• BIST 81.618
  • Altın 145,694
  • Dolar 3,7670
  • Euro 3,9908
  • İstanbul : 6 °C
  • Berlin : -4 °C
  • Paris : 2 °C
  • Amsterdam : 1 °C
  • Zürih : -4 °C
  • Moskova : -1 °C
  • Lefkoşa : 13 °C

HAYATIN BİZE VERDİĞİ ROLÜ OYNAMAK ZORUNDA MIYIZ?

31.05.2016 13:24
Ahmet İncel

Ahmet İncel

İnsan olarak yaşamamızın dönemine bağlı olarak belli roller üstlenmek zorundayız. Bu roller, sevgili, eş,  anne, baba, dede, nine gibi değişik isimler altında olur. Bize de yaşamın verdiği bu rolleri, hakkını vererek oynamak düşer. Bazen bu benim hayatımın en güzel rolü deyip, rolü zevkle oynarız. Bazen de “ne yapalım bana  bu rol düştü” deyip, elimizden geldiğince oynamaya çalışırız. Bazıları rolünü çok benimseyip, rolün hakkını verir. Bazıları da isyan edip “oynamayacağım” deyip kendi yaşamındaki rolünü kendi belirlemeye çalışır, başaramayınca yaşam tiyatrosunu erkence terk eder. 
 
Şimdi bir an için düşünüp,  yaşam denilen tiyatroda şu anda oynamakta olduğumuz rolden memnun muyuz?  Tabii ki çoğumuz “ben çok memnunum” derken bazıları da sessizce “ben aslında başka bir rolde oynamak isterdi” diyebilir. Yaşamlarında  gerçekten mutluluğu bulan,  bir derecede yaşamın sırrını keşfeden insanları “sıra dışı insanlar”, “kafayı yemiş” veya “tutarsız” gibi ifadelerle itham ederiz. İşte aslında bu insanlar yaşamın onlara verdiği rolü kabul etmeyen, kendi yaşamında oynayacağı rolü kendi yazan güçlü insanlardır.  Bizler de sıradan insanlar olarak içimizden onları kıskanarak, dışımızdan ayıplamaya kalkarız. Aslında bu bizim iki yüzlülüğümüz olur. 
 
Nasıl ancak çok acı veya tatlı bir şeyler yeyince, gerçek tadın ne olduğunu fark ederiz. Yaşamın da tadını alabilmek bazen yaşamımızın sıra dışılığından ara sıra çıkıp, hep yapmak isteyip de yapamadıklarımızı deneme cesaretini göstermeliyiz.  “Aman, ben bir kadınım veya erkeğim”, “Aman ben bir babayım veya anneyim”  “Yahu ben evli barklı insanım”, “El alem ne der?”, “Yaşımı başımı almışım”, “Unu eleyip, eleği asmışım” gibi kalıplaşmış bahane cümleleriyle kendimizi kendi esaretimiz altına almamalıyız. Yaşamındaki mevcut temel değerlere zarar vermeden,  bazen sıra dışına çıkmak, mahalle baskına karşı gelebilmek,  bir süreliğine de olsa içinden geldiği gibi yaşayabilmek, yaşamımıza yaşam katar, yaşanabilir hale getirir diye düşünüyorum. Yeri geldiğinde bir çılgınlık yapabilmek, siyah-beyaz film şeridi gibi olan yaşamımızı renkli filme, hatta 3D filme bile dönüştürebilir.
 
Kimseyi herhangi bir şey için kışkırtmaya niyetim yok, ama sadece bize yaşam tiyatrosunda ayrılan sürenin kısıtlı olduğunu ve rolümüzü oynarken, birazcık doğaçlama yapmamızın yaşamımızı daha da güzelleştireceğini hatırlatmak istedim...
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Avrupa Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim