• BIST 81.901
  • Altın 146,149
  • Dolar 3,7772
  • Euro 4,0057
  • İstanbul : 7 °C
  • Berlin : -1 °C
  • Paris : 3 °C
  • Amsterdam : 3 °C
  • Zürih : -2 °C
  • Moskova : -2 °C
  • Lefkoşa : 15 °C

Kürtler ve yeni Almanlar

12.12.2009 21:02
Ahmet İncel

Ahmet İncel

Nazi dönemi sonrası başta SSCB olmak üzere doğu bloğunda yaşayan Alman kökenliler değişik sürgünler, zorunlu göçlere mağdur kaldılar. Anavatanlarındaki Nazilerin yaptıkları yüzünden sürekli baskı altında olduklarından Alman kökenli olduklarını saklamaya çalıştılar. Genelde Rus ismi verdikleri çocuklarına Almanca öğretmemeye başladılar. Ta ki Almanya savaş yaralarını sarıp  Avrupa’da güçlü ekonomi olmaya başlayana kadar… Özellikle yetmişli yıllardan itibaren yurt dışı Almanları birden bire Almanlıklarını keşfetmeye başladılar. Hepsinin hayali anavatanlarına gitmek veya en azından çocuklarını oraya göndermekti.  

Burada ana rol oynayan milliyetçilik duyguları değil,  gelişen Alman ekonomisindeki pastadan pay almaktı. Başta doğu Almanya’dan olmak üzere o zamanki komünist ülkelerden Alman kökenliler Batı Almanya’ya kaçmaya başladı. 2000 yılı öncesine kadar Kayser Almanya’sından kalma ırka dayalı bir vatandaşlık yasası olan Almanya’da Dünyanın neresinde olursa olsun anne veya babası Alman ırkından olanı Alman olarak sayıyor ve  Almanya’ya kaçtıklarında bunlara her türlü maddi olanağı sağlıyordu. Bu nedenle dedesinin Alman kurt köpeği olan bile ben almanım deyip kapağı Almanya’ya attı.  Yani ekonomik güç, hepsinin Alman olmasını sağladı. Gerçi onların çoğu şimdi Almanya’da halk arasında hala „Rusya Almanı“ olarak  anılıyor ve hala Almanca’ya tam hakim değiller ve uyum sorunu yaşıyorlar. 

Şimdi bu Almanlarla Kürtlerin ne bağlantısı var diyeceksiniz…  Türkiye’nin Almanya gibi güçlü bir ekonomisi olsaydı ve eğer doğu ve güneydoğu Anadolu yıllarca mahrumiyet bölgesi olarak bırakılmayıp, ekonomik ve kültürel olarak aynı Batı gibi kalkındırılsaydı sanırım bugünkü sıkıntıları pek yaşamayacaktık. Yeteri kadar fabrikalar, okullar orada açılmış olsaydı, ekonomik ve kültürel düzeyi yüksek olan Kürtler bugün Türk’ten fazla Türk olacaktı. Kürtlüğü ayrı bir millet olarak değil, kültürel bir zenginlik olarak algılayacaktı. Terörizmle mücadeleye harcanan yaklaşık 300 milyar dolar yerel ekonominin kalkındırılmasına yönlendirilebilseydi bugün bu sorunlar yaşanmazdı diyorum. Zaten ekonomisi güçlü olan Türkiye de bazı demokratik değişimleri de temel yapısının sarsılacağı endişesi olmadan kolayca gerçekleştirebilecekti. Bu konuya Batıda yaşayan ve ekonomik durumu iyi olan Kürt kökenlilerin de Kürt ırkçılığı yaptığı tezini getirenlere yanıtım, ya onların olası Kürdistan hayalinden maddi çıkarları vardır ya da olaya Ermeni diyasporası gibi romantik olarak takılmaktadırlar olacak.  

Doğunun ekonomik kalkındırılması yönündeki girişimler maalesef bugüne kadar hep başarısızlığa uğradı, çünkü başta dost görünen ülkeler olmak üzere, içimizdeki her iki tarafta bu savaştan büyük çıkarı olanlar var. Onlar için her iki taraftan anneler babaların yüreği yanmış önemli değil, önemli olan Türkiye’nin güçlenmemesi ve içimizdeki savaş zenginlerini için de önemli olan daha zengin olmak…  

Şırnak’ın bir köyünde doğan, gidecek okulu olmayan, Türkçe öğrenemeyen, ekonomik yerel yapı olmadığı için fakirlik içersinde yaşamak zorunda kalan bir Kürt delikanlısını düşünüyorum. Çevresindeki teröristleri Robin Hut  gibi gören „gerilla“ efsaneleri ile büyüyen bu genç başka şansı olmadığını sanarak terör örgütüne katılmayı doğal görecektir. 1980 öncesinde de çoğu solcu fakir gençlerde  komünist devrim olacak, tüm zenginlikler eşit paylaşılacak ve artık fakir kalmayacakları düşüncesi vardı.  Demek ki sorunun temelinde ekonomi yatmaktadır... Ama maalesef bugün ok yaydan çıkmıştır, her iki tarafta da unutulmaz büyük acılar yaşanmıştır. Bugün bu pis savaşta oğlunu yitirmiş şehit annesine açılım demek haklı olarak küfür gelmektedir... Onun için bir açılım yapılacaksa önce bu anaların rızalarının alınması gerekmektedir. Bu açılım hemen bugünden yarına yapılanabilecek bir olay değildir, uzun süreli ve toplumun tüm bireylerince sindirilebilecek bir açılım olmalıdır. Ayrıca sadece Kürt kökenliler yönelik değil,  ülkemizdeki tüm demokratik sorunları aşabilecek “demokratik” bir açılım olmalıdır. Bu demokratik açılımdan sadece Kürt kökenliler değil, diğer halk gruplarının yanı sıra, gayrimüslim  yurttaşlarımıza da yararlanabilmelidir.  

Özetle, bu açılım ancak “Kürt açılımı” görünümünden çıkarılıp tüm kesimleri kapsayan genel bir demokratik açılım olarak lanse edilebilirse olarak başarılı olabilecektir... 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Avrupa Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim