• BIST 82.363
  • Altın 147,310
  • Dolar 3,7689
  • Euro 4,0344
  • İstanbul : 8 °C
  • Berlin : 0 °C
  • Paris : -1 °C
  • Amsterdam : 0 °C
  • Zürih : -4 °C
  • Moskova : -5 °C
  • Lefkoşa : 12 °C

Çiftlik fabrikası

27.08.2011 13:02
Ahmet İncel

Ahmet İncel

Çevremdekilerin sadece Türkiye’yi kast ederek “izine gitmiyor musun?” sorularına inat sıra dışı tatillerime devam ediyorum. Bu hafta çocuklarımı kıramadım ve Almanların ünlü “Çiftlikte tatil” akımına kapıldım. Geçen haftayı Bavyera’nın en güzel yörelerinden Allgaeu bölgesinde yüksek bir yerde bir çiftlikte geçirdim. Çiftlik tatili deyince aklıma gelenler sabah horoz ötmesiyle uyanmak, folluktan alınan taze sıcak yumurtayla ve de taze sağılmış inek sütüyle yapılan kahvaltı. Tabii ekmek de, peynir de çiftlikte yapılmış olacak...

 

Gittiğimiz bize çiftlikte içinde kablosuz internet bağlantısına kadar her türlü lüksü bulabileceğimiz son derece modern bir duplex ev tahsis edildi. Etrafımda Bavyera’nın “Dirnl” denilen dekolteli geleneksel kıyafetlerini giymiş köylü kızları veya kısa deri pantolon giymiş köy delikanlılarını arıyorum bir tane bile yok. Sadece Doğu ülkelerinden gelmiş ağızlarında sigara, pis sakallı, plastik çizmeli tipler görüyorum. Bunlar ne yapıyor? diye soruyorum, “İnek sağıyorlar” diyorlar. Tabii, seksi bir şekilde inek sağan Bavyera kız hayalim anında yerlerde... “Nasıl oluyor?” diyorum, ahıra (pardon bu kelime bu mekana biraz hakaret oluyor) götürüyorlar. Elli civarında inek, askeri bir düzen içersinde, tek sıra halinde kabinlerde sıraya girmişler ve bu işçiler onların memelerini makineye bağlıyorlar. Makinenin sağdığı süt, borularla ana hata ve oradan da doğrudan dışarıdaki tankere yükleniyor. Bu arada bağlı bulunulan bilgisayar sistemi sayesinde her ineğin verdiği süt miktarı hesaplanıp merkez sisteme yükleniyor. Her ineğin kulağına monte edilmiş çipe de ineğin tüm yaşamı, hastalıkları, kişisel bilgileri ve verdiği süt başarısı, boğa ise diğer alandaki başarısı yükleniyor. Ayrıca bu çipe, ineğin kendine özgü vitamin ihtiyacına göre hesaplanmış yem türü ve miktarı yüklenmiş, ineklerin kabineleri sadece bu çipe göre açılıyor ve kendine özgü kişisel yem dağıtımı yapılıyor. İneğin yanlış kabineye girmesi ve de yanlış yem yemesi bu çip sayesinde engelleniyor. Çiftlik fabrikasının tüm duvarları ve çatısı da elektronik olarak hava durumuna göre açılıp kapanıyordu.      

 

Farkında mısınız, sanki çiftlikten değil gelecekteki bir yaşamdan söz etmeye başladım. Bu yüksek teknolojik “çiftlik fabrikası” benim tüm çiftlik hayallerimi yıkarken, çiftlik sahibi hatırımıza kızımın bir kez eski usulden inek sağmasını “nostaljik” olarak izin verdi.

 

Ha, çiftliğin Paulo ve Panço adlı iki eşeğinden bahsetmeden geçemeyeceğim. Bu bildiğimiz iki eşek bizim köylerdeki eşeklere benzemiyor. Bunların sırtına hiç binilmemiş, semer diye bir şey tanımıyorlar... Öyle bir şey düşünülemezmiş bile... İlle de eşeği gezdirmek istiyorsak yularını tutup çiftlik etrafından gezdirebileceğimizi söylediler. Bunu bizim oralardaki eşekler duysa buralara iltica etmek için akın etmezler miydi? Hem aşırı yük taşımaktan hem de köy delikanlılarının tacizlerden kurtulurlardı...

 

Umarım, hayalimdeki çiftlik tatilini bir gün Anadolu’da yaparım...           

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Avrupa Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim