• BIST 82.796
  • Altın 147,560
  • Dolar 3,7818
  • Euro 4,0344
  • İstanbul : 7 °C
  • Berlin : -3 °C
  • Paris : 1 °C
  • Amsterdam : -3 °C
  • Zürih : -4 °C
  • Moskova : -5 °C
  • Lefkoşa : 17 °C

Atatürk, Ruşen Eşref'e Hangi Kaygısını Aktardı?

18.10.2013 23:51
Fikret Özdemir / www.fikretozdemir.com

Fikret Özdemir / www.fikretozdemir.com

MANEVİ POTANSİYELİMİZİN BATARYALARI...

 

Belirli bir kesim hep bir Avrupa sevdasıdır tutturmuş gidiyor.Bir yandan da geçmişin ne kadar ilkel ve o dönem devletin gerici olduğu naralarını da atıyor.Ama bilmiyor ki aslın da hakaret ettiği kendi dedesi. Ama tarih bizlere gerçekleri söylemekten bıkmıyor.Bugün sizlerle tarihin sözüm ona ilericilerine vurduğu tokadı hem de sığındıkları ve her noktada O’nun adını kullandıkları Atatürk’ten tarihi bir tokatı aktaracam

 

Yıllardır Kemalizm, toplumu dininden, inancından, ahlâkından, tarihinden, mânevî kültür birikiminden mahrum etti. Milletin “mânevî potansiyelinin bataryalarını boşalttı.” Bunu bizzat M. Kemal de itiraf eder.

 

Ruşen Eşref'ten naklen İsmet Bozdağ bakınız neler anlatıyor;

1928 yılı olsa gerekti. Sıcak bir yaz günü Yalova'daki Atatürk köşküne gitmiştim.

"Başbaşa konuşuyorduk. Düşünceli bir hali vardı. Konuşurken, gözleri ara sıra dalıyor, sonra toparlanarak yine sözlerini sürdürüyordu. Ben izin isteyerek ayrılmak istedim. Bırakmadı.

"Otur, seninle birşey konuşaçağım" dedi. "Oturdum. Ne diyecegini bekliyordum. O masanın üzerinde duran bir kitabı eliyle gösterdi; tarih felsefesiyle ilgili Fransızca bir kitaptı. "Bunu okudum, bütün rahatım kaçtı" dedi. "Ben telaşlandım: "Aman Paşam nasıl bir kitap bu böyle? Müsadenizle göreyim" diyerek kitaba uzanacak oldum. Beni eliyle durdurdu: "Bırak şimdi. Kitap önemli değil. Yazdıklarıını sen de ben de biliyoruz.

Ama gözden kaçırdıgım önemli proplemi daha hatırlatmış oldu... Derin derin düşünmeye başladım." Bir süre sustu gökyüzü gibi gözleriyle yüzüme bakarak: "Yaptıklarımız tehlikede'' dedi "ben heyecanlı sordum: "Hangi yaptıklarımız?" "Aman paşam olamaz... Devletimiz'in dışta, içte itibarı büyük asayiş sağlanmış, memleketi onarıyoruz. Her şey ilerlediğimizi gösterirken, yaptıklarımız nasıl tehlikede olabilir?" "Biliyorum, biliyorum" diye başını salladı. Sonra gülümseyerek konuşmasını sürdürdü.

Maddi potansiyelimiz yerinde. Ama manevi potansiyelimizin bataryaları boş!" "Ben Atatürk'ün bu sözlerinden hiçbirşey anlamamıştım. Susup beklemeye başladım. O anlattı "1910'larda Abdullah Cevdet maskarasının içtihad'ında bir yazı okumuştum, hiç unutmam. Milliyetlerin maddi ve manevi varlıklarından söz ediyordu.

Bir asker olarak beni çok ilgilendirmişti. Bu yazı Alaman düşünürü Ludwing 'in bir yazısı idi... "Manevi boşlukları doldurmamış, beslenmemiş milletlerin, hangi maddi düzeyde olursa olsun, birgün çökecegini anlatıyor, ispatlıyordu... "Bunu ben kolay anlayabilirdim; askerdim, bir ordunun morali bozulmuşsa, hangi maddi gücü bulursa bulunsun, savaşı kazanamazdı...

Ludwing, milletlerinde böyle oldugunu ispatlıyordu. "Bütün hayatımda bu temel fikri hiçbir zaman bir kenara koymadım. Ne yapsam, neye karar versem, maddi sorumlulukları ve riskleri tartar, gözden geciririm. Cumhuriyeti ilan ederken de şapkayı giyerken de arap harflerini bırakırken de düşünüp taşınmışımdır, sonra yapmışımdır. "Her neyse, bugün şu kitabı okuyordum. Yazar bir yerinde: "Tarihten, zaferlerden, büyük adamlardan yoksun milletler, maddi imkanları geniş olsa da ciddi bir sallantıya dayanamazlar, çöküp giderler" diyor.

Birdenbire düşündüm; laikiz dedik, dinle ilişkimizi devlet olarak kestik. Cumhuriyetimiz dedik, rejimimizi tehlikeye düşürmemek için saltanat devrini kötüledik. "Kazanılmış büyük zaferleri bile, zaferleri bile, birkaç satırla geçiştirmeye başladık. Latin harflerini aldık, yeni kuşakları binlerce yıllık geçmişin hazinesinden yoksun bıraktık. "Biliyorsun, bunları yapmak zorundaydıık bizé Batının bir parçası olması gerekti. Ama ya açılan manevi çukurlar? Bunlar yaptıklarımızı giderek tehlikeye düşürür! Bugünün meselesi değil bunlar elbet. Ama biz yüz sene sonrasını bugünden düşünmek zorundayız.

Kaynak: İsmet Bozdağ 1-Milliyet, 16 Kasım 1974. 2-Lem’alar, YAN, Ocak 2005, s. 421.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Avrupa Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim