• BIST 82.363
  • Altın 147,033
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0385
  • İstanbul : 9 °C
  • Berlin : -7 °C
  • Paris : -3 °C
  • Amsterdam : -5 °C
  • Zürih : -4 °C
  • Moskova : -5 °C
  • Lefkoşa : 9 °C

Sevgili Gurbetçi Kardeşlerim!..

07.07.2012 22:37
Fikret Özdemir / www.fikretozdemir.com

Fikret Özdemir / www.fikretozdemir.com

Avrupa’da okulların tatil olmasıyla birlikte yine vatan hasreti ile yollara düştük.

 Biz de bu yazımızda kısada olsa  „Sıla-i Rahim „ den  bahsetmek istedik.

Bildiğiniz gibi “Sıla“  kelime olarak : Kavuşmak, ulaşmak, vuslat demektir. Manasına gelmektedir.

 Aynı şekilde „Rahim“ kelimesi de  rahmetten gelir. Rahmet “acımak”, “şefkat duymak ” manalarını taşır.

Akrabalık, hısımlık, yakınlık, kuvvet, karabet gibi farklı kelimelerle dile getirilen beşeri yakınlığı ifade eder.

İslam  dininde  insanlar arası ilişkilere önem verildiği gibi özellikle yakınlardan başlayarak anne ve babanın ve sırayla diğer akrabaların ziyaret edilip gözetilmesi prensibi son derece önemlidir.

Kişinin akraba ve yakınlarıyla alâkasını devam ettirmesi, onları koruyup gözetmesi, yani sıla-i rahimde bulunması, dinîmizin çok ehemmiyet verdiği esaslardan biridir. Zira Cenâb-ı Hak, akrabaları birbirlerine mirasçı kılmış, birtakım haklar ve vazifelerle aralarındaki bağları kuvvetlendirmiştir.

Memleketinize vardığınızda tüm akraba dost ve eski arkadaşlarınızın gönlünü kısada olsa alın ve ziyaret ediniz. İslam akraba ziyaretine büyük önem vermiştir.

Anne ve babası hayatta olanlar,  onları ziyaret edip,  elini öpmeden memleketten  ayrılmasın. Unutmasınlar ki , kendileri anne ve babalarına yaptıklarının karşılığını her iki âlemde de göreceklerdir.

 Bu konu ile ilgili  „İslam Alimleri“ de şu sözleri dile getirmişlerdir:

 „Ana-babasını dine uygun hizmetleriyle razı eden, Allahü teâlâyı razı etmiş olur, onları gazaplandıran, Allahü teâlâyı gazaplandırmış olur.“  [İbni Neccar]

 „Ana-babası, yanında ihtiyarladığı halde, (rızalarını alamayıp) cenneti kazanamayanın burnu sürtsün.“  [Tirmizi]

 Bunun yanında şu aşağıdaki kısa hikayeyi de aktaralım:

 Halit bin  Zeyd (Ebu Eyyüb el-Ensarî) hazretlerinden rivayet edildiğine göre bir adam Hz. Peygamber'e gelerek: "Ya Rasûlallah; beni cennete sokacak bir ibadet söyler misiniz?" dedi... Rasûlüllah şu cevabı verdi:

"Allah'a ibadet eder ve O'na hiç bir şeyi ortak koşmazsın, namaz kılar, zekât verir ve sıla-i rahm edersin" (Buharî, Zekât, 1)

Peygamber Efendimizin bu kadar önemle üzerinde durduğu ve yapıldığı zaman müslümanların cennete girmelerine sebep olacağını haber verdiği sıla-i rahim; her türlü hayır işlerinde akraba ve yakınların görülüp gözetilmesidir. Gerek ayetlerde, gerek hadislerde, bunun, namaz, zekât gibi farz ibadetlerden hemen sonra zikredilmesi, İslâm’daki önemini göstermektedir. Âlimler sıla-i rahimde bulunmanın vacib olduğu görüşündedirler. Bunun, terk edilmesi, yani akraba ve yakınlarla olan ilgisinin kesilmesi, büyük günah sayılmıştır. Cenab-ı Hakk, Kur’an-ı Kenim’de şunları hatırlatır:

"Allah'tan korkun ve akrabalık bağlarını kesmekten sakının" (en-Nisa, 4/I)

 "Onlar ki Allah'ın gözetilmesini emrettiği hakları gözetirler (akrabalık bağlarını devam ettirirler ve iyilikte bulunurlar); Rablerine saygı beslerler ve kötü hesaptan korkarlar...";

 Fakat Allah'ın tevhit akidesini kabullendikten sonra onu bozanlar ve Allah'ın bağlanmasını emrettiği bağları koparanlar (akrabalık bağlarını kesenler) ve yeryüzünü fesada verenler var ya; işte bunlar, lânet onlara ve yurdun kötüsü Cehennem de onlara" (er-Ra'd, 13/21, 25).

 Sıla-i Rahim ile ilgili olarak da ayrıca şu hatırlatmalar önemlidir:

 Sadaka vermek, iyilik etmek, ana babaya ihsanda bulunmak ve akrabayı ziyaret etmek, şekavet’i saadete çevirir, ömrü uzatır ve insanı kötü ölümden korur.“ [Ebu Nuaym]

 " Allah'a ve ahiret gününe iman eden kimse akrabasını görüp gözetsin" (Buharî, İlim, 37; Müslim, İmam, 74–77).

 "Akrabalık, Arş'ta asılıdır. Der ki: "Beni gözeteni Allah gözetsin; beni terk edeni Allah terk etsin” (Müslim, Birr ve Sıla, 17);

 "Akrabalık bağlarını kesip koparan kimse Cennete giremez" (Buhari, Edeb, 11);

 "Her kim rızkının bol olmasını ve ecelinin gecikmesini istiyorsa akrabasını görüp gözetsin" (Buhari, Edeb, 12);

 "Yoksula yapılan sadaka bir sadakadır. Bu sadaka akrabaya yapılmışsa iki sadaka demektir. Biri sadaka, diğeri sıla-i rahimdir ki bu da sadaka sayılır" (Tirmizi, Zekât, 26).

Akrabalarımız, özellikle hala, teyze, amca, dayı, gibi yakınlarımız aileden sayılır. Onları kendi yakınlarımız bilerek davranışlarımızı ayarlamakta büyük faydalar vardır.

Rasûlüllah (s.a.s): "Teyze, anne yerindedir" (Tirmizi, Birr, 5) buyuruyor. Amca da baba yerindedir. Bu kadar yakın olan kişilere karşı yerine getirilmesi gereken bazı ahlâkî görevlerin bulunması tabiidir. Bu görevler arasında olan ziyaretlere özel bir yer ayrılmalıdır. Başta bayramlar olmak üzere, zaman zaman ziyaret etmek, mümkünse hediyeler götürmek güzel bir davranıştır.

Ziyaretler akrabalar arasındaki sevgi bağlarını güçlendirir. Dargınlıkları sona erdirir. Sevinç ve üzüntülerin karşılıklı paylaşılmasına, sıkıntılara birlikte çareler aranmasına vesile olur. Özellikle yaşlılar toplumda yalnız kalmadıkları, çevrelerinde kendilerini seven, arayıp soran insanların bulunduğu inancı ile son yıllarını huzur ve mutluluk içinde geçirirler.

Basit bahanelerle nefsi duygularla hareket ederek içimizdeki şeytani duyguların oyununa gelmeyelim. Bakın; Hz. Peygamber şöyle buyuruyor:

 "İyiliğe benzeri ile karşılık veren kişi, tam anlamıyla akrabasını görüp gözetmiş olmaz. Hakiki sıla, kişinin kendisi ile ilgiyi kesenleri görüp gözetmesidir" (Buharî, Edeb, 15).

 İyilik her durumda düşünülmeli ve yapılmalıdır. Yoksul ve güçsüz durumdayken,  iyilik ve yardımdan söz edip, zengin-güçlü duruma yükselince başka türlü davranmak, fesat ve  ahlâksızlıktan başka bir şey değildir.

Cenab-ı Hakk şöyle buyuruyor:

Demek idareyi ve hâkimiyeti ele alırsanız hemen yeryüzünde fesat çıkaracak, akrabalık bağlarını bile parçalayıp keseceksiniz öyle mi? Onlar öyle kimselerdir ki Allah kendilerini rahmetinden kovmuş da duygularını almış ve gözlerini kör eylemiştir. (Muhammed, 47/22–23).

„Rasûlullah  Sallâllâhu Aleyhi ve Sellam“  şöyle buyurmuştur:

 “Allah Teâlâ varlıkları yaratma işini tamamlayınca, akrabalık bağı (rahim) ayağa kalkarak:

 (Huzurunda) bu duruş, akrabalık bağını koparan kimseden Sana sığınanın duruşudur.» dedi. Allah Teâlâ:

 «Pekâlâ, seni koruyup gözeteni gözetmeme, seninle alâkasını kesenden rahmetimi kesmeme razı değil misin?» diye sordu. Akrabalık bağı:

 «Evet, razıyım.» dedi. Bunun üzerine Allah Teâlâ:

 «Sana bu hak verilmiştir.» buyurdu.”

 Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bunları anlattıktan sonra:

 “İsterseniz (bunu tasdik eden) şu ayeti okuyunuz!” buyurdu:

 “(Ey münafıklar!) Siz iş başına geçecek olursanız, yeryüzünde fesat çıkarır, akrabalarla alâkanızı kesersiniz, değil mi? İşte Allah’ın lânete uğrattığı, kulaklarını sağır, gözlerini kör ettiği kimseler bunlardır.” (Muhammed, 22–23) (Buhârî, Tefsîru Sure 47, Edeb 13, Tevhîd 35; Müslim, Birr 16)

 Nefsanî duyguları bir kenara bırakarak tüm akrabalarla kucaklaşarak ayrılınız. Biryıl sonra bir daha onlar bizi, biz onları bulamayabiliriz

 Rahat ve güvenli bir yolculuk için ilgili kurumlar ve medya tarafından yapılan uyarılara dikkat ediniz.

 Kardeşlerim sizlere hayırlı yolculuklar ve tatiller dilerken hepiniz Allaha emanet olunuz. 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Avrupa Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim