• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • İstanbul : 5 °C
  • Berlin : -5 °C
  • Paris : -2 °C
  • Amsterdam : -5 °C
  • Zürih : -4 °C
  • Moskova : -8 °C
  • Lefkoşa : 6 °C

BİR KADINLAR GÜNÜNÜN ARDINDAN

10.03.2015 12:12
Ahmet İncel

Ahmet İncel

Birkaç gündür rahatsızım, fakat dünden beri medyadaki bu “Kadınlar günü” kutlamaları haberleri beni hasta yattığım yerden bu satırları yazmaya zorladı...

 

Bir şey hep dikkatimi çekmiştir, sonradan uydurulan bu kandil gecelerinde bana mesaj atan arkadaşlarımın çoğunluğu camiyle, namazla pek ilgisi olmayan arkadaşlardır. Kimseyi herhangi bir şekilde başkalaştırmak veya kınamak gibi niyetim kesinlikle yok, ama bu kesimin kandil merakının sırrını hala çözemedim.

 

Kadınlar günü etkinliklerinde en fazla öne çıkan, en çarpıcı mesajları veren, sosyal medyada bu konuda en fazla paylaşım yapan erkekler de bana nedense bu kandil meraklılarını hatırlattı.

 

Dün Dünya Kadınlar Günü diye Türkiye’de yine abartılı bir kutlamalar, etkinlikler yapıldı.  Amerikan icadı kadınlar günü, kadınların en çok şiddet gördüğü ülkelerin başında gelen Türkiye’de ne hikmetse en candan kutlanıyor.

 

Daha dört ay önce "Kadın ile erkeği eşit konuma getiremezsiniz, o fıtrata terstir. Tabiatları bünyeleri fıtratları farklıdır” diyen Erdoğan, dün yayınladığı reklam spotunda “Kadına şiddet, insanlığa ihanettir” diyor. Zaten “fıtrat” kisvesi altında sizler erkeğe bir şekilde şiddet uygulama ehliyetini vermişsiniz, sadece kadınlar günü diye şimdi maval okuyorsunuz... 

 

Şiddetin kadını erkeği olmaz, şiddetin her türlüsüne karşı olunmalıdır, hem de ne adına olursa olsun. Günümüzün modası ise maalesef din adına şiddet...

 

Kadına şiddet konusunun altında bazen bir derecede olsa yine kadınların yattığını düşünüyorum. Bunu erkek olarak söylüyorum, çünkü yetiştirilme tarzımdan biliyorum. Benim,  daha çocuk iken sınırsız haklarım varken, ablamın her şeyi kısıtlı idi. Ben ev işine yardımcı olmaya kalktığımda “otur erkek adamsın, ablan yapar” derlerdi. Açıktan konuşulmayan bir şekilde, ev işine yardım ettirilen erkek çocuğunun homoseksüel olacağı endişesi vardı. Özellikle anneler oğullarına çocuklarından itibaren aile içerisinde çok özel bir konuma getirip,  ona her hakka sahip bir doğa üstü insan havası veriyorlar. Hele bazı anneler oğulları evlendikten sonra aileye giren yeni kadını adeta kendi kraliçeliğine tehdit olarak algılanmaya başlıyorlar. “Kaynanalık” rolüne giren bu anneler oğullarını “adam ol, karına evin reisi kim olduğunu göster” gibi saçma ifadelerle kışkırtıyorlar.  Bu dolduruşlarla kendini gerçekten de doğa üstü varlık olarak hissetmeye başlayan zayıf karakterli erkekler, aileyi sanki Kızılderili kabilesi olarak algılayıp reislik taslamaya başlıyorlar. Tabii bu zayıflıklarını örtüp, kendilerin güçlü göstermek için de şiddete başvurmaktan çekinmiyorlar.

 

Hele bir de biz de iğrenti duyduğum bir laf vardır: “Kocam değil mi döver de sever de”... Hayvanların dövülmemesi için mücadele verdiğimiz bu çağda kocasının kendisini dövmesini doğal karşılayan bir kadını anlamakta oldukça zorlanıyorum. Sanırım kendisini hayvandan da aşağı görüyor. 

Bir de “karı koca arasına girilmez” sözü... Hayır efendim girilir... Hem de nasıl.. Komşum  karısını  gece gündüz dövüyor ve ben de zavallı kadının çığlıklarına bu sözün arkasına sığınıp kulak tıkıyorsam benim insanlığımda bir sorun var demektir...

Kadına uygulanan erkek şiddetinden yakınan anneler, oğullarınıza kadına saygıyı öğretin bu şiddet sona erer... 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Avrupa Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim