• BIST 84.208
  • Altın 147,005
  • Dolar 3,7769
  • Euro 4,0596
  • İstanbul : 6 °C
  • Berlin : 0 °C
  • Paris : 0 °C
  • Amsterdam : 0 °C
  • Zürih : -5 °C
  • Moskova : -5 °C
  • Lefkoşa : 10 °C

Erdoğan bitti, Sarıgül verelim Coca Cola bitti, Pepsi verelim

19.01.2014 16:09
Ahmet İncel

Ahmet İncel

Mustafa Sarıgül, İstanbul Hilton’da bir sohbetimizde bana kendi elleriyle köfte yapıp Başbakanlığın bahçesinde yedirme sözü vermişti. Bir ilçe belediye başkanının bu öz güvenine hayran olmuştum. 2004 Mart’ındaki yerel seçim sürecinde dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın, “Çok dinamik, alev topu gibi, kabına sığmayan, pırıl pırıl, çok sevilen bir belediye başkanı” diyerek partiye getirdiği Sarıgül, seçim sonrasında önce muhalefet saflarına geçmiş, ardından yurt gezilerine başlamış ve son aşamada Baykal’a rakip çıkınca daha o yıl bitmeden ihraç istemiyle disipline gönderilmişti. İhraç sürecinde MYK Üyesi Mehmet Ali Özpolat, PM Üyesi İsmet Atalay ve İstanbul Milletvekili Sırrı Özbek’in hazırladığı 57 sayfalık raporda Sarıgül’e yönelik birbirinden çarpıcı iddialara yer verilmiş ve bu çerçevede Sarıgül’ün partiden ihraç edilmesi yönündeki istem MYK’ya sunulmuştu. MYK’nın rüşvet gerekçesiyle Yüksek Disiplin Kurulu’na gönderdiği Sarıgül kuruldaki oylamada ihraç edilemeyince Baykal “YDK üyelerine de rüşvet verdi” gerekçesiyle olağanüstü kurultaya gitmiş, ihraç ancak kurultaydan sonra yenilenmiş YDK tarafından gerçekleştirilebilmişti.

unnamed-(2).jpg

Bu olaydan sonra Sarıgül’ün artık bir daha CHP’de olamayacağını düşünmüş ve benim başbakanlık bahçesinde köfte yeme hayalimin üstüne su içmiştim.

  

Hapisteki Erdoğan’ı milletvekili yapıp, bu ülkenin başına başbakan olarak getiren güçler için hakkında henüz kanıtlanamamış iddialarla dolu dosyaları olan Sarıgül’ü bir yerlere getirmek hiç de sorun olmazdı tabii...

 

Bir kaset olayıyla Baykal’ın ayağı kaydırıldı, soruşturma dosyalarıyla şov yapan Kılıçdaroğlu, Atatürk’ün partisinin başına getirildi. Bu kasetçilik olayında hangi kesimin uzman olduğu herkesçe malumdur herhalde... Nedense Kılıçdaroğlu’nun ünlü dosyalarından da sihirbaz şapkası gibi tavşandan başka hiçbir şey çıkmadı ve maalesef muhalefet yaptığı algısıyla sadece iktidarı eleştirmekten alternatif projeler  sunmayı ya akıl edemedi ya da zaman bulamadı...

 

Bu dönemde Sarıgül her şeye rağmen ideallerinden bir adım geri atmadı, yarın başbakan olacakmışcasına aktif olarak her türlü ortamda bulundu.  Mustafa Sarıgül 10 Haziran 2004 tarihinde ABD Dışişleri Bakanlığının davet ettiği ilk ilçe belediye başkanı olarak ABD’ye gitti. Sarıgül orada “Lider” gibi karşılanırken, aslında “Sarıgül projesi” de o günlerden bu yana Erdoğan’a alternatif olarak hazırlanmaya başlamıştı. Daha sonraki yıllarda da ABD’ye giden Sarıgül’ün Yahudi Cemaatı liderleri, Ermeni lobileriyle görüşmesinin yanı sıra Pennsylvania’da da görüşmeler yaptığı söylendi. Yani icazetini zamanında Erdoğan’ı destekleyen tüm kurumlardan aldığı vurgulandı.

 

Sarıgül son Amerika gezisi sonrası  “ABD Dışişleri Bakanlığı'nca bana yapılan davet, Mustafa Sarıgül'ün şahsına yapılan bir davet değildir. Beni Mustafa Sarıgül yapan, demokrasimizin, cumhuriyetimizin temel ilkeleridir. ABD'ye beni davet eden güç, önce hakkın gücü, sonra halkımızın gücü ve en büyük güç de CHP'nin gücüdür” diye konuştu.

Aralık’ta ABD’ye giden Kılıçdaroğu ise henüz CHP’ye bile alınmayan, aday adaylığı bile söz konusu olmayan Sarıgül için daha ABD’de "İstanbul adayımız belli. Mustafa Sarıgül... önümüzdeki hafta büyük ihtimalle adaylığını açıklar. Olmazsa bu ay içinde adaylığını açıklarız" açıklamasını yaptı. Bu adaylık acaba ona orada dikte mi ettirilmişti? Kılıçdaroğlu sadakatın dozunu artırarak “gerekirse Sarıgül için genel başkanlıktan çekilirim “ bile demeye başladı.

 

Bir önceki yazımda belirttiğim gibi kapanan I. Erdoğan devri yerine “Laik ve demokrat” kesimi yatıştıracak I. Sarıgül devri sunuluyor. Yani küresel güçler, Atatürk’ten beri  kendi liderini kendisi çıkarma şansını elde edemeyen bizlere “Coca Cola bitti, Pepsi verelim” diyor...  Bir on yıl da bunlarla oyalanırız...

 

Muhsin Yazıcıoğlu, Recep Yazıcıoğlu veya Adnan Kahveci gibi “tam bağımsız Türkiye” ilkesine sadık kalan gerçek lider vasıflı insanlarımızın yok edilmesine seyirci kaldığımız sürece, başkalarının bize lider diye sunduklarının arkalarından gideceğiz...
 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Avrupa Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim