• BIST 84.208
  • Altın 147,160
  • Dolar 3,7746
  • Euro 4,0581
  • İstanbul : 7 °C
  • Berlin : -1 °C
  • Paris : 1 °C
  • Amsterdam : 2 °C
  • Zürih : -5 °C
  • Moskova : -1 °C
  • Lefkoşa : 11 °C

Aslımıza Rücuu Hareketi Başlamıştır...

25.01.2014 00:44
Fikret Özdemir / www.fikretozdemir.com

Fikret Özdemir / www.fikretozdemir.com

Son 90 yıldır Türkiye’yi yöneten idareci kadrosu, bu zamana kadar; ‘Büyük Devlet’ yöneticisi olarak hareket etmemiş; aksine hep teslimiyetçi ve sünepe politikaların mimarı olarak tarihe kayıt düşmüşlerdir.

Ve bu sünepe politikayı da ne anlama geldiği belli olmayan ‘Yurtta sulh; Cihanda sulh’ ile izah etmeye kalkmışlar ve Orta Doğu başta olmak üzere, tüm hinterlandımızda, esamesi okunmayan, itibarsız ve sönük bir devlet olarak kalmamıza özen göstermişlerdir...

Bu durum ise bizim ‘Cihan Devleti’ geçmişimiz ile hiç bir şekilde örtüşmemiş, bizi hep başka devletlerin karşısında küçük ve sefil bir pozisyonda olmamızı sağlamıştır. Bu alçaltıcı politikaların gereği, insanımız hiç de haketmediği bir aşağılık kompleksi ile karşı karşıya kalmıştır...

Şanlı ecdadımızın üç kıtada bayrak salladığı ve 6 Milyon kilometre topraklardan geriye sadece Anadolu yarımadasının kaldığı bu ağır travmanın açtığı yaralar henüz sarılmaya başlandı. Yıllarca bize dikte ettirilen; ‘Elin oğlu yapar; biz yapamayız’ fikri ile zaten yıkılmış olan insanlarımızın bilinçaltına işlenilen tema hep yetersizlik olgusu olmuştur...

Cumhuriyetimizin kurulduğu 1923 yılından bu yana, suya sabuna dokunmayan, sadece günü kurtarmaya yönelik politikalarla, insanlarımız hep güdük ve bereketsiz bir yapıya teslim edilmişlerdir. O koca Osmanlı’nın zihinlere işlediği ‘Devlet-i Aliyye’ fikriyatından geriye kala kala, her işini Amerika ile Avrupa’ya danışan ve bütün yöneticilerine icazeti bu devletlerin verdiği güdümlü bir ülke  kalmıştır ne yazık ki...

Daha düne kadar Padişah’ın atının üzengisini öpmek için sıraya giren Batılı’ların, şimdi oyuncağı olmuş durumdayız... Bir devlet düşünün ki; o devletin tüm kritik ve stratejik kararlarını sizin adınıza Batılı başkentler alıp uygulamaya koysun...

Ve bu rezil uygulamayı da uzun yıllar pervasız bir biçimde yapsınlar. Bu haysiyeti çok düşük olan uygulamayı da bizlere yıllarca malum medya tarafından ‘Kurtuluş’ olarak lanse edildi. Sanki biz kendi kararlarımızı kendimiz alamıyormuşuz gibi; hep dışardan güdümlü siyasetçilerin dayatmalarını kabul etmek zorunda kaldık.

Her 10 yılda bir darbenin yapıldığı ülkemizde, ileriye sürülen gerekçe de hiç değişmedi ne hikmetse... Bütün darbelerin dayandığı hukuki (!) gerekçeler hep ‘Laiklik elden gidiyor’ olarak tescillenmiş ve orta oyunu da yıllarca utanmadan sahnelenmiştir. Bacasız endüstri diye niteleyeceğimiz bu ‘Darbe’ oyunları ile milletin kanı resmen emilmiş ve bu insanları yoksulluğa mahkum etmişlerdir hayasızca.

Bu oyunu farkedenleri de, bir yolunu bulup tasfiye etmişlerdir. 1960 darbesi de bu oyunların farkına varan Demokrat Parti’nin tasfiyesi için yapılmış ve hiç bir suçu olmayan merhum Adnan Menderes ve arkadaşları darağaçlarına gönderilmişlerdir. Bu alçakça oyunları hep yapageldiler. Binlerce insanın ölmesi onlar için bir önem arzetmiyordu zaten. Varsa yoksa, bu beyzadelerin gemisi yürüsündü...

Ama; şimdilerde bu provokasyonları bir türlü kıvamına getirip, istedikleri oyunu sahneleyemiyorlar... Bütün kudurmaları ve huysuzlanmaları işte bundandır... Her türlü iftirayı atmakta imtina etmiyorlar. Yeter ki Recep Tayyip Erdoğan, iktidardan insin... O kadar gözleri dönmüş ki; kendi ülkelerini gidip, başka devletlere şikayet etmeye kadar vardırdılar işi... Ama Elhamdulillah; bu oyunları bu millet yutmuyor artık...

Ne yaparlarsa yapsınlar, bu çakalların gerçek yüzleri ortaya çıkmıştır... Bu millet kendine hizmet eden kadroları bu kadar ucuza yedirmeyecektir. Ne yaparlarsa yapsınlar; Türkiye, uzun zamandır kaybettiği ‘Büyük Devlet’ bilincine tekrar kavuşmaktadır. Ve bunu sağlayan bu iktidara da müthiş bir sevgi seli vardır.

Bu millet, kimin ne yaptığını çok ama çok iyi biliyor... Türkiye yine önlenemez bir şahlanışa doğru dolu-dizgin yol almakta... Bu yolda yürürken kardeşliğimizi unutmayalalım. Birbirimizi kırmayalım . Bu gemi batarsa hepimizin de batacağını unutmayalım.

Ey kardeşlerim Allah'ın adaleti mahşeri Kubra hesap günü çok yakın unutmayalım. O günkü sadece amellerin doğruluğun işe yarayacağı gündür… Bize düşen saflarımızı sıklaştırıp; dosta düşmana gücümüzü en güzel şekilde göstermektir…

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Avrupa Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim