• BIST 83.048
  • Altın 147,273
  • Dolar 3,7683
  • Euro 4,0468
  • İstanbul : 5 °C
  • Berlin : -1 °C
  • Paris : -3 °C
  • Amsterdam : 1 °C
  • Zürih : -6 °C
  • Moskova : -2 °C
  • Lefkoşa : 7 °C

RAHMET DERYASINDA…

01.08.2011 11:41
Nevzat Laleli

Nevzat Laleli

Nevzat Laleli       nevzatlaleli@gmail.com       www.yuvamiz.net

Ayet ve hadisler ışığında yazı serisi                                           

Havaların kavurucu ve yakıcı sıcaklığını bütün benliğimizde hissettiğimiz bu günlerde bir anda kendimizi büyük bir denizin serin sularında yıkanırken bulsak, ne düşünür ne yaparız? Bu hâli tahayyül edebiliyor musunuz? Ne büyük mutluluktur bu…

İşte idrak ettiğimiz Ramazan ayı da yukarıda sözünü ettiğim mutluluğun belki yüz, belki de bin katıdır. Çünkü Ramazan, sadece dünyada bize geçici bir mutluluk sağlamaz, aynı zamanda ebedi dünyamız olan ahirette de bizlere mutluluk sağlar.

Hiçbir insan dünya gözü ile “Ben Ramazan’ın bana sağladığı bereket ve mutluluğu kavrıyorum” derse, bunu idrak etmesi mümkün değildir.

Ramazan, bizlerin önünde akıp giden üzeri mücevher yüklü bir hareketli banttır. Bu ayda bizlere bu mücevherlerden istediğimiz kadar almamız ve torbamıza doldurmamıza izin verilmiştir. Bu bant ancak bir ay kadar akacak ve biz bu bir ayda torbamıza ne kadar mücevher koyabilmişsek o kadarla yetinmiş olacağız.

Eski insanlar uzun ömürlü insanlar ve 300 sene, 500 sene yaşarlarmış. Kur’an-ı Kerimde açıklandığına göre Nuh aleyhisselamın sadece peygamberliği 950 sene sürmüş. Nuh tufanından ve peygamberliğinden önceki seneleri de ekleyecek olursak Nuh (a.s) ın 1000 seneden fazla yaşadığı tahmin edilmektedir.

Peygamberimiz Hazreti Muhammed (s.a.v) hazretleri; “Benim ümmetimin ömrü kısadır. Eski insanların uzun ömürlerinde Allah yaptıkları ibadet ve kulluklarından dolayı büyük ecir ve sevap kazanırlarken, benim ümmetimin ömrünün kısalığı dolayısıyla bu kadar büyük ecir (sevap) kazanamayacaklardır” diye üzülürken Cenab-ı Hak ona “Kadir suresini” indirmiş ve “Ey Habibim. Ben de senin ümmetlerine; “Kadir gecesini verdim” buyurarak onu ve biz Ümmetlerini desteklemiştir.

Bu surede yapılan açıklama ile “kadir gecesinin 1000 aydan daha hayırlı” olduğu bildirilerek, sadece bu geceyi hakkıyla yaşayanların bir anda 84 veya 85 sene ibadet etmiş bir insanın sevabına erişeceği müjdesi verilmiştir.

Peygamberimiz, sadece Müslümanların değil bütün insanların istifade etmesi için onlar için verdiği bir Ramazan hutbesinde, “Ey Nas (İnsanlar)” buyurarak bütün insanları konuşmasının kapsamına dâhil etmiş ve şunları bildirmiştir.

RAMAZAN HÜTBESİ

“Bismillahirrammanirrahim (Rahim ve rahman olan Allah’ın adıyla…)”

Ey Nas… İlahi rahmet, mağfiret ve bereket ayı gelip size çattı. O öyle bir aydır ki, Allah (c.c) nezdinde ayların en faziletlisi, geceleri gecelerin en faziletlisi ve saatleri, saatlerin en faziletlisidir.

O, bir ay ki siz onda Allah’ın (c.c) keramet ehli oldunuz. Nefesleriniz o ayda tespih, uyumanız ibadet mertebesindedir. O ayda amelleriniz makbul ve dualarınız mütecap (kabul edilen) olmaktadır.

Öyle ise kendi Rabbinizden dürüst niyetler ile günahlardan ve beğenilmez sıfatlardan arınmış kalplerle dileyin de Allah, o ayı oruç tutmaya ve o ayda Kur’an okumaya sizleri muvaffak kılsın.

Zira ancak bu büyük ayda, şakiler (kötülük yapan) ve bedbaht kişiler, Allah’ın (c.c) bağışlamasından mahrum kalanlardır.

Bu ayda açlıkla, susuzlukla, kıyamet gününün açlık ve susuzluğunu hatırlayın. Fakirlerinize ve düşkünlerinize sadaka verin.

Büyüklerinize saygı, küçüklerinize sevgi gösterin. Yakınlarınızı şefkatle okşayın. Söylenmemesi gereken şeylerden dilinizi sakındırın.

Size helal olmayan şeylere bakmaktan sakının ve gözlerinizi yumun. Duymanız helal olmayan şeylerden kulaklarınızı tıkayın. Halkın yetimlerine şefkat gösterin ki, sizden sonra sizin de yetimlerinize şefkat göstersinler.

Günahlarınızdan tövbe edip Allah’a (c.c) dönün. Ellerinizi namaz vakitlerinde dua için kaldırırın. Zira namaz vakitleri, zamanın en hayırlısıdır. Bu vakitlerde Hak teala, kendi kullarına rahmet nazarıyla bakar. Ona münacat edenlere cevap verir. Onu çağıranlara “lebbeyk” der. Dua edenlerin duasını kabul eder.

Ey Nas… Canlarınız, yaptığınız amellerin rehinidir. O halde Allah (c.c) den bağışlanma dileyerek canınızı rehinden kurtarın. Omuzlarınız, günahlarınızın ağır yükü altındadır. Secdelerinizi uzatarak, onları hafifletin. İyi bilin ki Hak teala bu ayda namaz kılanlara, secde edenlere azap etmeyeceğine ve kıyamet günü onları Cehennem ateşiyle korkutmayacağına, izzet ve celaline yemin etmiştir.

Ey Nas… İçinizden kim bu ay, oruçlu bir mü’mine iftar verirse, Allah katında köle azat etmiş gibi sevap alacak ve geçmiş günahları bağışlanmış olacaktır.

(O sırada Ashaptan bazıları dediler ki;Ya Resulallah, biz çok fakiriz ve buna kadir değiliz.)

Peygamber (s.a.v) buyurdular ki; Bir hurmanın yarısıyla veya bir içim suyla da olsa, oruç tutanlara iftar vererek cehennem ateşinden sakının. Bundan fazlasına kadir olamayanlara Hak teala bu sevabı verir.

Ey Nas… Bu ayda kim huyunu güzelleştirirse, ayakların titrediği o günde Sırattan kolay geçer. Kim şerrini insanlardan uzak tutarsa (zulmetmezse) Allah’da (c.c) onu kıyamet azabından uzak tutar. Kim, bu ayda babasız yetimlere şefkat gösterirse, Allah’da ona kıyamet gününde merhamet gösterir. Kim, bu ayda yakınlarına olan bağını sağlamlaştırır, onlara iyilikte bulunursa, Allah (c.c) da kıyamet günü onu kendi rahmetine kavuşturur. Kim, bu ayda yakınlarına olan ilgisini keserse, Allah’da (c.c) ondan rahmetini keser. Kim, bu ayda sünnet namazlarını çok kılarsa Allah’da (c.c) diğer aylarda kılınan farz namazı sevabını verir. Kim, bu ayda bana çok salâvat gönderirse, amel terazilerinin hafif geldiği günde, Allah (c.c) onun amel terazisini ağırlaştırır. Kim, bu ayda Kur’an’dan bir ayet okursa, diğer aylarda Kur’anı hatim edenlerin sevabına eriştirir.

Ey Nas… Bu ayda Cennet kapıları açıktır. Rabbinizden dileyin. Dileyin ki bu kapılar yüzünüze kapanmasın. Ve Cehennem kapıları da bu ayda kapalıdır. Rabbinizden dileyin de yüzünüze açılmasın. Şeytanlar bu ayda bağlanmışlardır. Allah’dan isteyin ki onlardan sizi korusun.

Amin… (Duamızı kabul et, Ya Rabbi…)

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Avrupa Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim