• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • İstanbul : 4 °C
  • Berlin : -1 °C
  • Paris : -3 °C
  • Amsterdam : -4 °C
  • Zürih : -6 °C
  • Moskova : -2 °C
  • Lefkoşa : 7 °C

Türkçe geriliyor, Gazeteci geriliyor!..

21.07.2015 02:32
Hasan  Yitgin

Hasan Yitgin

Başta Frankfurt olmak üzere günlük, aylık, haftalık, 15 günlük yada 3 ayda bir yayımlanan gazeteler, dergiler okuyucu kıtlığına girince azalan reklam gelirleri karşısında kendisini kapatan yada küçülten Türk medyasındaki gerilim, yerini kısır döngü polemiğe bırakırken tüm bu olumsuz şartlara rağmen halen 24 senedir ayda iki defa yani 15 günde bir yayımlanan yerel gazetelerin haber ve reklam temsilcilerinin başarısını küçümseyerek uluorta konuşan tuzu kuru olan ve bu mesleği hobi olarak yapanların yanında bir yerlerden emekli maaşı alarak üç ayda bir yayım yapanlar, son zamanlarda sadece protokollerde gazeteci desinler diye ortalarda gezinenlere rağmen, reklam gelirlerini sürekli artırıp gazetelerini yayım tarihlerinde çıkaranlar ayakta durmaya devam ediyor.

Alman Devleti’nin desteği ile 1964 yılında çıkarılan ‘’Anadolu’’ isimli Gazete misali günümüzde de üç ayda bir yine Alman devletinin desteği ile çıkan ve herşeyi sütliman gösteren yayım organlarının bir yerlerden emekli maaşı alanlar yada başka işlerden geçinenler;  sözüm ona yanlarına aldıkları bazı tetikçileri sayesinde Türk Toplumundan aldıkları destekle her 15 günde bir yayımlanan gazetelerin çalışanlarını yerden yere vuracaklarını sanıyorlar.

Beyhude geçen zamanlarının farkında olmayan bu tetikçiler;  nedense başkalarının adına konuşmayı kendilerine vazife edinirken, üç aylık yayım organı sahipleri sadece protokol sevdası değiller mi? Alman Devleti’nden nemalanıp, Türk cemiyetlerinde protokol sevdalısı olduklarını göremiyorlar mı bu tetikçiler?
 
Alman Devleti’nin desteği ile sözüm O’na bazı sayfaları yada birçok sayfalarını Almanca yayımlayan bazı yayım organları şu gerçeği göremiyor mu?
Türkçe’ye Almanya’nın geleceğinde bir iletişim dili, bir kültür dili var olma şansı tanımak istemeyen siyasal, kültürel iklimin etkisi geliyor. Yeni kuşaklar Türkçe okumuyor. Türkçe’yi kısmen biliyorlar, ancak Türkçe gazeteleri, kitapları okuyacak, anlayacak düzeyde değiller. Örneğin, Türkçe iletişim, entegrasyonun önündeki engel olarak görülüyor, gösteriliyor. Kamusal yayın kurumlarının Türkçe yayınları iptal ediliyor, sınırlanıyor: Türkçe iletişime yönelik kamusal bütçeler iptal ediliyor, kısıtlanıyor. Türkçe, eğitim süreçlerinden uzaklaştırılıyor, sınırlandırılıyor. Emekli olan Türkçe öğretmenlerin yerine yenileri atanmıyor. Okullarda Türkçe dersleri iptal ediliyor, azaltılıyor. Türk çocukların rüyalarını Almanca görmesini umut eden, bunu Türk kamuoyuna açıklamadan çekinmeyen politikacılar oldu. Türkçe gazetelerin okunmasından, televizyonların izlenmesinden endişe duyduklarını açıklayanlar da. Okullarda, çocuk yuvalarında Türkçe’yi yasaklamaya kalkan eğitimciler bile çıktı. Dahası bunu yapanlara ödül bile verildi. Türkiye’nin Almanya’daki yeni kuşakların Türkçeli yetişebilmelerine katkısı da çok yetersiz oldu. Aynı şekilde gelinen noktada Türkçe medya kuruluşlarının da sorumluluğu varken nedense bu üç aylık yayım organları bu konulara değinemeyerek herşeyi tozpembe gösterebiliyorsa altındaki sebep; muhalefet yapmaması için beslendiği kaynakların verdiği talimat olamaz mı?
 
70’li yıllardan itibaren gazete matbaaları Frankfurt ve çevresinde  kurulmuştu.. Frankfurt, artık Avrupa’daki Türkçe medyanın merkezi değil..  Dolayısıyla Frankfurt’a atfettiğimiz “Avrupa’daki Türkçe’nin direniş merkezi” özelliğinin artık geçerli olmadığını söyleyebiliriz.  Elbette Almanya’daki Türkçe medya, son tahlilde bu ülkedeki Türk toplumunun yaşadığı gelişimin bir parçası olarak, gelişiyor, dönüşüyor, deviniyor.  Ancak, medyadaki son zamanlardaki gerilemeyi halen toplumun eriştiği gelişim düzeyiyle açıklamak mümkün değil. 
 
Haber yazmaktan aciz medya organı sahipleri, etraflarında gazeteciliği hobi edinmişlerin yazdıkları haberler ve Alman Devleti’nin vermiş olduğu destekler sayesinde Türk Toplumu’na hizmet ettiklerini sanıyorlarsa o zaman bu topluma üç ayda bir değil, en az ayda bir defa yayım yaparak hizmet etsinler…
Zaten ''Türk toplumu kadirşinastır'' merak etmeyin...Kimleri Goethe Caddesi'nde 15 günde bir misafir edeceğini, kimi 3 ayda bir zorda olsa görmesi gerektiğini bilir...
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Avrupa Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim