• BIST 83.048
  • Altın 147,065
  • Dolar 3,7593
  • Euro 4,0369
  • İstanbul : 6 °C
  • Berlin : -2 °C
  • Paris : 0 °C
  • Amsterdam : 2 °C
  • Zürih : -6 °C
  • Moskova : 0 °C
  • Lefkoşa : 11 °C

Slovakya’nın Türk koruyucuları

19.09.2011 11:56
Ahmet İncel

Ahmet İncel

 

Osmanlı izleri gezimin ikinci durağı Bratislava oldu. Yaklaşık 432 bin nüfuslu bu şehir Slovakya’nın 1993’de Çekoslavakya’dan barışçıl bir şekilde ayrılmasından sonra ülkenin başşehri olmuş. Gayet temiz, düzenli yolları ve çok nazik insanlarıyla bu kent tipik bir Avrupa başkenti... Yemek yediğimiz veya alış veriş yaptığımız yerlerde hiçbir zaman kazık yemiş hissi duymadığımız bu kentin insanları, Viyana’dan yaklaşık 70 kilometre kadar uzakta yaşamalarına rağmen, yabancılarla Almanca yerine İngilizce konuşmayı tercih ediyor. Demir perde yıkılmadan önce defalarca gittiğim kentin AB’ye girdikten sonra adeta yeniden inşa edilmiş olduğu da gözden kaçmıyor. 2004’de AB’ye giren Slovaklar’ın AB fonları kana kana kullandıkları gözleniyor. Kentte ilk etapta bir Slovakya’lının işlettiği dönerciden başka bir Türk izi bulamayınca şaşırdık, ama civarını dolaşınca ve birazcık tarihini karıştırınca izlerimiz ortaya çıktı. Öğrendiğimize göre tüm ülkede on civarında Türk öğrenci üniversitelerde okuyormuş. Ülkede yaşayan yaklaşık iki yüz elli Türk’ün sadece iş adamlarından oluşması nedeniyle Slovakyalılar’ın Türklere büyük saygı duyduklarını gözlemledim. Slovakya-Türkiye Ticaret ve Sanayi Odası’nın kuran bu işadamları, sadece ticari değil, Türklerle ilgili tüm konularda etkili olmaya çalışıyorlar. Odanın, ülkenin Trecin bölgesinde bulunan Müslüman mezarlarını “Galiçya Türk Şehitliği” adı altında bakıma alma projesiyle meşgul olduğunu öğreniyoruz.


Slovakya’da Osmanlı koruculuk sistemi


Türkiye’de 1985 yılından beri Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yürütülen “Koruculuk” sisteminin temelinin 1891’de Osmanlı’da kurulan Hamidiye Alayları’na dayandığını bilirdik. Ama Slovakya’da koruculuğun tarihinin daha da eski olduğunu gördük. Bir İslam kabilesi olan Slovaklar 4. asırdan itibaren Küçük Karpatlara ve Pannonia Ovasına yerleştiler. Dokuzuncu asırda Slovaklar, Büyük Moravya hakimiyetine girdiler. Bu sırada Hıristiyanlığı kabul ettiler. Büyük Moravya Krallığının yıkılmasının ardından Slovak toprakları Macar Krallığının hakimiyetine girdi. 1526’da Macar tahtını ele geçiren Habsburglar, Slovak topraklarına 1918 senesine kadar hakim oldular. Bu arada Mohaç Zaferinin ardından Slovak topraklarına Türk akıncıları çeşitli zamanlarda akınlar düzenledi. İşte bu akınlarda koruculuk sistemi kullanılmış. O zamanlar Kuzey Macaristan sayılan Slovakya’daki bazı Prensler nefret ettikleri Habsburg imparatorluğunu yok etmek için Osmanlı ile işbirliğine gitmişler. Stephan Bocskay, Gabriel Bethlen, Peter Császár und Georg I. Rákóczi gibi prenslerin askerleri, Osmanlı askerleriyle birlikte işgal altındaki Macaristan’dan Slovakya’ya çekilen Habsburg ordularına saldırırlarmış. Türklerle iş birliği yaptıkları için bunlara o zamanlar Macarca “kuruczok“ ve Slovakça “kuruci” derlermiş. Dil uzmanları bu kelimelerin Türkçe’deki “korucu” kelimesinin Macarca telafuzu olduğunu söylüyorlar. Özellikle Almanya’da yaşayan bizler hep “Kruzitürken” sözünü “Türkler çarmıha gerilmelidir” tercümesiyle olarak hakaret olarak algılalarız. Aslında Türklerle iş birlii yapanların kast edildiği bu ifadenin “Die Kuruzen und die Türken kommen" (Türkler ve korucular geliyor)’den zamanla “Kruzitürken” ‘e yani “Türkler’in korucuları”na dönüştüğünü öğreniyoruz.


Slovakya’dan tarihi sürtüşmeleri bir yana bırakarak güzel duygularla ayrılarak kalkan sınır kapılarından Macaristan’a giriyoruz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Avrupa Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim