘ye şöyle anlatır:

"Gemi sabah saat beşte, güneş doğmadan Istanbul Limanı'na girmek için yavaşlıyordu. Saat altıda şehri değil, adeta bir mucizeyi gördük.. Doğan güneş bütün pencereleri ve minareleri altın ışınlarıyla parlatıyordu. Gerçekten büyüleyici bir şehir."

Beyoğlu içinse “Size itiraf etmeliyim ki, ailemin oturduğu Litvanya şehrine bu kadar benzeyen bu şehrin bazı semtlerinde, büyük bir sevkle kaldım.” Der Mickiewicz. Fakat 1855 yılında Beyoğlu’ndaki evine yerleştikten kısa bir sure sonra yakalandığı kolera hastalığı sonucu hayata gözlerini yummuştur. Milli gayeleri uğruna dünyanın her köşesine dağılmış Polonyalılar`a mücadelesi ve şiirleriyle güç veren şairin ölümü, dünya fikir alemini yıllarca etkilemiştir.

Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün hemen yanında, Tatlı Badem Sokağı`nın köşebaşında, 29 nolu binada gözlerini kapamış Şair Mickiewicz. Beyoğlu semtinin daracık sokağında, özel olarak bakım yapılmamasına karşın, dökülmeye yüz tutmuş diğer binalar arasında ışıl ışıl ışıldayan, sarımsı bir evdir burası. Bu yapı, Şairin binbir güçlükte dolu hayatını simgelemektedir. Polonya Büyükelçiliği’nin cephe üzerine yazdığı “Buyuk dahi sairimiz Adam” yazısına bakarak içeri girersiniz. Bu üç katlı, her katta iki küçük  odası bulunan binada yaklaşık 160  yıl once bugunki sessizlik hakim değildi elbette. Bu ev Kırım Savaşı`nda Adam Mickiewicz’in yaşadığı, Polonyalılar`ın toplandıkları, hararetli konuşmalar yaptıkları bir merkezdi.  Polonya’da yetişen en büyük şairlerden biri olan Adam Mickiewicz’in Beyoğlu’nda bir süre oturmuş olduğu ve hayata gözlerini kapadığı bu ev, ölümünün 100. yılı olan 1955 senesinde Polonya Kültür ve Sanat Bakanlığı ile yapılan işbirliği sonucu onarılmış ve müze haline getirilmiştir. 

Müze, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türk İslam Eserleri Müzesi’ne bağlı olarak hizmet vermektedir.

Üç katlı olan müzenin ilk salonunda Mickiewicz’in hayatı ile ilgili bilgi ve belgelere, ikinci salonunda Polonya özgürlük mücadelesini anlatan fotoğraf ve yazışmalara ve üçüncü salonunda şairin İstanbul'da bulunduğu yıllara ait belge, gravür ve fotoğraflara ulaşmak mümkündür. Binanın bodrum katında ise mezarı bulunmaktadır.

Bodrum katta diğer katlarda da olduğu gibi duvarlarda şairin şiirlerinden seçmeler, Lehçe, İngilizce ve Türkçe olarak üç dilde sunulmuştur. Dar koridordan devam ettiğinizde ise dar bir kapının ardında karanlık bir odayla karşılaşırsnız. Burada şairin siyah mermerlerle döşenmiş sembolik mezarı yer almaktadır. Asıl mezarı Krakow’daki Wawel kalesindedir.

Birinci kata çıktığınızda,

sağlı sollu iki oda görülmektedir. Koridorda, cam koruma içinde 150-200 yıllık birkaç kitap vardır. Odalarda da yine şiirler, Adam Mickiewicz'e hitaben yazılmış yazılar, mektuplar yer alır.  1. katta bulunan Yağlı boya portresi 1828 yılında Walenty Wankowicz tarafından yapılmış ve  Regina Dmowska yine yağlı boya olarak kopyalamıştır.

 

İkinci kata çıktığınızda şirin mi şirin bir terasla karşılaşırsınız. Kenarlardaki, rengarenk bitkiler ve şairin yaşadığı yıllardaki Pera manzarası düşünülürse yaklaşık 160 yıl once şaire neyin ilham verdiği daha iyi anlaşılmaktadır. Bu katta bulunan Kasım isyanından kalma Polonyalı piyade taburunun bayrağı, aplikasyonlu ipek dokuma kopyası göz alıcıdır.

 

Müzenin içinde İstanbul'un eski ve büyük bir panoramik çiziminin olması şairin İstanbul’a olan hayranlığını düşündürmektedir. Duvarlardaki şiirleri ve bilgileri okuya okuya tekrar aşağıya doğru inerek gezinizi tamamlarsınız. Adam Mickiewicz'in ölümünden ve 1955’te müze olduktan sonra bu bina Istanbul'a gelenler veya Istanbul'da devamlı oturan Polonyalılar tarafından sık sık ziyaret edilmektedir.

 

Büyük Şair Mickiewicz Türkiye'ye geldiğinde bunu daima tekrarlamıştır:

“Biz Türkler'i düşmanımızın önünde eğilmediği ve Polonya'nın işgalini kabul etmediği için, üstün bir millet olarak severiz." Mickiewicz’in mirasına halen sahip çıkılması da bu sevgi ve güvenin boşa çıkmadığının göstergesidir. 

 

Buraya Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü yanındaki Sakızağacı caddesini veya İstiklal’ deki Atıf Yılmaz Caddesini yolun sonuna kadar takip ederek ulaşabilir,  Pazartesi dışında her gün 09.00-16.30 saatlerinde ücretsiz olarak ziyaret edebilirsiniz. Bu müzede yaşanmışlıklardan daha fazlasını , ezilmiş, sürülmüş bir milletin mücadeleci ruhunu bulacaksınız.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Avrupa Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim