• BIST 84.208
  • Altın 147,192
  • Dolar 3,7769
  • Euro 4,0596
  • İstanbul : 7 °C
  • Berlin : -1 °C
  • Paris : 0 °C
  • Amsterdam : 2 °C
  • Zürih : -5 °C
  • Moskova : 0 °C
  • Lefkoşa : 10 °C

İSTANBUL’UN KÜLTÜR KALBİNDE YAŞAYAN BİR SİNEMA VE TİYATRO MÜZESİ,TÜRVAK

05.10.2013 01:46
Özgenur R. Güler / Kültür Yöneticisi

Özgenur R. Güler / Kültür Yöneticisi

İstiklal caddesinde Galatasaray Meydanı’nın hemen yanıbaşında bir müze var ki sizi hem gençliğinize, hem çocukluğunuza götürüveriyor.

 

Usta bir sinemacı olan Türker İnanoğlu 54 yıl süren birikimleriyle, hem içinden çıktığı sektöre vefa duygusunu dile getirme, hem de gelecek kuşaklara hizmet edebilme düşüncesiyle olsa gerek biz sanat severlere bu müzeyi hediye etti. Kavacık’tan Beyoğlu’na taşınan ve şanına yakışır bir şekilde açılışı yapılan müzenin ilk ziyaretçileri Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, İBB Başkanı Kadir Topbaş ve Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan’dı.

 

Aslında Türker İnanoğlu Vakfı 1991 yılında Kavacık’ta bir Sinema-Televizyon Eğitim Merkezi olarak girdi hayatımıza.. Türk sinemasına gönül vermiş gençlere eğitim veren ve Türker İnanoğlu’nun arşivleri ile müze haline getirilen kurum , daha çok gönüllü ile buluşmak için geldi Beyoğlu’na.. Çünkü burası Yeşilçam’ın ilham kaynağıydı..

 

Girişte nezih bir kafe.. İçeri girer girmez yeşilçam ın büyüsü sarıveriyor sizi.. Kafenin duvarları yeşilçamın izlerini taşıyor. Teknolojinin olmadığı o yıllarda Bedri Koraman’ın fırçasından Kemal Sunal afişleri, İbrahim Küçükenez’in ve Arzu Kalkavan’ın fırçalarından çıkan yağlıboya türk sineması tabloları.. Bunların hepsi “Ressamlarımızın gözüyle orjinal yeşilçam tasarımları sergisi” ’nde. Sergiyi dolaşırken hangi dönemde dolaştığınızı anlıyorsunuz hemen. 1950’ler.. Söylesenize Eski açıkhava sinemalarını kim özlemez? Bir ah çekip çekirdek çıtlatırken kim izlememiştir aşk filmlerini.. Belgin Doruk’u, Göksel Arsoy’u, Ediz Hun’u, Filiz Akın’ı? Nerede buluruz Hulusi Kentmen’in ak düşmüş gür bıyıklarının arkasında beliren tonton dede şefkatini? Erol Taş’ın kimi geceler korkudan uykularımızı bölen kahkahasını?

 

Sonra 70 ve 80’ler.. Türkiye’nin ekonomik ve politik olarak kritik olduğu bu dönemde türk aileleri evlerinde tek kanallı, siyah beyaz ve  karlı bir görüntü de olsa, “Televizyonunuzu kapatmayı unutmayınız” yazısını okuyana dek bağımlısı oldular bu filmlerin. Televizyon iyice girmişti hayatımıza..Türk sineması artık televizyonda tercih edilir oldu.. Yeşilçam hep farklı zamanlardan seslendi bize..  Sevgiyi, töreyi, iyiyi ve kötüyü ama ille de bizi anlattı.

 

Bu müzede nostaljik havayı solumak için bizi bekleyen yüklü bir miras var..  50’li yılların  kurgu ve montaj masaları, ses ve görüntü eşleme cihazları, sinemamıza uzun yıllar hizmet veren kameralar, işin mutfağındaki emektarların parmak izlerini taşıyor.

 

Binada Ali Efendi Sineması adını verdikleri 90 kişilik sinema salonu bulunuyor. Bu salonda yeşilçamın nostaljik örnekleriyle , eski yönetmen ve sinema yıldızı haftaları, sanat ve kültür ağırlıklı söyleşi toplantıları yapılması amaçlanıyor.

 

Müzede televizyonculuğun tek kanallı ilk dönemlerinden günümüze olan değişim ve gelişim gözler önüne seriliyor.  Yine odaların birkaçında bulunan afiş, fotoğraf, belge, ödül ve plaketler dönemin ışıltılı geçmişini bize anlatıyor.

 

Türk sinemasında tiplemeleriyle yer etmiş, halkın belleğinde ölümsüzleşmiş sanatçıların balmumu heykelleri karşılıyor sizi bir köşede..  Turist Ömer tiplemesiyle Sadri Alışık, Hababam Sınıfı’nın Hafize Anası Adile Naşit, Cilalı İbo serileriyle Feridun Karakaya, Kapıcılar Kralı efsanesi Kemal Sunal, Ayhan Işık, Belgin Doruk, Tonton aşçı Necdet Tosun, Horoz Nuri tiplemesiyle Vahi Öz… Öyle bir havaya giriyorsunuz ki, Adile Naşit elinde ziliyle fırlayıp merdivenden aşağı koşacak sanki.. Üstelik balmumu heykel üzerindeki kıyafetlerin çoğu filmde giydikleri müzeye bağışlanan gerçek giysileri..

 

Her katta merdivenlerden çıkarken eski ve yeni tiyatro-sinema oyuncularının fotoğraflarını görüyorsunuz.. Unuttuğunuzu sandığınız yüzler aslında hafızalarda fazlasıyla yer etmişler.. Farkediyorsunuz.. 

 

Araştırmayı sevenler de burada göz ardı edilmemiş.  Ulvi Araz Sanat Kitaplığında 60.000 ciltten            oluşan bir kolleksiyon var. 1870’lerin kitaplarından tutun günümüze kadar sinema-tiyatro, süreli yayın ve broşürlere burada göz atıp okumak serbest..

 

Tiyatronun efsanevi oyuncuları da burada.. Osmanlı  impaatorluğunun kuruluşuna kadar giden temaşa sanatı, gölge ve geleneksel orta oyunu köşelerinden tutun, Doğu Roma döneminden kalma porselen anfi tiyatro bileti, ilk tiyatro afişleri , özel olarak sanatçılardan alınan kolleksiyonlar ile tiyatro severlerin de gönlünü almayı unutmamışlar.

 

Tabii ki sinemanın zengin mekanik aksanı daha yoğun işlenmiş durumda..  Sinemacı olarak 54 yıldır hizmet veren Türker İnanoğlu’nun köşesi de geçmişten günümüze tüm programların fotoğraf ve afişleri içeriyor.

 

Yapının teras katında ise Kadıköy, Haydarpaşa, Adalar, arka kısım Saint Antuan kilisesi, sol kısım Galatasaray Lisesi ve diğer yanı Tarihi yarımadayı görebilen güzel bir mekan olarak tasarlanmış.  Burası yakında güzel bir restorant olarak hizmete açılacak.

 

Yeşilçam… Ve emektarları.. Bazen gözyaşlarımıza bazen kahkahalarımıza ortak oldular. Pek birşey beklemediler bizden.. Her an kopmaya hazır bir şerit, kırık dökük bir film değil bu yüzden.. Nefret ekmediler yüreğimize.. Bitmeyen düşümüzdür yeşilçam; aynadaki yüzümüzdür…

“Nerede o eski filmler, o eski oyunlar!” diyenler; Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri saat 10:00 ile 18:00 arasında bu müzeyi ziyaret etmenizi tavsiye ederim..

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Avrupa Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim