• BIST 84.208
  • Altın 147,160
  • Dolar 3,7746
  • Euro 4,0581
  • İstanbul : 6 °C
  • Berlin : 0 °C
  • Paris : 1 °C
  • Amsterdam : 2 °C
  • Zürih : -5 °C
  • Moskova : 0 °C
  • Lefkoşa : 12 °C

Atina’dan terör, ekonomik kriz ve cami tartışmaları

08.11.2010 11:14
Ahmet İncel

Ahmet İncel

Hafta sonu komşuda misafirdim, yani Yunanistan’daydım. Son günlerdeki Atina çıkışlı mektup bombalar nedeniyle Selanik ve Atina havaalanındaki sıkı güvenlik önlemleri dikkati çekiyordu. Her zaman olduğu gibi sıkı önlemler beni hiçbir zaman rahatsız etmedi, çünkü tüm bu önlemlerin bizlerin güvenliği için yapıldığının bilincindeyim. AB ülkesinden geldiğimizden yurt içi uçuş gibi algılanması gerektiği halde, kıtalararası uçuş gibi önlemler vardı. Havalimanı'ndaki aramalarda Brüksel merkezli biri Euopol'ün (AB karma polis gücü) diğeri Avrupa Mahkemesi'nin adreslerini taşıyan, patlayıcı madde dolu iki zarfla birlikte 48 saat içinde 13'ten fazla bombalı zarf imha edildi. Zarflardan adresine gönderilenler arasında Fransa Devlet Başkanı Sarkozy, Almanya Başkanı Merkel ve son olarak İtalya Başbakanı Berlusconi var.

Havalimanından kalacağımız yere getiren taksi sürücüsünün geçen gelişimde olduğu gibi yine tatlı Yunan lehçesiyle yol boyunca İngilizce olarak Atina’nın güzelliklerini bizi anlatmaya çalışması, bana nedense aklıma Türkçe konuştukları halde anlamakta zorlandığım İstanbul Atatürk Havalimanı taksi sürücülerini getirdi!

 

2004 olimpiyatlarında yapılan tüm alt yapı modernleştirilmesiyle daha da güzelleşen Atina’da esnaftaki burukluk dikkatimi çekti. Son ekonomik krizden oldukça etkilenmiş olacak ki müşteriye karşı olan birkaç yıl önceki burun büyüklüğü kalmamış. Alış veriş yapman için adeta gözünün içine bakıyorlar. Ama Atina’nın Beyoğlu sayılan Plaka  semti civarındaki canlılıkta ise bir azalma görmedim. Atinalılar biz Türkler gibi “Ayran olmadığı halde traktörle gitme” deyime uygun yaşıyorlar. Cumartesi akşamı tüm eğlence yerleri tıklım tıklım dolu idi... Hele bana Paris’i hatırlatan o meşhur pastahanevari kahvelerdeki kravatlı- takım elbiseli, saçları briyantinle taranmış şık erkeklerin sohbetleri de aynen sürüyor. Onlar da bizdekiler gibi kahvelerini yudumlarken, vatanı kurtarıyorlar, “ne olacak bu Yunanistan’ın hali diyorlar”...

 

Hemşehrilerim dediğim İstanbul göçmeni Atinalılara değinmeden geçemeyeceğim. Sadece, Rum oldukları için vatanlarını terk etmek zorunda kalan ve burada Türk olarak adlandıran bu güzel insanların gözleri, hala bir Türk gördüklerinde doluyor. 1964 yılında Türk ordusunda askerlik yaparken tezkere alıp İstanbul’a evine döndüğünde, her şeyini yağmalanmış bulan Yorgo’nun her iki sözünden biri İstanbul... Onların öykülerin başka bir yazıda anlatmak isterim...   

Gittiğim her yerde olduğu gibi burada da Cuma namazı kılma olanağı aradım. Yaklaşık iki yüz bin Müslüman’ın yaşadığı Atina’nın camisi olmayan tek AB ülkesi olduğu gerçeğini öğrendim. Camisi olmayan derken, açık olmayan camisi demek istedim. Yoksa, kente eskiden 15 ayrı cami varmış ve bugün  bunlardan sadece 4'ü ayakta kalmayı başarmış. Mustafa Ağa Camii, Fethiye (Fatih) Camii, Aşağı Çeşme Camii ve Kale Camii. Fatih Sultan Mehmet'in 1456'da Atina seferi sırasında Roma Agorası'nda temeli atılan Fatih (Fethiye) camisinin, son günlerde Türkiye’deki açılımlara jest olarak iki yıl içersinde restore edilmesi tartışılıyor.

Monastır metro durağının yanındaki Mustafa Ağa (Tsisdaraki) Camisi’ni ise her görüşümde içim burkuluyor. 1764 yılında inşa edilen, ancak Yunanistan'ın bağımsızlığını kazandığı 1821 yılından sonra minareleri yıkılarak bugün Güzel Sanatlar Galerisi olarak kullanılacak hale getirilen Mustafa Ağa Camii, Atina'nın meşhur Plaka Meydanı'nda yer alıyor. Uğradığı tüm dejenerasyona rağmen halen dimdik ayakta duran ve bu haliyle bile Osmanlı'nın ihtişamını gözler önüne seren tarihi cami üç kattan oluşuyor.  Alt katında bedesten şeklinde yapılmış dükkanlar, hemen üzerinde ise ibadethane bölümü bulunuyor. Ancak, geçmişte Müslümanların 5 vakit namazda el açıp Allah'a yöneldikleri caminin içersindeki teşhir reyonlarında şimdi porselen tabak-çanak, Anadolu’dan göçen Rum ustaların resimleri  sergileniyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın gerçekleştirdiği Atina ziyaretleri sırasında açılması talebinde bulunduğu caminin ibadete açılması da tartışılan konular arasında.

Bu camiyle ilgili sohbet ettiğim Yunanlılar ise caminin yapımında Olimpia’daki Zeus tapınağından taşlar kullanıldığı için lanetli olduğunu söylediler. Ayrıca zamanında atalarımız minarelerden atalarını attıkları için minareleri yok etmişler...

Bu camiyi her ziyaretimde aklıma hep Anadolu’da ve Kıbrıs’ta gördüğüm harabe halindeki kiliseler  geliyor. Oralarda da çok üzülmüştüm. Bence camiler kiliseye veya müzeye, veyahut kiliseler cami veya müzeye dönüştürülmeye çalışılmamalıdır.  Allah’ın evleri yapıldığı amaca uygun bırakılmalıdır.

Cami konusundaki en olumlu son gelişme ise hükümetin geçtiğimiz günlerde Savunma Bakanlığı’na ait Votanikos semtindeki 17 dönümlük arazinin cami yapımı için tahsis edilmesine karar vermesi sanırım. Yunanlılar buraya beş yüz kişilik cami yapılmasını planlarken, Müslümanlar daha büyük bir proje diliyor. Atina'ya cami yapılmasına ilişkin yer tahsisinin kesinleşmesi, birçok kişi tarafından Türkiye'nin son dönemdeki tutumuyla ilişkilendiriliyor. Atina, Türkiye'nin Heybeliada Ruhban Okulu ile Bizans kiliselerinin yeniden açılmasına karşılık vermek amacıyla, cami projesinin hayata geçirilmesinde adım atmayı sürdürüyor.

Özetle, Atina’da Cuma namazını kılamamanın üzüntüsünü yaşadım. İnşallah bir dahaki sefere...

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Avrupa Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim