Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ömür Boyu Aşkı Yaşamanın ve Mutlu Kalmanın 15 Altın Kuralı
13 Şubat 2012 Pazartesi 22:17

Ömür Boyu Aşkı Yaşamanın ve Mutlu Kalmanın 15 Altın Kuralı

Ömür Boyu Aşkı Yaşamanın ve Mutlu Kalmanın 15 Altın Kuralı

Ömür, insana Allah’ın emanetidir. Aşk, emanete sahip çıkmaktır. Yaşamak imtihan içindir. Mutlu olmak ve mutlu kalabilmek ise imtihanı kazanma ve “cennet adamı olma” yolculuğunun manevi zevkini tatmadır.

Sevgi, insanı insanla buluşturan mayadır. Sevgi, varlıkları anlamaya alıştıran hayadır. Sevgi, sevmenin ve sevilmenin temelidir. Kuru sevgi yetmez. Sevgiyi sevimli kılan hoş, güzel ve şirin, ciddi, ve çok lüzumlu davranış biçimleri vardır. Güzel ve müstesna söz ve düşünceler , “ömür boyu aşk”ı yaşamanın keyfiyetini kolaylaştırır.

Mutluluk ise ümidin yeşermesi, umutların hayat bulmasıdır. İşte insan hayatının evlilik safhasında mutluluğu görmek ve mutluluğu hakim kılmak için çok mühim, bir takım kurallar vardır. Şimdi bakalım bu kurallar nelermiş, bunları birer birer maddeler halinde tespit edelim. Ama tespit ile yetinmeyelim, bu satırları yazanda dahil hepimiz bu “mutluluk ilkeleri”ni , “aşk iksirleri”ni, “ömrü bereketlendirebilme ölçüleri ”ni ele alalım, içimize sindirelim, acılarımızı dindirelim.

Hayatımızı “ömür boyu aşk”ın mutluluğu ile bütünleştirelim. Evlilik güzel ama, evli kalabilmek ise daha güzel ve daha önemlidir. İşte evliliğin temelini ve emelini oluşturan hars, örf, kural, tüzük, ana çizgi ise “ömür boyu aşk’ı yaşamak ve ömür boyu mutlu kalabilmek” tir.

İşte “hakiki aşkın ve hakiki mutluluğun ilke ve inkılapları” bilinmeden, anlaşılmadan, yaşanmadan“ iyi bir hanımefendi eş, iyi bir beyefendi eş ” olabilmek mümkün değildir. Derdimiz dermanımıza kavuşmaktır.


1- Geleceğin “örnek annesi” ve “örnek babası” olabilme düşüncesi ile “evlilik aşkı”nızın iksirini birbirinizin yüreğine akıtın, evliliğinize şahit olanları ise arkanızdan ümit ışıkları ile bakıtın.

2- Evliliğiniz başladığı “an”dan itibaren samimi bir tebessüm iklimiyle donanımlı olun. Suratınıza asıklığı ve somurtkanlığı yakıştırmayın. Öfke üreten, sıkıntı doğuran olmayın. Negatif enerji yaymayın. Pozitif enerjinizi birbirinizle paylaşarak, sağlam zemininizden kaymayın. Evlilik nikahınızda “Allah’ın emri, peygamberin gavli ile …” verdiğiniz “SÖZ”ünüzden caymayın. Evliliğinizin “muhabbet fedaisi ” olun.

3- Eşinizin gözbebeklerine bakın. Eşinizin ellerinden tutun, stres, sinir ve asabiyetinizi atın. Başınızı yastığa “bir yastıkta kocamak ” adına huzurla koyarak yatın. Duygularınızı ve hislerinizi “akıl terazisi” ne yerleştirerek tartın. İçinizdeki “kötü, çirkin, şer, şerir şeyler” i çıkartın.

4- “Nazlı ve nazenin bir hanımefendi ” ye yakışan bir eda ile, “nazik ve nadide bir beyefendi” ye yakışan bir tavır ile birbirinize karşı “söz”ünüz ve “öz” ünüz ile sevginizi söyleyin, birbirinizi sevdiğinizi belli edin. Karşılıklı olarak birbirinize karşı olması gerektiği şekli ve ruhaniyetiyle “sevgili” olmayı birbirinizden esirgemeyin.

5- Bazen haberli, bazen habersiz, eşler olarak birbirinize dua etmeyi unutmayın. Zaman zaman göz göze gelerek, el ele tutuşarak birbirinizin cennetini görürcesine bakışarak birbirinize güzel söz, iltifat, ikram, izzet, taltif gibi söylemlerde ve eylemlerde bulunun. Allah’ın sizin için verdiği nimetleri düşünerek müteşekkir kalın. “Zikir, fikir, şükür ” ile hayatınızı hayatlandırın. Bedeninizi, ruhunuzu sakinleştirin, beden ve ruhunuzu şifalandırarak ömrünüzü uzatın.

6- Hep nedense “ başkaları ” için güzel giyinmeler ve süslenmeler görülüyor insanlar arasında. Halbuki daha dikkatli olmak gerekiyor. Eşler dost ve akrabaları veya “insan içine” çıkarken hep güzel giyinmeyi ve süslenmeyi önceliyorlar. Ama bir türlü birbirine karşı güzel görünmeyi, güzel giyinmeyi, güzel süslenmeyi düşünemiyorlar, yerine getiremiyorlar eşler, ne yazık, ne yazık değil mi? O halde doğru olan ve olması gereken eşlerin birbirine karşı etkileyici, dikkat çekici, cazibedar bir eda ile süslü, şirin ve güzel giyinmeleridir. Erkekler hemen eve gelince pijamalarını giyinip rahatlamayı düşünmemeliler, hanımlarda eve gelen eşlerini, paspal, dağınık, kötü kokulu, sevimsiz görüntülü, bakımsız duruşlarla karşılamamalıdırlar. Eşler olarak, her uygun zaman diliminde öncelikle birbirlerini anlamalıdırlar, ona göre güzel giyinmelidirler, ona göre güzel yaşamayı, hayatlarından lezzet almayı ve izzet bulmayı düşünmelidirler.

7- Batı kültürünün tesirinde kalmadan, eşler birbirlerinin önemli günlerini unutmamalıdırlar. “Evlilik yıldönümü” ve “doğum günü ” gibi. Hatta “ilk tanışma günü” , “nişan günü” veya “evlilik karar anı” gibi çok özel günlerine karşı hassas davranışlar içinde olmalıdırlar. Bu mevzuda unutkan göstermemelidirler , bu “özel günleri ” hatırlamaları da zorlaştırmadan gereğini yerine getirenlerden olmalıdırlar.

8- Birbirinize karşı “emredici ” olmayın. “Rica kipiyle konuşan“, rendice edici davranışlardan uzak kalan durumunda olun. Konuşmalarınızda, bakışmalarınızda “sevgi mesajları”nızla dolun.

9- Hep “iş” deyip “eş” i ihmal etmeyin. Hep “malım-mülküm ” deyip “çocuklar”ınızı ihmal etmeyin. “İş yemekleri”nden önce “ev yemekleri”nizi önceleyin ve önemseyin. Kahvaltılarınızı beraber yapın. Birbirinizin gözüne ve gönlüne bakın. Yuvanızın ömür harcına “muhabbet iksiri” katın.

10- Maliyeti hesap ederek hep “evde yemek yenmeli , dışarıda mı aman haa“ gibi düşüncelere girilmemelidir. Uygun zaman dilimlerinde “dışarıda baş başa“, bazen de çocuklarınız da yanınızda iken birlikte yemek yiyin. Onlarla konuşun, güzel şeylerinizi paylaşın, gönlünüzden gönüllerinize yol açın. Etrafınıza sevgi ve şefkat saçın.

11- Birbirinizi “iyi niyet ve güven” duygularınızla karşılayın ve uğurlayın. Birbirinizden “Güle güle, Allah yolunu açıketsin, işlerine kolaylık versin” ve “Hoş geldin, Safalar getirdin” , “iyi ki varsın”, “ iyiki yar’sın” gibi hoş, samimi iltifatlarda bulunmayı esirgemeyin.

12- Eşler, birbirinin ailesine karşı sevgi, saygı, hürmet ve muhabbet yaklaşımı içinde olmalıdır. Bu münasebetle birbirinizin ailelerini yaralayıcı, kötüleyici, dolayısıyla yuvanızın temellerini dinamitleyici hoş olmayan söz, fiil ve davranışlardan uzak durun.

13- Birbirinize karşı, “itham edici, yargılayıcı, denetleyici ” sözler sarfetmeyin, böyle olumsuz davranışlar sergilemeyin. Birbirinize verdiğiniz “güven” ve “itimad”ınızı zedelemeyin, yaralamayın. “Senin bana göre olmadığını biliyordum ama… ” gibi, “Ah ah, seninle olmak ne zormuş ” gibi hiç ama hiç “evlilik şahsı manevinize ” karşı yakışmayan davranışlardan, tavırlardan ve sözlerden şiddetle uzak durun.

14- Birbirinize eziyet etmeyin , “burnunuzun doğrultusunda ” gitmeyin. İnatlaşmayın. Kırgınlıklarınızı çok çabuk tatlıya bağlayın. “İdeal bir eş” olarak en başta “seçim” inizi yaptığınızı ve ona göre “geçim” içinde olmanız gerektiğini asla unutmayın.

15- Evinizde birbirinize karşı örnek olun, ailenize karşı örnek olun. “İki baş, iki gönül, bir ses, bir soluk, bir güç” haleti ruhiyesi içinde “Ömür boyu aşk”ınızı ebedi mutluluklarınızla taçlandırın.

Söz çok ama, “sözün özü kafidir” demiş büyükler, bu kadarla yetiniyoruz! ,

Ahmet YÜTER
ahmetyuter@gmail.com

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
ANALİZ