• BIST 81.712
  • Altın 147,154
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • İstanbul : 6 °C
  • Berlin : -2 °C
  • Paris : 2 °C
  • Amsterdam : -2 °C
  • Zürih : -3 °C
  • Moskova : -2 °C
  • Lefkoşa : 10 °C

Alman vakıfları ve Kılıçdaroğlu

16.10.2011 13:52
Ahmet İncel

Ahmet İncel

 

Türkiye’de gündem o kadar hızlı değişiyor ki haftalık yazılarla gündeme ulaşmak zor oluyor. Konunun ardından yaklaşık bir hafta geçmesine ve hemen kapatılmasına rağmen, Başbakan Erdoğan’ın Alman vakıfları ile ilgili açıklaması sonrası Kılıçdaroğlu’nun gösterdiği acemice tepkiye değinmeden geçemeyeceğim. Nedende bu ülkemizde gelenek olmuş, iktidar ne derse, muhalefet kendine mutlaka tersini söylemek zorunda hissediyor. Muhalefet, doğru söyleneni veya yapılanı onaylama olgunluğuna sahip değil. Başbakan Erdoğan’ın, Alman vakıfların bazı belediyelere yardım yapmasıyla ilgili olarak yaptığı açıklamaya Kılıçdaroğlu’nun “İddiayı ortaya atıp bırakma... Şerefliysen bildiğini açıkla” şeklinde konuşmasını çok yadırgadım. Burada “Şeref” ifadesini kolayca kullanarak provake etmek istiyor, bu etik bir siyaset değildir.


Alman vakıflarının Türkiye’deki faaliyetleri konusu yıllardır tartışılıyor. Beş yıl kadar önce bizim de Türkiye’de şahit olduğumuz bazı görüşmeler de nedense Alman vakıfları aracılığıyla sağlanan AB proje destekleri hep Doğu ve Güneydoğu illerini kapsadığını gözlemledik. O zamanlar kinayince “yıllardır devletin mahrum bıraktığı bu bölgeleri, nedense Almanlar ihya ediyor” diye düşündük. Alman Vakıflarının Türkiye'deki faaliyetlerine, yapısına ve bağlantılarına mercek tutan kitabın yazarı araştırmacı, Cumhuriyet Tarihçisi Dr. Necip Hablemitoğlu’nun Aralık 2002'de "faili meçhul" bir cinayete kurban gittiğini herkes gibi Kılıçdaroğlu’da bilir sanırım, en azından o kitabı okumuş olması gerekli. Eğer Alman vakıflarının Türkiye’deki faaliyetleri, destek çıktıkları kurum ve kuruluşlar konusunda bilgi sahibi değilse, en iyi bilgiyi kendi partisi içinden alabileceğini sanıyorum, çünkü benim bildiğim kadarıyla Alman vakıfları ne AKP’yi ne de Erdoğan’ı pek sevmez...


8 Eylül 1991 tarihinde Hırvatistan Parlamentosu, Yugoslavya’dan bağımsız ve egemen Hırvatistan devletini ilan ettiğinde yeni devleti ilk tanıyan devlet olan Almanya’nın, gelecekte Güney-Doğu Anadolu’da kurulabilecek olası Kürdistan’ı da tanıyan ilk devlet olacağından kimsenin şüphesi olmasın.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Avrupa Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim