• BIST 82.363
  • Altın 147,033
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0385
  • İstanbul : 8 °C
  • Berlin : -6 °C
  • Paris : -4 °C
  • Amsterdam : -5 °C
  • Zürih : -4 °C
  • Moskova : -5 °C
  • Lefkoşa : 10 °C

Sanal’da yalnızlaşma cumhuriyetinden selam…

02.02.2015 00:48
Hasan  Yitgin

Hasan Yitgin

İnsan üzerine konuşmak yorucu bir meziyet olsa da yine insana dair yazmaktan kendimi alamadığım, keyfi dününden kaçık bir Pazar. Kişisel tahlillerden ne kadar kaçındıysam o kadar mızrakları bileylenmiş insanlarla tokalaşıyorum. Hepimizin ruhunun bir törpüsü var (olmalı), bu bir gerçek. Fakat rahatsız edici olan; gerekli-gereksiz her an saldırıya, savunmaya hazır modern zaman şövalyeleri(!) ve yaşadıkları bir nevi ustura hayatlar.

“Güzel kardeşim!” diyorum, bu kadar mı güvensiz kaldın da böyle içten pazarlıklardasın?

Ondan mı bu önden giden yargıların?

İnsanlara mı kızgınsın, yoksa kendine mi?

Neden parmakları 5’te 5 kötü görme çaban?

...diye uzayıp giden çoktan seçmeli pek çok soru.

 

Evet, “O iyi insanlar o güzel atlara binip çekip gittiler.” Bir kap fazladan pişirmenin evin cari açığını etkileyeceğini bile bile komşusu açken tok yatmayan, davasının aleyhinde olanı da düşmüşse kaldıran,“bana dokunmayan yılan bin yaşasın” demeden müşkülün yardımına koşan, suyunu kazanıp içen, ekmeğini bölüp yiyen insanların maalesef hatrı sayılır kısmı o güzel atlarla gittiler. Ama hepsi değil be kardeşim, hepsi değil!

Baksana, dünya muhalifsiz dönüyor mu? Yani öyle ki; yin’in bir yang’ı mutlaka olacak. Şimdi sen yanlış seçimler yapıp kişiliği metelik etmezlerle sınandın diye iyi kal(maya çalışan)anlara şans vermeden 5. parmak diye yaftalayalım mı?

 

İnsanlara, insanlığa güvenmeyi en son 90’larda bıraktık belki de. Çünkü milenyum çağı bunu gerektirirdi. Bir tarhana çorbasının sıcaklığını unuttuğumuzda unuttuk belki içimizdeki insanı. Ruhumuza prangalar vurmaya çalışanlardan sonra unuttuk güzel insanları, insanca davranmayı. Kişisel gelişim kitaplarında kaldı hoşgörülü davranmak, onurlu olmak, güler yüz, tebessüm, sadakat, güven… Başkalarına kızmaktan, doğruyu başkalarında aramaktan kendimiz doğru kalamadık.

 

İstişare etmek yerine mention atar olduğumuzda unuttuk insanların konuşa konuşa anlaştığını. Söz gümüş ise sükût altın değil artık, konuşulabilen her söz bir külçe altın… Biyografilerinden tanımaya çalıştığımız insanların gerçeğini görünce vazgeçtik inanmaktan. İnanmaktan vazgeçtiğimiz her insanla yavaş yavaş vazgeçtik insanlıktan ve ona inançtan… Şimdi milenyumun yorgun savaşçılarıyız, parmaklarımızın ucuyla büyüttüğümüz fotoğraflarla küçülttük içimizdeki insan kalabilen yanı. Sonra kimseye inanamadık, inanmadıkça hırçınlaştık. Yaşayışın ilkel olduğu zamanlar geride kalsa da, bireyselleşme çağında medeniyet dediğin “tek kişi kaldı”… Yalnızlaşma cumhuriyetinden selam!

 

İnsan kalmaya çalışmaya ısrar eden yanlarımla inanıyorum, hala şiire, gazele dokunan insanlar var dünyada. Dünyada diyorum Ademoğlu, silahların namlusuna karanfil takabilecek kadınlar, merhametini göğüs kafesinin içinde muhafaza eden adamlar hala var! Haklının yanında yüreklice durabilen canlar, yanlışından doğru peyda edebilenler var…

Affedebilen ve inananlardan olmak dileğimle…

 

 

 

 

 

 

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Avrupa Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim