• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • İstanbul : 6 °C
  • Berlin : -1 °C
  • Paris : -2 °C
  • Amsterdam : -1 °C
  • Zürih : -5 °C
  • Moskova : -5 °C
  • Lefkoşa : 9 °C

ALMANLAR „BİZ YAPMADIK” DEMİYOR Kİ !

07.06.2016 20:46
Ahmet İncel

Ahmet İncel

Alman Parlamentosu’nun kararına, Almanların geçmişte yaptıkları sergilemekle protesto etmek alınacak aciz pozisyonlardan biridir.

Adamlar, zaten  „hayır biz yapmadık“ demiyor ki...

Bu tür yaklaşımlar özellikle gezi olaylarından beri büyük artış gösteren Alman düşmanlığını körüklemektedir.

Hele, Amerikalılar Kızılderililere şunu yaptı, Fransızlar Cezayirlilere soykırımı uyguladı gibi argümanların „sizler yapınca sorun yokta biz yapınca mı ortalığı ayağa kaldırıyorsunuz?“ demek olur ki  buradan da bence  „biz yaptık“ anlamı çıkıyor, yani savunma yaparken kendimizi suçlamış oluyoruz.

Sokaktaki Alman, Türklerin bu konudaki hassasiyetini anlamakta zorlanıyor. Onların yaklaşımı „biz nasıl geçmişimizle hesaplaşıyorsak, siz de hesaplaşın“. Öte yandan da Türkiye’nin tepki olarak mülteci anlaşmasını askıya alıp, Almanya’ya yeniden mülteci akımı olmasından çekiniyor. Tabii, “bu kararı çıkarmak bizim parlamentomuzun işi mi? Durduk yerden sorun yaratıldı” diyenler de var.

Alman Parlamentosu’ndaki tüm Türkiye kökenli milletvekilleri sosyal medyada  fotoğrafları yayınlanarak „vatan haini“ ilan edildi ve hedef gösteriliyor.  Sorarım “Hangi vatan?”.  Bu insanlar artık burayı vatan olarak kabullenmiş ve bağlı bulundukların partinin ortak kararına uymak zorunda bırakılmışlardır.  Bu kararda milletvekilleri serbest bırakılsalardı, Türkiye kökenli milletvekillerinin yarısından fazlasının karara karşı oy kullanacaklarından eminim.

Yıllardan beri her 24 Nisan öncesi Türk tarafı „acaba Amerikan başkanı „Soykırım“ ifadesini kullanacak mı endişesiyle heyecan yapar. Nedense başkanlar da  benzeri bir kelime bulup „ne suya ne de sabuna dokunma“ politikası uygular. Tabii bu politikanın altında ülkelerin çıkarları ve Türk tarafının lobi kuruluşlarına ödediği milyonlarca dolar yatar. Buna rağmen bugün Amerika Birleşik Devletleri'nin 45 eyaletinin parlamentoları, olayları soykırım olarak kabul etmiştir.

Almanya’yı, özellikle Merkel’i  mülteci sıkıntısı yüzünde „çantada keklik“ gören Türkiye açık açık gelen bu kararı engelleme çalışmalarına pek gerek duymadı. Zaten karar, iç politika açısından bir şekilde Merkel'i yıpratmak için de alınmış olabilir.

Hiç bir lobi çalışması gözlemleyemedik. Bir gün önce milletin eline Türk bayrakları ve Türkçe sloganlar yazan pankartlar verip parlamento önüne gösteri yapmaya göndermek yeterli bulundu.  „Bu dış politikamızın bir kez daha iflas etmesidir“ diye kolayca bir suçlamaya girmek te doğru değildir. Çünkü bu sorun, yıllardır Türk dış politikasında yeterince veya etkili olarak ele alınamadığından gelecek nesillere de yansıyacak bir sorun olarak kalacaktır.

Bugün, 2016 yılı itibariyle  Dünya’da son olarak Almanya’nın yanı sıra Rusya, Brezilya, Fransa, İtalya ve Kanada dahil olmak üzere toplam 29 ülke, olayı  „Ermeni soykırımı“ olarak kabul etmektedir ki bu gidişle bu rakam her yıl daha da artacaktır. 

Artık bu konuda herhangi bir ülkeyi suçlamayı  bırakıp, yaklaşık bir hafta süren öfkemize son verip, ciddi politikalar üretme zamanı geldi geçiyor…

Hatta geçti bile…  

Alman Parlamentosu’nun kararına, Almanların geçmişte yaptıkları sergilemekle protesto etmek alınacak aciz pozisyonlardan biridir.

Adamlar, zaten  „hayır biz yapmadık“ demiyor ki...

Bu tür yaklaşımlar özellikle gezi olaylarından beri büyük artış gösteren Alman düşmanlığını körüklemektedir.

Hele, Amerikalılar Kızılderililere şunu yaptı, Fransızlar Cezayirlilere soykırımı uyguladı gibi argümanların „sizler yapınca sorun yokta biz yapınca mı ortalığı ayağa kaldırıyorsunuz?“ demek olur ki  buradan da bence  „biz yaptık“ anlamı çıkıyor, yani savunma yaparken kendimizi suçlamış oluyoruz.

Sokaktaki Alman, Türklerin bu konudaki hassasiyetini anlamakta zorlanıyor. Onların yaklaşımı „biz nasıl geçmişimizle hesaplaşıyorsak, siz de hesaplaşın“. Öte yandan da Türkiye’nin tepki olarak mülteci anlaşmasını askıya alıp, Almanya’ya yeniden mülteci akımı olmasından çekiniyor. Tabii, “bu kararı çıkarmak bizim parlamentomuzun işi mi? Durduk yerden sorun yaratıldı” diyenler de var.

Alman Parlamentosu’ndaki tüm Türkiye kökenli milletvekilleri sosyal medyada  fotoğrafları yayınlanarak „vatan haini“ ilan edildi ve hedef gösteriliyor.  Sorarım “Hangi vatan?”.  Bu insanlar artık burayı vatan olarak kabullenmiş ve bağlı bulundukların partinin ortak kararına uymak zorunda bırakılmışlardır.  Bu kararda milletvekilleri serbest bırakılsalardı, Türkiye kökenli milletvekillerinin yarısından fazlasının karara karşı oy kullanacaklarından eminim.

Yıllardan beri her 24 Nisan öncesi Türk tarafı „acaba Amerikan başkanı „Soykırım“ ifadesini kullanacak mı endişesiyle heyecan yapar. Nedense başkanlar da  benzeri bir kelime bulup „ne suya ne de sabuna dokunma“ politikası uygular. Tabii bu politikanın altında ülkelerin çıkarları ve Türk tarafının lobi kuruluşlarına ödediği milyonlarca dolar yatar. Buna rağmen bugün Amerika Birleşik Devletleri'nin 45 eyaletinin parlamentoları, olayları soykırım olarak kabul etmiştir.

Almanya’yı, özellikle Merkel’i  mülteci sıkıntısı yüzünde „çantada keklik“ gören Türkiye açık açık gelen bu kararı engelleme çalışmalarına pek gerek duymadı. Zaten karar, iç politika açısından bir şekilde Merkel'i yıpratmak için de alınmış olabilir.

Hiç bir lobi çalışması gözlemleyemedik. Bir gün önce milletin eline Türk bayrakları ve Türkçe sloganlar yazan pankartlar verip parlamento önüne gösteri yapmaya göndermek yeterli bulundu.  „Bu dış politikamızın bir kez daha iflas etmesidir“ diye kolayca bir suçlamaya girmek te doğru değildir. Çünkü bu sorun, yıllardır Türk dış politikasında yeterince veya etkili olarak ele alınamadığından gelecek nesillere de yansıyacak bir sorun olarak kalacaktır.

Bugün, 2016 yılı itibariyle  Dünya’da son olarak Almanya’nın yanı sıra Rusya, Brezilya, Fransa, İtalya ve Kanada dahil olmak üzere toplam 29 ülke, olayı  „Ermeni soykırımı“ olarak kabul etmektedir ki bu gidişle bu rakam her yıl daha da artacaktır. 

Artık bu konuda herhangi bir ülkeyi suçlamayı  bırakıp, yaklaşık bir hafta süren öfkemize son verip, ciddi politikalar üretme zamanı geldi geçiyor…

Hatta geçti bile…  

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Avrupa Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim