• BIST 83.243
  • Altın 149,216
  • Dolar 3,8261
  • Euro 4,1052
  • İstanbul : 7 °C
  • Berlin : -1 °C
  • Paris : -1 °C
  • Amsterdam : 2 °C
  • Zürih : -6 °C
  • Moskova : 0 °C
  • Lefkoşa : 14 °C

VE 2010 YILI BÜTÇESİ (1)

24.01.2010 13:55
Nevzat Laleli

Nevzat Laleli

Nevzat Laleli     nevzatlaleli@gmail.com           www.yuvamiz.net

Ekonomik konular yazı serisi                                               

Yazımız her ne kadar ekonomik konuda olsa da başta biraz edebiyattan bahsetmek istiyorum. Dikkat ederseniz yazımın başlığını “ve 2010 yılı bütçesi” olarak koydum.

Ve, kelimesi bildiğiniz gibi birbirine benzeyen iki şey arasında kullanılır. Bir konu hakkında örnekler verirken sonradan gelen kelimenin kendisinden önceki kelimeye benzemekte olduğu ifade edilir. Fikirlerimizi anlatmak için eğer birkaç tane benzer kelime kullanılacaksa bunların aralarına virgül konulur sonuncu kelimeden önce de ve kelimesi getirilerek son kelime öndekilere bağlanmış olunur.

Geçen sene 2009 bütçesinin kritiğini yapmış ve ülke kalkınmasında olumsuz bir bütçe olduğunu belirtmiştim. Zira geçen seneki bütçede yatırım yoktu, üretim yoktu, istihdam yoktu. Halktan vergiler, zamlar ve harçlar kanalıyla toplanan paralar, bütçenin gelir kalemini oluşturuyordu. Memurlara, emeklilere ödenecek maaşlar ile iç ve dış borçların faizlerinin büyük çapta bütçe ödemeleri kaleminde yer almaktaydı.

Onun için de yeni yıla girerken gözlerimizi zam yağmuruyla açmıştık. Memura zam olarak yüzde 2,5 artı yüzde 2,5 verileceği ilan edilmiş ama yılbaşı itibariyle gelen zamlar bu zamları çoktan alıp götürdüğü gibi elinde avucunda ne varsa onları da alıp götürmüştü.

İşçinin, emeklinin, taban fiyatları düşük tutulan üreticinin ve diğer sosyal sınıfların durumları memurunkinden daha iyi değildir.

Bütçe tam manasıyla çok partili hayata girdiğimiz 1946 yılından beri süregelen bütçelerin aynı karakterini taşımaktadır. Bir şartla ki o yıllar iç ve dış borçlarımız ile bunların faizleri düşük rakamlarla ifade edilirken son hazırlanan bütçeler “birer iflas bütçesinden” başka bir şey değildi.

Onun için 2010 yılı bütçe kritiğine başlarken yazımın başlığına “VE” kelimesini koyarak başlamayı uygun buldum. Yani bu yılki bütçenin bundan evvelki bütçelerden farkı olmadığını baştan bildiğim için…

ZİHNİYET DEĞİŞMEDİKÇE BÜTÇE DEĞİŞMEZ

Bu yıl ki bütçenin geçen yılların bütçelerinin karakteristiğini taşıdığını bilmek için kâhin olmaya ve gelecekten haber vermeye gerek yoktur. Atalarımız böyle durumlar için “Perşembenin geleceği çarşambadan bellidir” diyerek bize ölçümüzü koymuşlardır. Bizim buna ilave edeceğim o sözün yeni versiyonundan başkası değildir. O da AB (Avrupa Birliği), IMF (Avrupa para fonu) ve ABD ile yatıp kalkan bir idarenin ortaya koyacağı bütçe bundan farklı olamaz, ifadesidir.

Onun için “Biz pazar, onlar ortak/ bütçemiz de olur harap” diyoruz.

 “Altmış yıllık çok partili hayatımız boyunca bütçesi milletimizin kalkınma refahına yönelik bir iktidar olmamış mıdır” diye bir soruyu önümüze alırsak elbette bu soruya vereceğimiz cevap “olmuştur” demek olacaktır.

“Yiğidi öldür ama hakkını yeme” demişler atalarımız.

1974 de başlayan CHP-MSP koalisyon hükümeti, 76 ve 77 yıllarında AP-MHP-MSP nin birlikte icraatta oldukları 1. ve 2. MC (Milli Cephe) hükümetleri ve özellikle iktidarın büyük ortağı ve Başbakanlık görevini üstlenen RP’nin, RP-DYP hükümetleri dönemleri gerçekten ülkemizin kalkınması ve halkımızın refahının sağlanması açısından büyük çalışmalar yapmışlardır. Bu gün hala 1977 yılı bütçesi ile 54. hükümetin göstermiş olduğu performans, ilim adamları ve siyasilerin gönlünde, halkımızın dilinde ve özlemindedir.

Burada bir şeye dikkatinizi çekmek istiyorum. O da bu hükümetler içerisinde “Milli Görüş” mensuplarının “ortak payda olarak” bulunmuş olmasıdır. Hâlbuki milli görüş dışında ki partiler CHP, AP, MHP, DYP değişik formlarda koalisyonlarda veya tek başına iktidar olarak geldiklerinde bütçelerinde ve icraatlarında herhangi bir değişiklik olmamıştır.

AKP HÜKÜMETİNİN 2010 YILI BÜTÇESİ

Bu bütçenin içine girmeden “Ve” diyoruz ve incelemeye başlıyoruz.

2010 Yılı Bütçe Kanununa göre, toplam bütçe harcamaları (giderleri) 286,9 milyar TL (Katrilyon) tutulmuş, gelirler ise 236,7 milyar TL (Katrilyon) olarak belirlenmiştir.

Bu iki ana kalem arasında bütçe açığı 50,2 milyar TL (Katrilyon) olarak görünmektedir. Buna göre bütçenin yüzde 23,61 oranında açık vereceği öngörülmektedir.

Bütçe, bildiğiniz gibi o yılın başında ve o yılda hükümetin yapacağı tahsilâtlar ile harcamalarını göstermektedir. Bütçe açığı ise hükümetin giderlerinin gelirinden fazla olması demektir. Gider fazla, gelir azsa hükümet bu fazla harcamayı nereden ve nasıl karşılayacaktır?

Yıllardır görmekteyiz ki, “bütçesi açık veren hükümetler” bu açığı kapatmak için halkın üzerine yeni vergiler koymakta, temel ihtiyaç maddelerine zam yapmakta, devlette işi olanların önüne yüzdesi artırılmış harçlar sürmektedirler. Ayrıca Darphaneye emir vererek açıktan para basmakta ve piyasaya sürmektedirler.

Hükümetler bir türlü vazgeçemediği diğer bir uygulama ise IMF (Avrupa para fonu) ile ilişkiler kurarak onlardan yüksek faizli dış borç para almaktadırlar.

Cumhuriyet döneminde 1977 bütçesini denk hazırlayarak, vergileri artırmadan, halkın ihtiyaç maddelerine tek kuruş zam yapmadan ve daha önemlisi bütün çalışanlara ve emekliler ile üreticilere büyük paralar (yüzde 100, yüzde 300) veren tek hükümet 54. hükümet olmuştur.

BÜTÇENİN DİĞER KALEMLERİ

Bütçenin en önemli gideri, son yılların aşırı borçlanmasından kaynaklanan ve bütçenin yüzde 27,67‘sine tekabül eden 58,8 milyar TL(Katrilyon) ile faiz ödemeleridir.

Hâlbuki bu hükümet “özelleştirme” adıyla yabancılara, ülkemizdeki en karlı fabrikaları ve tesisileri, binlerce dönüm arazileri satarak katrilyonlar para almışlar ama bütün bu paralar iç ve dış borç faizine yatırıldığından, şimdi elimizde ne para kalmış ne de fabrika…

2010 dış ticaret açığı ise 45,5 milyar dolar olarak öngörülmüştür. Bu rakam da tahmini bir rakamdır. Ülkemizden ticari maksatlarla dışarıya ödenen paralar ile ülkemize giren paralar arasındaki aleyhimize menfi (eksi) fark kabul edilmektedir.

70 milyon insan (iş bulabilirse) çalışacak ithalat kaleminin bu fazlalığını ödeyecektir.

2010 bütçe giderlerinde (2009’a göre) yüzde 7,6 gelirlerinde ise yüzde 18,2 oranında artış öngörülmüştür.  Bu artışlar, yeni zamlar, yeni vergiler ve yeni harçlarla tamamen halktan alınacak ve gelirlere kaydedilecektir.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Avrupa Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim