• BIST 82.130
  • Altın 147,965
  • Dolar 3,7924
  • Euro 4,0583
  • İstanbul : 9 °C
  • Berlin : -1 °C
  • Paris : -1 °C
  • Amsterdam : -2 °C
  • Zürih : -4 °C
  • Moskova : -3 °C
  • Lefkoşa : 15 °C

TÜRKİYE, AVRUPA’NIN KAPI BEKÇİSİ OLMAMALI

16.03.2016 20:18
Ahmet İncel

Ahmet İncel

Brüksel’de başta Almanya Başbakanı Merkel olmak üzere AB liderleri, mülteciler konusunda Türkiye ile pazarlık yaptılar. Türkiye, Lübnan ve Ürdün’deki mültecilerin daha dört biri bile Avrupa’ya gelmemiş iken, paniğe kapılıp AB ülkeleri kendi içerisinde birbirlerine düştüler. Bu sorunun çözümü olarak ta Türkiye’nin bir “mülteci kafesi” haline getirilip, kapılarının kapatılarak Avrupa’ya mülteci akımını önleyebileceklerini düşünüyorlar. Bu nedenle, Türkiye’ye paralar teklif ediyorlar, “vizeleri kaldıracağız” diye ağızlara bal sürmeyi deniyorlar. Hatta, Türkiye'de son günlerce iyice kontrolden çıkan basın özgürlüğü, insan hakları ihlalleri ve günden güne totaliterleşen rejime rağmen ağızlarını açmıyorlar. Aynı ekonomik çıkarları doğrultusunda Çin’e göz yumdukları gibi, kendi çıkarları söz konusu olunca birden bire temel insan hakları önemini yitiriyor.

Türkiye ise AB için birden bire önem kazanmanın sarhoşluğunu yaşıyor. Düşünün, bir kapalı mekanda zenginler gönüllerince eğleniyorlar, yaşamın tadını çıkarıyorlar. Bu mekana bazı fakir insanlar girmeye çalışıyor ve bu durum oradakilerin göz zevkini bozuyor. Hemen kapıda bekleyen görevliğe bahşişler vererek, gaza getirerek bu alt tabakadan insanların mekana girmesini önlemesi istiyorlar. Ama, kapıdaki bu görevlide de bu mekana alınmıyor. Burada kim bu kapalı mekanda eğleniyor, kim içeri girmeye çalışıyor ve kim kapıdaki görevli olduğunu sanırım herkes anlayabildi.

AKP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin „Bizim onların 3 milyarına ihtiyacımız yok“ derken, Başbakan Brüksel’de 3 milyar daha koparma pazarlığına oturuyor.  AB, kendi rahatının bozulmaması için Türkiye’yi bir mülteci kafesi ve Türk devletini de bu kafesin bekçisi haline getirmeye çalışıyor. Bu durum Türkiye için çok onur kırıcıdır.  “Acaba AB bu milyarları bize verme yerine, kendi ülkeleri içerisinde mülteciler için harcamayı aklına niye getirmiyor” diye hiç düşünmüyoruz.

 

Mülteci olayı sadece bir para olayı değildir. Bu bir sosyal bir olaydır. Yani bu kadar mülteci akımı ülkedeki sosyal yapıyı olumsuz etkiler, mevcut dengeleri bozabilir. Yaşadığım Almanya’da bu sorunlar yavaş yavaş kendini göstermeye başladı. 55 yıldır daha hala Türkleri tam olarak benimseyemeyen Almanlar, hiç alışık değilken, metrolarda kara kara, çok yüksek sesle konuşan, etrafında kitap okuyanlara saygı göstermeyen son günlerde çoğalan Afrikalılar’dan ürkmeye başladı.  300 kişilik bir köye 300 mülteci yerleştirilmesi, mültecilerin cinsel taciz yaptıkları iddiaları ve özellikle mültecilerin Alman fakirlerden daha fazla devlet yardımı gördükleri iddiaları toplumsal huzursuzlara neden olmaya başladı. “Yabancı düşmanı” damgası yemekten çekinen Almanlar’ın açık konuşamadıklarını siyasal foruma taşıyıp, kullanan göçmen karşıtı Almanya için Alternatif Partisi (AfD)'nin oy oranı  ilk kez girdiği bazı seçimlerde yüzde yirmi sınırlarına dayandı.

İşte bu sosyal dengeleri bozucu durumdan kurtulmak için başta Almanya olmak üzere tüm AB ülkeleri Türkiye’yi para ile kandırmaya çalışıyor. Hele, AB’nin Haziran’dan itibaren Türklere vizeyi tamamen kaldıracağına inanacak kadar saf olamayız... Bu imkansızdır. Adamlar şimdiden 72 kriter demeye başladı. Sokaktaki Alman buna karşı sokaklara dökülür, çünkü buradakilerin kafasındaki ön yargı  “bugün Türklere vize kalksa, Türkiye’de insan kalmaz”... İş adamlarımıza vizeyi kaldırsalar, bu bir hediye olamaz, zaten bu konuda AB anlaşmamız gereğince iş adamlarımızdan vize istememeleri gerekmektedir. Almanya bu konudaki AB mahkeme kararlarını da bugüne kadar göz ardı etmiştir.

Peki, Türkiye’deki sosyal durum ne olacak?  Türkiye’deki Suriyeli sığınmacıların toplum içerisinde yarattığı sorunlar konusunda buradan Avrupa’dan ahkam kesmek istemem. Bu sorunları en iyi yine Türkiye’de yaşayanlar  biliyor.

 

Peki, çözüm ne? Aslında en mantıklı çözümü Türkiye daha ilk baştan önermişti: Suriye-Türkiye sınırında güvenli tampon bölge kurulması. Bu insanların orada toplanıp, savaş bitene kadar tüm Dünya ülkelerince desteklenmesidir. Gerçi Almanya daha önce sıcak bakmadığı bu çözüme 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Avrupa Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim