• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul : 5 °C
  • Berlin : 2 °C
  • Paris : -4 °C
  • Amsterdam : 2 °C
  • Zürih : -6 °C
  • Moskova : -2 °C
  • Lefkoşa : 14 °C

Kendi Gerçeklerine Fransız Olan Aydınlarımız

14.01.2016 08:46
Fikret Özdemir / www.fikretozdemir.com

Fikret Özdemir / www.fikretozdemir.com

Bir insanın sadece ‘Aydın’ ve entellektüel olması yetmez... Bunun yanında, bazı önemli ‘insani’ hasletlerine de sahip olması elzem ve zaruridir... Bu hasletlerin başında ‘Vicdan’ gelmektedir... ‘Vicdan’dan yoksun olan bir entelektüel birikim, her zaman eksik kalmaya mahkumdur...

Zira, olayları değerlendirirken, objektif ve sağduyulu bir karar vermenin de en önemli ölçüsü vicdandır... Şayet bir insanda vicdan yok ise; onda adaletin anlayışı da, tecellisi de yoktur...

Son zamanlarda ülkemizde meydana gelen olaylar hepimizin malumu... İstanbul’da bir intihar eylemicisinin Sultanahmet meydanında, Alman turistlerin olduğu bir yerde üzerindeki bombaları patlatması sonucu, tam on kişi ölmüş ve yüzlerce kişi de yaralanmıştı...

Yine hepimizin bildiği gibi buna benzer bir terör olayı da Fransa’nın başkenti Paris’te meydana gelmiş ve yine masum insanlar bu terör saldırısı sonucu hayatlarını kaybetmişti.

Paris’te meydana gelen terör saldırısının ardından, bütün Fransa yekvücut olmuş, basını, üniversitesi, muhalefeti, kurum ve kuruluşları ile  birlikte müthiş bir birliktelik örneği sergileyerek, devletlerinin arkasında olduklarını haykırmıştı... İnanın ben de bu tablo karşısında duygulanmış ‘Helal olsun adamlara’ demiştim...

Sonrasında ise her türlü saldırının arkasından, bizim devlet ve millet düşmanı müptezellerimiz, sözüm ona aydınlarımız (!) aklıma gelmiş ve ‘Ya ne güzel olurdu, böyle saldırılarda, birlik ve beraberlik içinde hareket edebiliyor olmamız’ diye de hayıflanmıştım.

Diyarbakır ve Ankara saldırılarının hemen akabinde bu malum ve kendini aydın zanneden vicdan yoksunu koro hemen işe koyulmuş ve anında devleti ‘Katil’ ilan etmişti... Ne utanmaları oldu bu müptezellerin ne de sıkılmaları...

Şimdi ise Sultanahmet saldırısı olunca, bu müptezellere yine gün doğdu... İşin ilginç yanı ise; bomba patlar patlamaz, birileri mikrofonu kapıp, hemen (!) failin devlet olduğuna dair kesin hükümler veriyordu...

Adama ‘Yahu Hacı; bu ne aceleciliktir böyle... Daha dur, patlamanın dumanı dağılmadan, bu ne kesin bir hükümdür Allah aşkına?’ diye sorsan; cevap anında hazır; ‘Tabii ki bu saldırıların faili devlettir’ gibi basmakalıp ve artık dinleyenlere de kabak tadı vermiş olan bu klişe lafları duyarsınız devamlı olarak...

İşte iki devletin vatandaşları arasındaki farkı görüyor musunuz? İnanın bu kadar hain ve ülkesine düşman aydın ve entelektüel geçinen zır cahil tayfasını başka hiç bir yerde bulamazsınız... Bunlar gerçekten numuneliktir... Bu türlerin dünyada eşi ve benzeri yoktur...

Bir de anlayamadığım bir şey var dostlar; Türkiye kurulduğundan bu yana, hiç bir döneminde olmadığı kadar özgür bir ülke konumuna geldi...

Hatta o kadar özgür bir konumdaki, bazı gazeteler sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan’a 24 saat küfretmek ve iftira atmak için yayınlanıyor...

Sırf bu görev için, maaş alan yazar kılıklı şaklabanlar var... Ne ülkenin gerçeğini bilirler, ne de insanını... Hayatlarında bir defa olsun kaldıkları şatolardan başlarını çıkarıp, halkın arasına karışmamış olan bu müptezeller, Türkiye’nin kaderinde o yazdıkları gülünç ve pespaye yazılarla rol oynamak istiyorlar...

Ama Beyler; artık bu Türkiye, sizin dönemlerinizdeki, at oynattığınız, başbakan atayıp azlettiğiniz Türkiye değil... Artık herkes kendi payına düşen sorumluluk alanındaki işlere konsantre olacak... Artık gazete başlıklarından ülkeyi yönetmek tarihte kalacak... İster inanın ister inanmayın...

Bu millet uyandı... Siz de uyansanız iyi olur... Hani uyanında balığa çıkalım derler ya...

İşte onun gibi...

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Avrupa Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim