• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • İstanbul : 6 °C
  • Berlin : -1 °C
  • Paris : -3 °C
  • Amsterdam : -3 °C
  • Zürih : -5 °C
  • Moskova : -4 °C
  • Lefkoşa : 8 °C

Aleviler ve ön yargılarımız

10.02.2010 18:41
Ahmet İncel

Ahmet İncel

Hep “biz eskiden yakın dostlarımızın veya komşularımızın alevi olup olmadığını bilmezdik, bu sorulmazdı bile“ dediğimizde şimdi alevi dostlarım  “tabii o zamanlar biz saklamak zorundaydık,  ama artık saklamıyoruz” diyorlar. İşte o zamanların gizliği ile üretilen mum söndü gibi saçma sapan ön yargılarla bu günlere geldik. Birdenbire Türkiye’de 20 Milyon Alevi’den söz edilmeye başladı. Bu yirmi milyonun yıllarca hasır edilmiş olması da benim için hep bir muamma olarak kalacak. 11 Eylül 2001 sonrası Dünya kamuoyunun İslam’a olan ilgisi, daha doğrusu, bazı kesimlerin soğuk savaşın son bulmasıyla yarattığı yeni  düşmanı tanıma olgusu, acaba bizde Alevilere karşı oluşmadı mı? Tabii ki olayı, yeni bir düşmanı tanıma olarak değil, yıllarca berabere yaşayıp ta tanıma fırsatı verilmeyen kardeşlerimi tanıma adına kafayı taktım ve elimden geldiğince araştırmaya ve gözlemlemeye başladım. Tabii yazdıklarım yine de bir suninin bakış açısı olabilir...

Alevi kelimesi Hz. Ali taraftarı, Hz. Ali yanlısı anlamına geliyor. İslamiyet içerisinde Hz. Ali´yi sevenlere Alevi denilmektedir. Aleviler Hz. Muhammed´i (SAV) peygamber olarak kabul ederler. Aleviler bütün peygamberlere bağlıdırlar. Son peygamber olan Hz. Muhammed´e (SAV)  bağlılıkları ve inançları sonsuzdur.

Örneğin oruçları...

Aleviler, tüm peygamberlerin ve Hz. Muhammed’in  (SAV) ‘de tuttuğu Muharrem Orucu’nu tutarlar. Bu oruca Kerbela Olayı nedeniyle iki gün daha ilave ederek 12 gün olarak tutarlar. Buna matem, yas orucu da denir. Ayrıca bazıları bu orucu 3 günde Masumu Pakları (Masumlar) yani savaşlarda öldürülen çocuk yaştaki suçsuz, masum temiz çocuk şehitler için tutulan orucu da ilave ederek tutarlar. Bu tutulan 3 günlük ek oruca; “Masum-u Paklar Orucu” denir. Böylece 10 Muharrem orucu 15 gün olabilir.

Gelelim Cem ibadetine; bir davet üzerine izleyici olarak ilk kez İstanbul’da Cem Vafkı’nın bir cem evinde bu ibadeti izledim. İlk anda bana saz eşliğinde bir müzikal gibi geldi. Daha sonra bir yetkilinin bizi bilgilendirmesiyle olayı kavrayabildim.. Dede (Mürşid), Rehber, Gözcü, Çerağcı (Delilci), Zakir (Aşık), Ferraş (Süpürgeci),  Sakka (İbriktar), Kurbancı (Sofracı), Pervane,  Peyik (Davetçi), İznikçi (Meydancı), Bekçi gibi on iki hizmetin ne olduğunu anladım.  Orada en çok hoşuma giden de bildiğim sürelerin doğrudan Türkçe olarak okunuyor olması ve sürekli Allah, Hz. Muhammed (SAV) ve Hz. Ali’in anılması oldu. Cem evi daha sonra bana bir Mevlevihane gibi geldi.

Şimdi bu cem evlerindeki insanlar ibadetlerini kime yapıyorlar? Aynı Allah’a değil mi? Orada yapılan da Allah adına değil mi? O halde oraları niye Allah’ın evi olarak kabul edilmesin? Niye ibadethane olarak kabul edilmesin? Daha önceleri “Cemevleri ibadethane değildir” diyen Erdoğan bile “Alevi açılımı” çalışmaları bünyesinde cemevlerine ibadethane olarak yasal statü` kazandırılması konusunda bir talep gelirse değerlendireceklerini söyledi. Erdoğan, "Anayasa ve yasalar içerisinde yapılabilecek bir şey varsa bunlar için de gerekli adımları atarız" dedi. Onun ki politik çıkar sağlama adına olsa bile bir gelişme olarak algılıyorum.

2 Temmuz 1993’de Sivas’ta katliamın gerçekleştiği Madımak Oteli yangın yeri ise, hala kebap yeri ! 37 kişinin diri diri, cayır cayır yakıldığı yer bugün hala Kebap Lokantası. Burada kebap yeniyor! Belki çoğumuz bilmez ama, Alevilerin çoğu  anma günlerinde Madımak’ta yaşamını yitiren 33 konuk olduğu halde, 37 can için matem tutarlar. Bu 37 kişiden ikisi otel görevlisidir  ve diğer ikisi de o gün jandarmanın vurduğu saldırganlardır. Onlar bu iki saldırganı da bu sayıya katarlar ve onlar için de matem tutarlar. Kültür Bakanlığı en kısa zamanda Madımak Oteli'ni kamulaştırmalı ve müzeye dönüştürülmesi için gereken girişimi başlatmalıdır. Ama maalesef bakanlık hala müze olmuyor,  kitapçı veya park yapalım pazarlığıyla meşgul...  

Bunlar bizim insanlarımız  ve biz bir bütünüz... Bu insanlarımızın olası hakları demokratik çerçevede ciddiye alınmalıdır. Bu insanlarımıza ayrıcalık yaparak, Alevilik=devlet karşıtlığı olarak görmeyip, onları bağrımıza basmalıyız, başka güçlerin kucağına itmemeliyiz. Ayrıca onları dış güçlerin bir ayrımcılık aracı olarak, bazı partilerinde tekellerine almaya çalışıp iktidar için  kullanmalarına izin vermemeliyiz. Sünnilere sunulan tüm hakların aynen Alevi yurttaşlarımıza da sunulması demokrasi gereğidir.   

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Avrupa Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim