• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul : 3 °C
  • Berlin : 1 °C
  • Paris : -5 °C
  • Amsterdam : -1 °C
  • Zürih : -7 °C
  • Moskova : -4 °C
  • Lefkoşa : 6 °C

Fatih'in İhtişamlı Pırıltısı...

30.10.2013 13:14
Fikret Özdemir / www.fikretozdemir.com

Fikret Özdemir / www.fikretozdemir.com

Türkiye, genlerine kodlanan 'Büyük Devlet İdealini' yaşatacak potansiyele sahip en büyük aday devlettir. Bu dün değişmez bir gerçekti, bugün de değişmeyecek bir gerçek olarak kalacaktır...Bize kalan iki seçenek vardır; Ya bu 'Büyük ve azametli' devlet için çalışıp bağımsız ve onurlu duruşumuzu tekrardan kazanacağız, ya da 90 yıldır yaptığımız gibi bize verilen ideolojik haplarla günümüzü gün edip, ömrümüzü heba edeceğiz...

Büyük devlet olmanın önemli bazı kıstasları ve kriterleri vardır. Bunlar, her sahada güçlü olmayı gerektiren kriterlerdir. Her türlü araç ve gereci dışardan alan devlet güçlü olamaz. Kendi yolunu yapamayan devlet' hem ticarette başka ülkelere bağımlı olur, hem de ülkesinde işsizlik dolayısı ile bir çok zaaflara da yol açar. Böyle bir tablosu olan devlet de ne yazık ki bilinen güçlü devlet tanımına uymaz.

Biz her zaman şunu savunduk; Şayet bizler 1000 yılı aşkın bir sürede dünyaya nizam veren muhteşem bir imparatorluğun varisleri isek; o ihtişama uygun davranmak ve o ruhu tekrardan yakalamak için de büyük bir azimle çalışmaya mecburuz.

Zira; bölgesinde sözü geçen bir devlet olmak için; dışa olan bağımlılığımızı en asgari düzeye indirmemiz gerekmektedir. Öyle kuru kuruya 'Bağımsız Türkiye' sloganları atarak, tam bağımsız olmuyorsunuz ne yazık ki... Bu konuda her alanda yetişmiş kalifiye insan gücün ve teknolojide diğer gelişmiş ülkelerle at başı giden ekonomik yapının olması elzemdir.

Bugün ezik ve büzük kafaların Türkiye'ye biçtikleri rol hep şu olmuştur; 'Ya bize ne elin teknolojisinden, bize ne elin uzaya fırlattığı füzeden... Biz kendi yağımızla kavrulalım'... İşte biz bu teraneleri yıllarca duyarak büyüdük. Zihnimizin hep bir köşesine sistematik olarak; 'Siz başaramazsınız' mesajını pompaladılar sürekli...

Oysa elin adamı yapıp bize satıyor ve yüksek karlar ettiği gibi, bizi de bir ülke olarak kendisine bağımlı kılıyordu. Bütün bunlara bu zamana kadar tepki göstermeyen o çok bilmiş 'Ulusalcı'lar, acaba bu geri kalmışlığımız karşısında 'Ordu göreve', Devlet elden gidiyor', 'Şeriat istemiyoruz' demekten başka ne yaptı bu zamana kadar?

Sabah akşam, sıkılı yumruklar eşliğinde söylenen marşlar hangi yoksulun karnını doyurdu? Hangi işsize iş buldu? Hangi ulaşım problemini çözdü? Bütün bu ideolojik empozelerle geçirilen yıllar, bizi yerimizde saydırmaktan başka ne yaptı? İş; işte bu sorulara doğru cevap vermekte... Yoksa, her Allah'ın günü, millete lak lak lak makamında ninniler söylemekle bu işler, maalesef çözülmüyor.

Çalışmak yerine sadece boş retorik üretmek bizim ülkemize 90 yıldır nelere malolduğunu hepimiz çok iyi bilmekteyiz. Zihinlere enjekte edilen, acımasız 'Ötekileştirme' ideolojileri sonucu, yıllarca kardeşin kardeşi nasıl kırdığını çaresizce izledik. Bütün bunlar olurken de; bazıları 'Laiklik elden gidiyor' diyerek ceplerini doldurmanın sefasını yaşadılar...

Artık bütün bu göz boyama taktiklerinin bir daha inmemek üzere rafa kaldırmanın seferberliğini başlatmamız gerekmektedir. İdeolojimiz bizim, 'İnsanı Kucaklama' ideolojisidir... Hizmete talip olanların ülkesi olarak; 'refahımızı nasıl artırabiliriz, bu cennet vatanı nasıl ortak yurdumuz yapabiliriz'in davasını gütmeden, büyük ideallere ulaşamayız...

Büyük devlet, azametli devlet olmanın ilk şartı, insanlarının ayağına takılmış olan ideolojik zincirlerin kırılmasıdır. Bizi bize düşman ettiren bu zihniyeti ortadan kaldırmadan, hep böyle yalpalayacağımız kesindir... Kendi ülkesinde, bir başka güçlerin oyuncağı olmak ve onlara figuranlık yapmanın dışında, kendi kaderini tayin eden, bölgesinde sözü dinlenen bir devleti inşa etmek için kolları sıvamak da bir alternatiftir. İşte; biz de ülkemizin devleti ve milletiyle, güçlü ve müreffeh bir hale gelmesini savunmaktayız...

Bize göz kırpan o şaşaalı devirleri tekrar yaşamak tabii ki mümkün... Ama ilk önce buna milletçe bizlerin inanması gerek. Ekonomide, askeri alanda, teknoloji dünyasında lider olmak için, gereken tek şey şu; Azim, istikrar ve kendine güvendir... Tabii çok çalışmak da bu işin kreması olacaktır... Ben bu ülkeye ve bu ülke insanına güveniyorum... Her birinde bir Fatih pırıltısı ve bir Yavuz ışıltısı var...

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Avrupa Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim