• BIST 82.013
  • Altın 147,317
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0271
  • İstanbul : 6 °C
  • Berlin : -7 °C
  • Paris : -3 °C
  • Amsterdam : -4 °C
  • Zürih : -4 °C
  • Moskova : -6 °C
  • Lefkoşa : 12 °C

MASUMİYET MÜZESİ - BEYOĞLU “Çukurcuma”

16.06.2015 23:40
Özgenur R. Güler / Kültür Yöneticisi

Özgenur R. Güler / Kültür Yöneticisi

İstiklal caddesinden aşağıya doğru yürüdüğünüzde sağlı sollu dükkanları , tarihi yapıları ve caddedeki müzikal ziyafeti izleyerek , yüzyıllar öncesinde insanların burayı neden merkez olarak seçtiklerini anlar ve  Beyoğlu’nun “Dünyanın Nabzını Tutan Şehir” olduğunu hissedersiniz. Şehrin en güzel yapılarını tarihi yarımada ile birlikte omuzlarında taşımıştır yüzyıllar boyu.  Gezip gördükçe güzelleşen yapılar, baş döndürücü bir atmosfer yaratır. İnsan kendini yüzyıllar öncesiyle bugün arasında bir rüyada gibi hisseder. Manevi haz arayanlara hiç bitmeyen çoşkusuyla unutulmayacak anılar bırakır..

 

Beyoğlu aynı zamanda tarihsel yapıların yeniyle buluştuğu, yenilendiği bir ilçedir. Medeniyetlerin ve kültürlerin kaynaştığı büyüleyici atmosferiyle geçmişin izlerini taşımakta ısrar ederken bir yandan da modern dünyanın yepyeni ürünlerini serer önünüze. Cazibesine kapılınca nasıl geçtiğini anlamazsınız vaktin.. Burada tarihe geçecek anılarınızı kaleme alabilir, masalsı dünyalara yolculuk yapabilirsiniz.

 

Kimbilir nice aşklar yaşanmıştır sinemalarında, pastanelerinde, kuytu köşelerinde sokaklarının. İşte Beyoğlu’ndan yolu geçmiş binlerce maceradan biridir Kemal ile Füsun’un hikayesi. Dünyada bir romandan esinlenerek kurulan ilk müzedir Masumiyet Müzesi. Orhan Pamuk “İçime bir cin girdi, yapıverdim. “ der ama Romanı da, Müzesi de hiç de azımsanamayacak duygular bırakır içinizde.  

 

Kitabın ismi, sevdiği kıza ait olan ve onun dokunduğu her şeyi müze olarak yaratan bir adamın aşk hikâyesinden geliyor. Masumiyet Müzesi Romanı Orhan Pamuk’un 2008 yılında okurlarıyla buluşan unutulamayacak bir eseridir. Roman,  “ Hayatımın en mutlu anıymış bilmiyordum.” cümlesiyle başlar. Bu cümleden roman kahramanının geçmişte yaşadıklarını gözden geçirdiğini ve hayatının bir anının onun en mutlu anı olduğunu düşündüğünü, o günün aslından onun için ne kadar önemli olduğunu anlarız.  Romanda Tekstil zengini bir ailenin çocuğu olan Kemal, mutlu bir ilişkisi varken, yoksul akrabalarının kızı Füsun’a aşık olur ve Füsun’a olan aşkını saplantı haline getirir. Füsun ise bir başkası ile evlenmiştir. Kemal yıllarca Füsun’u ziyarete gitmiş, ona ait olan eşyaları gizlice alıp biriktirmiştir. Tüm bu ziyaretlere rağmen Füsun’dan bir karşılık göremeyen Kemal’in tek isteği yine de Füsun’a yakın olmaktır. Füsun’a olan aşkı her geçen gün Kemal’in içine işleyerek daha da büyüyecektir.

 

Orhan Pamuk öncelikle kendisi içi değer taşıyan eski eşyaları tanıdıkların evlerinden ve eskicilerden toplayarak işe başlamış. Sonra yavaş yavaş Kemal ile Füsun’un hikâyesini oluşturmuş. Romana uygun bir eşyayı bir eskici dükkânından alıp, bu eşyayı yazdığı romanda tasvir etmiş. Anlaşılıyor Hem müzede hem romanda Orhan Pamuk’un iç dünyasını yansıtan ipuçları yer alıyor.

 

Kitaptan müzeye uzanan bu çizgide, Beyoğlu’nda bizi selamlayan post modern yapıdır  Masumiyet Müzesi.  28 Nisan 2012 Cumartesi günü kapılarını ziyaretçilere açmıştır. Yirminci yüzyılın ikinci yarısında İstanbul hayatı’nı da tasvirleyen Müze, Romanda sözü edilen eşyaları ve imgeleri sergileyerek, hikâyeye uygun bir atmosfer yaratır. Müzenin yeri kitapta Füsun’un yaşadığı yer olarak tarif edilen evdir. Müzenin haritada ki yeri de kitabın son sayfalarında kroki olarak belirtilmiştir.

 

“Masumiyet Müzesi” Çukurcuma Caddesi üzerinde 1897 yapımı tarihi bir binada yer alıyor. Ahşap merdivenlerle birbirine bağlanan üç katı vitrinlerle donatılan müze, ziyaretçilerini 1950-2000 yılları arasına dair İstanbul hayatının pek çok unutulmuş ayrıntısıyla buluşturuyor. Romanın seksen üç bölümünü temsil eden seksen üç kutuda sergilenen sinema biletlerinden kibritlere, likör şişelerinden kapı kulplarına, minik biblolardan fotoğraflara uzanan, binlerce eşyadan oluşan bir koleksiyonun yanısıra müzede eski İstanbul filmlerinden oluşturulan bir seçki de sunuluyor.

 

İstanbul’un 60'lı ve 70'li yıllarına somut göstergelerle bir yolculuk yapmayı sağlayan müzenin giriş katında Füsun'un içtiği ve Kemal'in sakladığı sigara izmaritleri bulunuyor. 4213 ‘üne üşenmeden tek tek bakabiliyorsunuz .

İkinci ve üçüncü katta romana ait detaylar gözünüze çarpıyor. Ayrıntılar o kadar iyi düzenlenmiş ki romanı okumayan ve Orhan Pamuk'u tanımayan birine dahi burayı pekala gerçek bir aşk müzesi olarak anlatabiliyorsunuz.Son kat klasik bir '70 - '80'ler yatak odasıdır ve Kemal'in hayatının son diliminde yaşadığı odayı tasvir ediyor. Duvardaysa Orhan Pamuk’un romanı yazarken tuttuğu notlar ve notların yanına çizdiği resimler bulunuyor.

 

Yazarı tarafından "Yeşilçam filmlerini anımsatan ve güzel şarkılar içeren bir aşk romanı" olarak tanımlanan Masumiyet Müzesi; Eğer nostaljiye merakınız varsa, 60, '70, '80 ve hatta '90 kuşağını yaşamış herkes için bir anlam taşır. Müzik kutularının ağır ezgiler çaldığı bir köşede sanki yeni yeni aşık olmaya başlamış gibi bir sıcaklık hissedersiniz. Ya da bir köşesine sevgilinizin bakışlarını dondurup iliştirmek istersiniz. Kitapta anlatılan objeler ya da hisler müzede başarıyla somutlaştırılmıştır.

 

Üç ayda 11 bin ziyaretçiyi ağırlayan Masumiyet Müzesi , Salı - Pazar saat 10.00 – 18.00 saatleri arasında, Cuma günleri ise saat 21.00’e kadar ziyarete açık bulunmaktadır. Ziyaret saatleri içerisinde müzeye gelen konuklar ilgi çekici ürünlerin yer aldığı müze dükkânından kitaplar, müzedeki sanat eserlerini gösteren posterler, kartpostallar ve müze için özel olarak üretilen hediyelik eşyaları edinebilirler. Eğer Masumiyet Müzesi romanını edindiyseniz romanı yanınızda götürüp ücretsiz ziyaret edebilirsiniz. Masumiyet Müzesi, gönüllülere ve staj yapmak isteyen sanat, sanat tarihi, müzecilik, edebiyat ve başka dallardan öğrencilere imkan sunmaktadır.

 

Yazarın dediği gibi;

''Masumiyet Müzesi, İstanbul'da öpüşecek yer bulamayan aşıklara sonsuza kadar açık kalacaktır. ''  Eminim ki incecik ayrıntılarla bezenmiş ve son derece içtenlik ve samimiyetle kurulmuş bu müzeyi gezerken herkes kendinden, kendi hayatından, kendi aşkından , umutlarından, endişelerinden bir şeyler bulacaktır.

Satır içi resim 1

 
 

Satır içi resim 2

 
 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Avrupa Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim