• BIST 82.504
  • Altın 147,463
  • Dolar 3,8179
  • Euro 4,0606
  • İstanbul : 4 °C
  • Berlin : 0 °C
  • Paris : -1 °C
  • Amsterdam : 4 °C
  • Zürih : -5 °C
  • Moskova : 0 °C
  • Lefkoşa : 14 °C

Ruhban okuluna Yunan öğrenciler

23.05.2010 14:15
Ahmet İncel

Ahmet İncel

Münih’te dört gün süren ve yaklaşık 160 bin kişinin katıldığı “Ekümenlik Kilise Günleri”  sona erdi. Tanıştığım katılımcılar Türk olduğumu öğrenince hemen Türkiye’de Hıristiyanların baskı gördüğünden bahsetti. Başta Heybeliada ruhban okulu konusu olmak üzere, Tarsus’daki Aziz Paulus Kilisesi’nde ayinlerin on gün önceden bildirilmesi zorunluluğu olduğu ve ayine giriş için ücret ödendiği, Akdamar Kilisesi gibi konular önüme getirildi. Sanki Müslüman Türkler, Romalıların Hz. İsa zamanında Hıristiyanlara zulmü uyguluyormuş gibi bir tablo çizildi.  

Dayanamadım hafta sonu bir İstanbul’a giderek bizim Hıristiyan yurttaşlarımızın durumlarına bir bakayım dedim. Pazar günü İstiklal Caddesi’ndeki Sant Antonio Kilisesi’nde  bir ayin izledim. Türkçe ayinde bir kızımız İncil’den oldukça duygulu pasajlar okurken, kiliseyi çoğu genç çok sayıda inançlının doldurduğunu gözlemledim. Daha sonra Heybeliada’ya gittim. Ruhban okulu hemen yarın açılacakmış gibi pırıl pırıl bakımlı bir şekilde yerinde duruyor. Eğitmenlerin maaşları bile hala kesintisiz ödeniyormuş ki izin çıksa hemen ertesi gün derse başlayabilirlermiş. 9. yüzyılda yaptırılan Heybeliada’daki Ayia Triada Manastırı olarak yapılan bu bina Patrik 4. Germanos tarafından 1 Ekim 1844’de Heybeliada Ruhban Okulu olarak açılmış. Bu okulda, 1915 -1918 yılları arasında Birinci Dünya Savaşı nedeniyle burada da eğitime ara verilirken, 1918 -1923 yılları arasında orta öğretimsiz beş yıllık yüksek okul statüsüne yükseltilmiş. 1923 -1951 yılları arasında dört yıl ortaokul ve üç yıl teoloji eğitimi, 1951-1971 yıllarında dört yıl lise ve üç yıl teoloji eğitimi verilmiş. 1971’de Anayasa Mahkemesi tarafından bütün özel yükseköğretim kurumlarının bir devlet üniversitesine bağlanması kararına göre Heybeliada Ruhban Okulu da ‘özel yüksekokul’ statüsünde değerlendirilmiş. Okulun varlığını sürdürebilmesinin ancak Türk üniversitelerinden birisine veya bir ilahiyat fakültesine bağlanarak mümkün olabileceği belirtilince, Patrikhanenin, okulun Türk üniversitelerine bağlanmasını istememesi üzerine Heybeliada Ruhban Okulu kapatılmış. Dikkatinize çekerim, Türk üniversitesine bağlı olmayı kabul etmemişler, nereye bağlılarsa...  

Okul 127 yılda 1000’e yakın mezun verdi. Mezunlardan 12’si sonradan İstanbul Ortodoks Patriği oldu, ikisi İskenderiye Patriği, üçü Antakya Patriği, dördü Otosefal Atina Başpiskoposu, biri ise Otosefal Arnavutluk Başpiskoposu seçildi. Patriğin açıklamalarına göre İstanbul’da elli yıl önce 120 bin Rum kökenli yaşarken, bugün sadece 3 bin civarında yaşıyor. Ruhban okuluna 1950- 1964 yıllarında başta Balkan ülkeleri olmak üzere, Mısır, Etiyopya, Suriye ve Britanya’dan gelen yabancı öğrencileri kabul etti. Ancak 1964’te güvenlik gerekçesiyle, yabancı öğrenci yasaklandı. Yani okul açılmış olsa bile Türkiye’den yeterli öğrenci bulamayacak. Bu durumda Yunanistan’dan öğrenciler getirilip bu okulda eğitilmesi isteniyor.  

Patrik basın sözcüsü Dositheos şu anda 14-15 metropolit bulunduğunu ve bunların oldukça yaşlı olması nedeniyle yakın gelecekte metropolit sıkıntısı çekeceklerini söylüyor. Yani Heybeliada Ruhban okulunun bir an önce  açılmasını, öğrencilerin ve metropolitlerin Türk yurttaşı olma zorunluluğuna bir çare bulunmasını istiyordu.  

Geçtiğimiz günlerde Atina’yı  ziyaret eden Başbakan Erdoğan bu soruna çözüm sözü verdi ve dönüşte sözünü tuttu. Vatandaşlık başvurusunda bulunan 30 Yunanlı metropolitten ön beşi Türk yurttaşlığına geçme sınavına çağrıldı. İlk sınav başvurusunu da Avusturya metropoliti Mihail yaptı. Sevince boğulan Patrikhane çevreleri bu uygulamanın ruhban okulunun açılmasından bile önemli olduğunu vurguladı.  

Bu durumda Ruhban okulunun açılmasına bile gerek kalmadı, başka ülkelerde yetişen metropolitler koşulları yerine getirince Türk vatandaşlığına geçip görev yapabilecekler.             

Türkiye bu son uygulamasıyla, okulun açılmasına karşı gelmenin altında ırkçı bir yaklaşım yatmadığını göstermiştir. Türkiye’nin endişesi okulun, bir üniversite bünyesinde olmadan ‘Ortodoks Teolojisi’ konusunda eğitim vermesi, Türkiye’deki bazı tarikatların ‘Biz de kendi okulumuzu açalım’ demeye kalkmasıdır...

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Avrupa Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim