• BIST 81.618
  • Altın 145,694
  • Dolar 3,7670
  • Euro 3,9908
  • İstanbul : 6 °C
  • Berlin : -4 °C
  • Paris : 2 °C
  • Amsterdam : 1 °C
  • Zürih : -4 °C
  • Moskova : -1 °C
  • Lefkoşa : 13 °C

Cihat mı cinayet mi? Bir canlı bombacının öyküsü

22.12.2010 23:05
Ahmet İncel

Ahmet İncel

 

Daha on yaşında iken Irak’taki savaştan ailesiyle birlikte İsveç’e kaçtı. Ailesiyle birlikte yaşadığı Stockholm’e yaklaşık 250 kilometre uzaklıktaki Tranas kentinde okula gidip İsveççe’yi çok kısa zamanda mükemmel bir şekilde öğrendi. Hatta “Hitz FM” adlı İsveç radyosunda DJ’lik bile yapmaya başladı. Birçok kadınla arkadaşlık kurup,i gece hayatında bol bol alkol tüketimi yaptı. 21 yaşında fizik tedavisi uzmanı öğrenimi görmek üzere gittiği Londra’da tanıştığı bir Romanyalı bayanla evlendi. Bu arada İsveç pasaportuna sahip olmasına rağmen Londra’ya yerleşti. Bu arada iki kız bir de olan çocuğu sahibi oldu. Facebook gibi sosyal paylaşım sitelerinde güneş gözlüklü ve oldukça yakışıklı pozu resimlerini sergileyen bu genç, 11 Aralık’ta Stockholm’un en işlek alış veriş merkezlerinin bulunduğu bir caddede beline doladığı bombaların fitilini ateşleyip kendini havaya uçurdu. Allah’ın bir mucizesi ki bomba erken patlayınca hiçbir masun bu olayda yara almadı...




Evet, bahsettiğim kişi Taimour Abdulewahab al Abdaly... 28 yaşındaydı... Yukarıdaki yaşam öyküsüne sahip bir insanın nasıl böyle bir olayı yapabileceğini insanın aklı almıyor. Hele bir de onun resimlerini görünce, inanamıyor... Nedir bu insanları bu hale getiren sapık fikir? Böyle bir insan nasıl kendinin ve olası onlarca masumun katili haline gelebiliyor? Nasıl bir beyin yıkma bu?




“Cihat”, “Cihat” diyerek Kuran’ı bir cinayet aracı haline getiren bu caniler nasıl düşünemiyor ki bu alemde hiçbir din yoktur ki Allah’ın yarattığı masumun canını alma hakkını sana versin. 11 Eylül’ü yapanlar da okumuş, kültürlü geçinen insanlardı... Nasıl böyle bir şey yapabildiler? Bazen “bu insanların ruhlarında bir şekilde şiddet eğilimi var. Bunu kullanmak isteyenler ister dini, ister milliyetçiliği ve hatta futbol fanatikliğini kullanarak, bunların beynini yıkayıp bu mevcut şiddet eğilimini dışarıya çıkarttırıyorlar” diye düşünüyorum.




Almanya’da yaşayan Müslümanlar olarak, polisin bazen Müslüman kesimlere karşı tutumundan rahatsız oluyoruz ama, son örnek de bu tür girişimleri haklı kılmıyor mu? “Schlaefer” veya “Sleeper” (henüz aktif hale gelmemiş teröristler) denilen bu tipler belki hep aramızda dolaşıyor ve farkına bile varamıyoruz. Burada, sadece “İslamfobi” diyerek Avrupalıları suçlamak yerine dinimizi bu tür sapık eylemlere alet edenlere karşı protestolarımızı göstersek daha doğru olmaz mı? Bu tür eylemlere gereken tepkiyi göstermeyerek adeta onları sessizce destekliyormuş havasına girmiyor muyuz? Tüm İslami sivil toplum örgütlerinin İsveç’teki olayı protesto etmeleri gerekmez miydi.




İslam’daki cihat anlayışının kendini ve masum insanların canını almakla yapılmayıp, kendi içimizdeki, ruhumuzdaki şeytana karşı yapılması gerektiğinin anlatılması gerekmiyor mu?


Benim yüze dinimin bu tür caniliklere alet edilmesi beni çok üzüyor.




31 Ekim 2010’da İstanbul Taksim’de PKK’lı canlı bomba Veli Acar’ın neden olduğu patlama sonucu 15'i polis 17’si sivil olmak üzere 32 kişi yaralanmıştı. O olay sonrası da o kentte yaşayan Kürt kökenli yurttaşlarımızın toplu tepkisini beklerdim...




Her nedenle olursa olsun tüm terör olaylarına karşı sivil tepki gösterilsin ki, bu yolun kimseyi hiçbir yere vardıramayacağı anlaşılsın...

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Avrupa Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim