Almanya'ya gelen Dışişleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu Neonazi Cinayetlerine kurban giden aileleri bizzat ziyaret etmesi ve bu ailelere sahip çıkması sevindirici bir olay.Bu cinayetlerin ortaya çıkarılması için Alman makamları ile yaptığı görüşmelerini devam ettirirken bu olaya ne kadar önem verdiğini ilk kez bir ülke beş gün kalarak göstermiş oldu.Münih'te halka hitaben yaptığı konuşmasındaki açıklamalar alkış alırken gurbette yıllardır sahipsiz olarak yaşayan ve devletini arkasında hissedemeyen insanlarımız,Davutoğlu'nun söylemleri ile büyük moral buldu.Neonazi cinayetlerine kurban giden insanlarımızın tek suçu Türk olmak olduğunu belirten ve bu olayların arka perdesinin aydılantılması için görüşmelere yapan Dışişleri Bakanımız, Münih'te yaptığı konuşmasında altını çizdiği önemli bir nokta daha vardı.Belki herkesin müzdarip olduğu bir konuydu.Avrupada yaşayan insanlara sahip çıkmak.2001 yılından beri 8 Türk vatandaşımız Neonazi cinayetlere kurban giderken maalesef hiçbir yetkili bu insanlara sahip çıkmadı.Davutoğlu, "Bundan sonra bir Türk'ün burnu kanasa dahi oraya önce benim memurum gidecek''dedi.Bu şu anlama geliyordu, yurtdışında Dışişleri Bakanlığının memurları Konsolosluklar yani ilk gidecek olan konsolosluklar olacak.Bugüne kadar neden gidilmediği konusunda çulvadızı kendisini de bataran Bakanımız bence burada verdiği önemli bir mesaj da Konsolosluklar marifeti ile vatandaşların her türlü sorunları ile ilgilenmek olmuştur.Bende merak ediyorum bugüne kadar acaba kendi bölgelerinde bulunan ve Türk vatandaşı olan bu insanlarımız cinayete kurban giderken şimdi değil, o zamanlar kaç konsolos ziyaret etmiştir?Bundan sonra böyle bir sıkıntı yaşandığında Bakanımız vatandaşların Konsolosluklara gitmesini hatta dışişleri bakanlığında 24 saat hizmet veren telefona ulaşmalarını salık verdi.
Bir gazeteci olarak bizlere bir çok sorunundan dolayı insalarımız geliyor bizler elimizden geldiği kadar sorunlarının çözülmesi noktasında Alman yetkililerle görüşüp haber yapıyoruz. Mesela örnek verecek olursam bundan birkaç yıl önce Münih yakınlarında bulunan Weilheim'de bir vatandaş beni aradı.Bir trafik kazası sonrası sakat kaldığı için çocuklarına bakmakta zorlanan bu baba, Alman devletinin kendisine verdiği bir bakıcı ile idare ederken çocuklarına daha iyi bakacak olan Türkiyedeki eşini Almanyaya getirmek istiyordu.Ama bu işi ancak avukat vasıtasıyla yapması gerekiyordu,bu vatandaşımızın bana ilk söylediği söz,'' konsolosluğa gittim bana bir avukat kartı verdiler, bu avukatla görüştüm benden 3 bin avro para istedi ''dedi.''Benim maddi durumum zaten yok''dedi.Mesela bu vatandaşımızın işini hallettirmek için konsolosumuzun nazı geçeceği tanıdık bir avukatı yok muydu?Bu insan sahip çıkılmadığından dem vurdu bana..Bakanımız konuşmasında Konsolosluk binalarının değişeceğini Türk Devletine yakışır daha güzel binalarda hizmet vereceklerini söyledi.Bu hizmet verme açısından güzel olur ama Bakanın da dediği gibi,'' bu binalara vatandaş sadece cenazesi için sizlere gelmemeli, Vatandaşlara güven vermelisiniz. Onlarla ayrım yapmaksızın bir araya gelmelisiniz. Eğer bundan dolayı sizlere bir eleştiri gelirse, biz yanınızdayız".diyor.Bence konsoloslukların görevi sadece vatandaşların kağıt kürek işlerini halleden birer kamu binasından öte olmalı.Konsolosolukların bünyesinde birer pedagog,hukukçu gibi kendi alanlarında uzman Alman kanunlarını iyi bile insanlar istihdam edilmeli.Bir ''Beyaz Masa'' kurularak vatandaşların dertleri ile ilgilenilmeli.Ancak böylece insanlar devletin şevkatli elini hissedebilirler.Bunun yanında tüm sivil toplum kurumlarına eşit mesafede olmalılar, sadece bazı sivil toplum örgütleri ile değil hepsi ile irtibat halinde olmalılar.Sivil toplum kurumlarının özellikle Alman politikacılarla yaptıkları toplantılara katılırken ''O'' dernek varsa ben katılmam yaklaşımları, Alman siyasiler gözünde devletimizi de küçük düşürür.Konsoloslukların görevi Alman makamları ile diyalog halinde olan projeler üreten bu tip derneklere daha fazla sahip çıkmaktır.Bunun yanında Almanya'da yaşayan vatandaşların çocuklarının eğitim sevyesini daha ileri bir noktaya getirmeye çalışan eğitim kurumlarını takdir etmeli en azından nezaketen bu kurumlar ziyaret edilebilmeli.''Nasıl Yunan Devletinin, Fransanın Almanyada özel kolejler açtıysa Türk kolejlerin açılmasının da iyi olacağını Münih Konsolsoluğundaki toplantıda dillendiren Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk Dairesi'nde eğitimden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olan Büyükelçi Mehmet Selim Kartal acaba büyük fedakarlıklarla Münih yakınlarında Anadolu insanının açtığı eğitim kurumundan haberi oldu mu?
İnsanları kategorize etmeden,-ci,-cu ekleri eklemeden herkese sineyi açmak büyük devlet olmanın bence en önemli faktörlerinden biri.
Burada yaşayan vatandaşlar olarak bir lobi olacaksak öncelikle Avrupada yaşayan vatandaşların devletle bağlantısı olan Konsolosluklara olan güven sorununun halledilmesi gerekir.Diğer bir ifadeyle vatandaşların sorunları ile birerbir ilgilenmeliler, bence Dışişleri Bakanımızın Konsoloslarla yapacağı toplantıda ilk görüşülmesi gereken en önemli konu bu olmalı.