• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul : 6 °C
  • Berlin : 3 °C
  • Paris : 0 °C
  • Amsterdam : 5 °C
  • Zürih : -6 °C
  • Moskova : -3 °C
  • Lefkoşa : 14 °C

Bakmak ve görmek

21.06.2011 13:16
Ahmet İncel

Ahmet İncel

Sanıyorum ilk okul kitabındaydı... Bakmak ve görmek. Bakmakla görmek arasındaki farkı çok güzel bir biçimde, çok ilginç bir biçimde anlatan bu okuma parçası hala belleğimde kaldığına göre beni epeyce etkilemiş olmalı…

 

Uyanık kaldığımız ve gözümüz açık kaldığı sürece bakıyoruz, ama görüyor muyuz acaba? Geçen hafta boyunca Almanya ve Avusturya Alplerindeydim. 2050 metre yükseklikte yaşamımda ilk kez siyah Alp kertenkelesi gördüm. Zirvedekiler, Alplerden manzara seyretmeye dalmışken, otların arasında onu görünce çok mutlu oldum. Sadece Alplerde zirvelerde yaşayan bu nadir hayvanı sadece bakmakla kalmayıp, görme duygumu da işlettiğim için görebildim.

 

Her gün işe giderken evimizin önündeki ağaçta kuş yuvasının olduğunu farkında bile olmayız. O yuvadaki kuşlar yumurtlar, yumurtadan yavrular çıkar, bu yavrular uçmaya çalışırlar ve başarırlar... Biz sadece o koca ağaca bakıp geçeriz... İşte bu aldırmazlığımızla ve kendimizi günün stresine kaptırdığımızdan yaşamı tam içinde yaşamak yerine yanımızdan geçip gittiğinin farkına bile varmayız. Bazı insanlar kendi aileleri içinde bile eşlerine ve çocuklarına sadece bakarlar ama onları tam olarak göremezler. Görmek için ille de göz de gerekmez, isteyen duygularıyla başarabilen de kalp gözüyle görebilir. 

 

İşte bu görmenin peşinde yıllardır beş kıtayı dolaştım ve dolaşmaktayım... Allah Dünyayı o kadar güzel yaratmış ki görecek sayısız nesneler, harikalar var... Avustralya’nın Warrnambool kıyısında anne balinaların yavrularını eğitmelerini izlerken, Karayipler’de yavru kaplumbağaların yumurtadan çıkar çıkmaz sanki bir çağrı duymuşçasına denize doğru akın etmelerini izlerken veya Kuzey Afrika çöllerinde bir damla su olmayan bölgelerde yaşayabilen yaratıkları izlerken hep evrenin yüce mimarının mucizelerini gördüm.  

 

Kuran da bize “Yeryüzünü gezin, dolaşın” der. Tevbe Süre`sinin 112 ayetinin gezenleri de cennetle müjdelenenler arasında

sayması gibi birçok ayet geziyi teşvik eder. Ama tabii, bu ayetlerde kastedilen, gezip dolaşırken ibret alabileceğimiz ve görmeyi öğreneceğimiz geziler olmalıdır. Zaten İslam’ın şartlarından biri olan Haç ta bir tür gezi değil mi? Ne mutlu ki Haçta kalp gözü ile görebilenlere...      

 

Bakmak ve görmek konusunu bir fıkrayla kapatmak isterim:

 

Karı-koca birlikte tatile çıkarlar. Gittikleri yerde kamp kurarlar. Tatillerinin ikinci gününün akşamı güzel bir yemek yiyip uykuya dalarlar.

Birkaç saat sonra kadın uyanır ve kocasını da uyandırır. Adam uyku sersemidir güzel bir rüyadan uyandırıldığı için de biraz kızgındır.


"Ne oldu? Ne istiyorsun?" diye sorar.

"Yukarıya bak ve bana ne gördüğünü söyle. "

Adam gökyüzüne bakar ve cevap verir:

"Bunun için mi uyandırdın beni?. Baktım işte. Bir sürü yıldız görüyorum, ışıl ışıl parlayan milyonlarca yıldız." Karısı tekrar sorar: "Peki, bu sana neyi gösteriyor?" Artık iyice uykusu kaçan adam biraz düşünür ve cevap verir: "Teolojik olarak Allah’ın  kudretini ve kendi acizliğimizi görüyorum. Felsefi olarak, evrenin sonsuzluğunu ve onun karşısındaki önemsizliğimizi görüyorum. Astronomik olarak galaksilerin, yıldızların, gezegenlerin varlığını görüyorum. Yıldızların konumuna bakarak saatin 3 olduğunu, Meteorolojik olarak da bugün havanın çok güzel olacağını görüyorum. Niye sordun bunu bana? Sana neyi gösteriyor?"

"Çadırımızı çalmışlar...''

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Avrupa Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim