• BIST 84.208
  • Altın 147,005
  • Dolar 3,7769
  • Euro 4,0596
  • İstanbul : 6 °C
  • Berlin : 0 °C
  • Paris : 0 °C
  • Amsterdam : 1 °C
  • Zürih : -7 °C
  • Moskova : -7 °C
  • Lefkoşa : 9 °C

ÇANAKKALE’DE BİR KAHRAMAN FİLİSTİN’DE BİR VATAN HAİNİ

02.02.2015 22:25
Ahmet İncel

Ahmet İncel

Çanakkale savaşı deyince aklımıza hep “Kahraman Türk Askeri” gelir, Ermeni deyince de soykırımı iddiasında bulunan ve o zamanlar Osmanlı’yı sırtından vuranlar gelir...  Bu yazımda size bu klişeleri bozacak bir yaşam öyküsünden bahsetmek istiyorum...  Osmanlı yüzbaşısı Sarkis Torosyan’dan…

 

Yüzbaşı Sarkis Torosyan  veya Torrossian 1891’de Kayseri Everek (bugünkü Develi) doğdu. Edirne Rüşdiyesi’nde okurken en yakın arkadaşı Arap kökenli bir paşanın oğlu Muharrem’in babası ve Jön Türklerin 1908’de getirdikleri reformlar sayesinde gayrimüslim olmasına rağmen zorlukları aşıp askeri okula girmeyi başarıyor. 1914’de topçu subayı olarak Harbiye’yi bitiren Sarkis, Almanya’ya eğitime gönderiliyor.  Daha sonra da  Çanakkale Boğazı’nın hemen ağzındaki ünlü Ertuğrul Tabyası’na komutan olarak atanıyor. Kısa süre sonra savaş başlıyor. Bilindiği gibi müttefik donanması Çanakkale harekatına aralarından Ertuğrul’un da bulunduğu öndeki tabyaları yerle bir ederek başlayacaktır. Buradaki başarılı direnişinin ardından Torosyan, Hamidiye Tabyası’na atanır ve 18 Mart günü burada savaşır ve ağır yaralanır. Tedavi gördükten sonra bizzat Enver Paşa tarafından Harp Madalyası’yla ödüllendirilir. Sonra Makedonya, Romanya, Irak ve Filistin cephelerinde savaşır. Kendi yazdığı anlarında biri Ertuğrul diğeri Hamidiye tabyası komutanıyken iki İngiliz zırhlısını batırıp bir denizaltının ele geçirilmesini sağladığını anlatıyor. .
 

Torosyan cepheden cepheye koşarken, altı yıl boyunca ailesini görmüyor, sadece mektuplaşıyor. Bu arada Ermeni Tehciri başlıyor. Torosyan, tüm endişelerine rağmen,  „Osmanlı subayı“ olduğu sürece ailesine dokunmayacaklarını düşünüyor. Ayrıca, Enver Paşa’nın Ermeni subayların ailelerine dokunulmaması için talimat vermiş olması onu rahatlatıyor.  Ama azılı bir Ermeni düşmanı olan kaymakam Salih Zeki Bey, bu emirlere aldırmayıp Torosyanlar'ı da sürgüne yolluyor. Bu sürgünde annesi Vartuhi ve  babası Ohannes öldürülüyor, sadece kız kardeşi Bayzar kurtuluyor. Daha sonra Tel Halaf’ta bir kampta bulduğu kız kardeşi Bayzar ve  nişanlısı Jemileh (Cemile) hastalıktan ölüyor.

 

Yüzbaşı Torosyan Osmanlı için cephelerde savaşırken, bir yandan ailesinin izini sürüyor. Anne babasının tehcirde öldüğünü duyan Torasyan’ın içinde bir intikam duygusu uyanmaya başlıyor. Daha sonra bu duyguyla taraf değiştiren Torosyan, yüzlerce Osmanlı askerinin öldürülmesine neden olacaktır... Filistin cephesindeyken gizlice isyancılara katılıyor ve Eylül 1918’de Filistin bozgunu olarak tarihimize geçen İngiliz taarruzu sırasında “Osmanlı’yı arkadan vurduğu” anlatılan Arap süvarilerden bir bölümünü komuta ediyor… Duygularını unutup kendini intikamın sıcaklığına kaptırmış bir askere dönüşüyor. 

 

Fransızlar’ın kurduğu Ermeni lejyonuyla Anadolu’ya giren Torosyan kitabın ilk sayfalarından itibaren andığı ‘emperyalist komplo’nun farkına varınca savaşına son verip Amerika’nın Pensilvanya eyaletine göç ediyor. 17 Aralık 1954’de burada yaşamını yitiriyor.

 

Yüzbaşı Sarkis Torosyan’ın anılarını içeren „Çanakkale’den Filistin cephesi’ne „ adlı kitabının Sosyolog Ayhan Aktar’ın emeğiyle hazırlanan Türkçe versiyonu İletişim yayınları tarafından 2012’de basıldı.

 

Yazının başında da dediğim gibi, binlerce kitaba konu olan Çanakkale Savaşları kayıtlarında bir Ermeni  komutandan pek bahsedilmiyor. Aktar, Torosyan’ın Ertuğrul Tabyası’nın hiç anılmadığını, Hamidiye Tabyası komutanının da isminin boş bırakıldığını tespit etmiş. Genelde, Osmanlı Ordusu’ndan değil, sadece „Türk ordusu’ndan bahsedilir. Cephede savaşanların hepsi de  Türk ve Müslümandır… Osmanlı ordusunda Türklerin, Kürtlerin, Arapların, Çerkezlerin, Boşnakların Gürcülerin ve Arnavutların yanı sıra Ermeniler, Rumlar ve Yahudiler’in de bu vatan için canlarını verdikleri genelde göz ardı edilir.

 

Birinci Dünya Savaşı’nın en sıcak günlerinde, Şişli’deki Fransız La Paix  Hastanesi’nde, uzayıp giden şehitler listesini okuyan Prof. Dr. Mahzar Osman’ın anlatımıyla, 215 kişinin adının yazılı olduğu şehitler listesinde 75 gayrimüslim tabibin adı geçiyor. Bu 75 tabibin 18’i Yahudi, 32’si Ermeni, 25’i ise Rum ve diğer Hristiyanlar… Çanakkale savaşlarında, Osmanlı Ordusu saflarında yaşamlarını yitiren ve kimlikleri tespit edilebilen 105 gayrimüslim, vatan evlâdı var.


Acaba Çanakkale’de savaşırken ölümcül yara alan alay tabibi Yüzbaşı Dimitroyati’nin, omuz omuza savaştığı Ali Çavuş’a söylediği şu sözleri kaçımız biliyor : "Bak Ali Çavuş, öldüğümde beni gavur-mavur deyip başka yere gömmeye kalkarlar. Sakın, beni sizden ayırmalarına müsaade etme".

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Avrupa Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim