• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • İstanbul : 5 °C
  • Berlin : -4 °C
  • Paris : 0 °C
  • Amsterdam : -4 °C
  • Zürih : -4 °C
  • Moskova : -4 °C
  • Lefkoşa : 7 °C

RAMAZAN’DA KAYSERİ MACERASI

04.07.2016 16:30
Ahmet İncel

Ahmet İncel

Bu hafta da gezi yazıma devam edeceğim. Diğer gezilerimin aksine ilk kez plansız programsız yaptığım bu gezide, Göreme’de otelde ertesi gün Kayseri’ye mantı yemeğe ve bir gün sonra da Adana’ya Adana kebabı yemek üzere gitmeye karar verdik.  Yaklaşık 70 kilometre uzaklıktaki Kayseri’ye giderken, mantı hayali kafamızı süslüyordu. Erciyes dağının muhteşem görünüşü ve kent girişindeki modern binaları görünce, Kayseri’ye büyük bir hayranlıkla girdim. İlk işim,  çok sevip saydığım Münih’teki Kayseri’li bir ağabeyime telefon edip bana mantı yemek için bir restoran tavsiye etmesini rica ettim.
Onun tavsiyesi üzerine Kayseri’nin en lüks restoranlarından birine girdik. İşte o zaman kabus başladı. Adamlar bizi görünce sanki aydan gelmişiz gibi bakarak “bu saatte, burada ne arıyorsunuz” edasıyla ne istediğimizi sordular. “karnımız aç” deyince “maalesef iftardan sonra açığız” deyince başımızdan aşağı kaynar sular döküldü. Herhalde burası tutucu bir restoran başka yerlere bakalım dedik. İnanın en küçüğünden en büyüğüne kadar tüm restoranlarda aynı yanıtla karşılaştık.
İnanamadım, iki kez Ramazan’da bulunduğum Mısır da bile iftar öncesi yemek yiyebildiğimiz açık restoranlar vardı.  Ya “seferilik”var, “şeker hastasıyım, yemem gerekiyor” hiç bir mazeret geçerli değil, iftarı bekleyeceksin. Aklımıza,  bir marketten sucuk, peynir falan alıp kuytu bir yerde yemek geldi. Alış verişimizi yaptık, kasada hesabı yüz liralık kağıt para vererek ödemek istedim. Kasadaki kız, elli liranın üstünü verdi. İtirazımız üzerine uzun bir tartışmadan sonra yüz lira verdiğimizi ikna ederek, paranın üstünü tam alabildik.
Market karşısındaki belediye büfesinden ramazan pidesi almaya kalktık. Burada da adam bize bir pide vererek bu çift pidedir dedi ve otuz kuruşluk para üstünü de bir kaç kez söylememiz sonrası istemeye istemeye geri verdi. Sanırım bu kişiler de oruçluydu, ama herhalde bu tür ufa tefek sahtekarlıkları oruçlarını etkilemiyor. Bunlar da değişen Türkiye’nin yeni dindarları...
Gittiğim kentlerde sayısız resimler çekerim. Kayseri’de bir an önce oruç tutmadığımı, veya tutamadığımız için dayak yeriz kokusuyla kenti apar topar arkamıza bile bakmadan terk ettik. Yaklaşık otuz kilometre sonra bir bağ kenarında, toz toprak içinde oturarak aldıklarımızı zevkle ve korku karışımı duygularla yedik. Bu arada yollardaki dinlenme tesislerindeki restoranların da kapalı olduğu dikkatimizi çekti.
Ayrıca bir konu daha dikkatimizi çekti. Eskiden yol kenarlarındaki dinlenme tesislerinde zar zor bir küçük oda bulup vakit namazımızı kılardık. Şimdi ise dinlenme tesislerin, adeta camilere benzemiş. Sadece büyük mescitler değil, hepsinde minareler yapılmış. Bu konuda da abartmışız gibime geldi.
Değişen Türkiye, dini gösteriş Müslümanlığın önüne geçmiş...
Bir sonraki yazımda size Adana’nın yollarının artık taştan olmadığını anlatacağım inşallah...  
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Avrupa Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim