• BIST 82.477
  • Altın 147,865
  • Dolar 3,7883
  • Euro 4,0490
  • İstanbul : 8 °C
  • Berlin : -4 °C
  • Paris : -2 °C
  • Amsterdam : -4 °C
  • Zürih : -4 °C
  • Moskova : -5 °C
  • Lefkoşa : 16 °C

İfade Özgürlüğü mü Dediniz?

30.11.2015 17:58
Fikret Özdemir / www.fikretozdemir.com

Fikret Özdemir / www.fikretozdemir.com

Efendim, geçenlerde Cumhuriyet Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar, ‘casusluk yapmak’ ve ülkenin mahrem bilgilerini açıklamak suçlamasıyla tutuklanıp cezaevine gönderilmiş ve bunun üzerine ortalık ayağa kalkmıştı.

Malum çevreler hemen anında ayaklanıp, ‘Vay efendim olur muymuş? Nerede basın özgürlüğü... Nerede ifade özgürlüğü... Faşist hükümet... Özgür basın susturulamaz...’  gibi bilinen teranelerini tekrarlamış ve ortalığı birbirine katmıştı...  Amaçlanan da; işte bu yolla tüm dünyaya, Türkiye’de basın özgürlüğünün olmadığı imajını yaratmak ve gazetecilerin çoğunun fikirlerinden dolayı hapse atıldığı algısını yaratmaktı.

Gerçi o malum çevreler de bal gibi biliyordu; Can Dündar’ın yaptığının gazetecilik faaliyeti olmadığını... Zira hiç bir ülke, yapmış olduğu gizli faaliyetlerinin açığa çıkmasını istemez. Zaten bu da, yasalarla belirlenmiş ve kayda geçirilmiştir. Yani; Türkiye o anılan TIR’larla silah dahi taşısa, bu bir devlet sırrı olduğundan, bunun basın yoluyla açıklanmasının adı gazetecilik değil, bal gibi casusluk ve beşinci kol faaliyetidir...

Şimdi böyle bir sistemde devletlerin gizli faaliyetlerinin olması gayet doğaldır. Çünkü; devletlerin her zaman gizli gündemleri vardır ve olmaya da devam edecektir. Amma velakin burada sırıtan çok enteresan bir durum söz konusudur. Hatırlarsınız; geçtiğimiz aylarda, ortalığı ayağa kaldıran bazı mihraklar, Suriye’deki Bayır Bucak Türkmenler’inin yalnız bırakıldığını iddia edip, hükümete çatıyorlar ve ağıza alınmayacak küfürler ediyorlardı.

Sonunda hükümet de, Bayır Bucak Türkmenleri’ne gıda yardımı olmak üzere muhtemeldir ki, silah yardımı da yapmaya başladı. Bu konuda bizzat MİT devreye girerek, oraya giden yardım TIR’larını organİze etti.  Türkmenler’in kendilerini savunmaları için, devletimiz tarafından, hem insani yardım hem de gerektiğinde silah yardımı da yapıldı... Peki bundan daha doğal ne olabilir ki?

Yani, şimdi burada el insaf be utanmazlar diyeceğim... Hem hükümeti Türkmenler’i yalnız bırakıyor diye suçlayacaksınız, hem de yardım gönderdiği zaman da; yine aynı hükümeti bu seferde DAEŞ’ e silah gönderiyor iftirasıyla güya dünyaya şikayet edeceksiniz.

Ayıptır yahu... Bu sizin yaptığınız kaçıncı rezillik? Sen kalk gazetecilik kisvesi altında casusluk yap; sonra da utanmadan ‘İfade özgürlüğümüz kısıtlanıyor’un üzerinden algı oluştur ... Yemezler kardeşim yemezler...

Ve bu rezilliği de, yaptığı şaibeli haberlerle ün yapan bir gazetecinin eliyle yapacaksın... Hani biraz utanın diyeceğim amma; bu konuda ne yazık ki pek de başarılı olacağınızı zannetmiyorum... Zira utanma duygunuz sizleri çoktan terketmiş... Erdoğan düşmanlığı gözünüzü o kadar kör etmiş ki; Wikileaks belgelerini sızdıran Juian Assange’nin başına gelen olaylara bakıp da neden ‘Özgür basın susturulamaz’ diye bağırmadınız?

Veya Star Gazetesi'nin patronuna 22 kurşun sıkarak hayatına kastedenler olduğunda, neden o mubarek sesiniz çıkmadı bir türlü? Yani olay sizin yandaşınızın başına gelince mi basın özgürlüğü aklınıza geliyor... Bakın beyler, hanımlar... İster içinize sindirin, isterse de sindirmeyin...

Türkiye, özgür ve bağımsız bir ülke olarak, kendi ulusal çıkarları neyi gerektiriyorsa onu yapar. Bunun önüne geçip de ifşa etmek ve devlet sırları sayılan belgeleri açıklamak şimdiki yasalar gereği suçtur... Bu yapılanların bedeli de oldukça ağırdır. Hatta bazı ülkeler, bu tür vakalarda vatana ihanet suçlaması ile idam cezası dahi uygulamaktadır...

Bakın en basit örnek; bugün Avrupa’nın herhangi bir yerinde, gazeteci olarak elinize geçen devletin güvenliği ile alakalı bir belgeyi yayınlayın da, başınıza neler geliyor, hep birlikte görelim bakalım...

Pardon ama; sen geleceksin; Türkiye’nin gizli sırlarını gazetecilik kisvesi altında ifşa edeceksin; tutuklanınca da; pişkin pişkin ‘Bu benim için bir şeref madalyasıdır’ diyeceksin...  En hafif tabirle sana; ‘Hadi oradan müptezel’ derim... Madem o kadar delikanlısın; neden 'Amerika’nın, İngiltere’nin, Almanya’nın, Fransa’nın, Rusya’nın Suriye’de işi ne' diye sormuyorsun?

Yani herifçioğlu ta 10 Bin kilometre öteden gelip, senin burnunun dibinde operasyon yapacak ve bunun adı 'halklara demokrasi getirmek' olacak, Türkiye’de kendi çıkarları gereği, kendi soydaşlarına yardım etmek istediği zaman da, bu sende rahatsızlık yaratacak...

Hani insanın ağzına bir dolu küfür gelir de, yine de lahavle çeker ya... İşte şimdi aynı öyle durumdayım...

La havle....

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Avrupa Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim