• BIST 83.106
  • Altın 146,948
  • Dolar 3,7641
  • Euro 4,0426
  • İstanbul : 7 °C
  • Berlin : -4 °C
  • Paris : -1 °C
  • Amsterdam : 0 °C
  • Zürih : -7 °C
  • Moskova : 1 °C
  • Lefkoşa : 14 °C

Viyana’da Türk izleri

13.09.2011 15:50
Ahmet İncel

Ahmet İncel

Hoca bir gün köyden eşekleri almış şehre satmaya gidiyormuş. Eşeğin birisine binen hoca iki de bir eşekler kaybolmasın diye sayarmış.Yine sayacağı zaman altındaki eşeği saymayarak 9 eşek olduğunu görmüş. İnmiş eşekten yine saymış bu sefer 10 muş. Hoca şaşırmış ve “9 mu 10 mu karar verin artık!” demiş.  Bu fıkrayı akşam üzeri Viyana’ya yaklaşırken arabamın radyosundan Avusturyalı bir yerel radyo istasyonundan dinledim. Akşam otelime yerleştim, televizyonu açtım konu yine Türkler. Avusturya televizyonundaki belgeselde Osmanlı’nın Viyana kuşatması esnasındaki “Lağımcılar” denilen özel kazıcı grubunun kale surları altında geçen tünellerin yapım, havalandırma ve su arıtma sisteminin bir mühendislik harikası olduğunu anlatıyor.

 

Bu kente özellikle Türk izi aramaya gerek yok, çünkü kent iki Osmanlı kuşatmasının ardından üç yıl yüz yıla aşkın süre geçmesine rağmen izleri kalkmamış. Viyanalılar için bu savunma artık neredeyse kendi kimliklerinin bir parçasıdır. Tabii şimdi bu kente giden Türkler de bizim gibi geçmişinin izleri arayışına girerek adeta tarih dedektifi oluyorlar. Kuşatma yıllarında bir Türk kışlası bulunan alan üzerine kurulduğu için Almanca'da "Türk Kışlası" anlamına gelen "Türkenschanzpark" ismindeki parkta Türk askerine benzeyen bir heykelin resmi çekmeye kalktığımızda heykel yanındaki plaketi okuyunca heykeldeki adamın Türk değil, aksine 1683’deki kurtuluş savaşında Polonya Kralı Sobieski’in ordusunda Türklere karşı savaşan Ukraynalı bir Kazak olduğunu anlıyoruz. Tarih dedektifliğini abartmış olmanın mahçubiyeti ile düşmanın resmini çekip çekmemede karamsar kalıyoruz... Altında yüzlerce Osmanlı şehidi yatan bu parktaki  1991 Türkiye tarafından yaptırılan ve Türk-Avusturya dostluğunu sembolize eden Yunus Emre çeşmesinin de parka bir güzellik katmış olması inkar edilemez. 

 

Viyana savunmasının sembolü ve II. Viyana kuşatmasından sonra Türklerin her şeyi bırakıp geri dönüşlerinin sembolü olarak görülen Türk güllelerinin orijinalleri ve taklitleri Viyana’da pek çok evin dış cephesini ve zafer anısı olarak süsler. Kent merkezindeki Gavur Sokağı 3 numaralı evin köşesinde elinde kılıcı ile şaha kalkmış atının üstünde duran küçük bir Türk askeri heykeli dikkatimizi çeker. Çerkez Dayı olarak bilinen bu asker, Kanuni Sultan Süleyman'ın I. Viyana Kuşatması esnasında görevliymiş. Surlarda açılan top mermisiyle açılan bir gedikten ardına bakmadan delikten şehre dalan Çerkez Dayı, bir süre sonra arkasına döndüğünde içeride tek başına olduğunu fark eder. Viyanalılara karşı ölünceye kadar canla başla savaşır ve orada şehit düşer. Kral Ferdinand, bu büyük kahramanı atıyla birlikte mumyalatır ve bir evin kemerinin altına yerleştirir. Çerkez Dayı'nın şehit olduğu yer bundan sonra Çerkez Meydanı olarak ünlenir. Aradan geçen yüzyıllardan sonra mumya ve akıbeti hakkındaki bilgiler kaybolur. Purbach’da Noel babanın Osmanlı sarığıyla bacadan bakması kimseyi şaşırtmaz, çünkü bu orada artık gelenekleşmiştir. Aslında bu gelenek, Osmanlı kılığına girip bacadan bakan bu adamlar, birinci Viyana kuşatması sırasında yağmaladığı evin bacasından kaçmaya çalışırken yakalanan ve köle olduğu evde yıllar sonra Hıristiyan olarak yaşayan bir Türk’ü sembolize ederler. Kuşatmanın başarısızlığa uğraması sonrası esir düşen Türklere Katolik kilisesi pek sıcak bakmayıp, onlara dini değiştirmeleri karşılığı özgürlük verilmesini sağlamıştır. O  yıllarda “Türkentaufe” (Türk vaftizi) törenleri pek meşhur olmuş. Avusturya literatüründe, bunların bariz örneklerinden biri olarak anılan ise İmam Mehmet Efendi’nin vaftiz töreniymiş.  Karl Eugen Leopoldstätter adını alan imamın vaftiz babası Prens Eugen olmuş. Gerçi ünlü Stephan katediralinin çanları Türklerin bıraktıkları toplar eritilirek yapılarak bir mesaj verilmeye çalışılsa da, Osmanlının yenilgisi sonrası bazı günlerde paşa kıyafeti giyerek eşeğe ters binilerek Türkler alaya alınmış olsa da,  Osmanlı Avusturyalılar’ın gözünde saygı duyulan düşman olarak kalmış. Burada, eski Yugoslavya ülkelerinde olduğu gibi kuru kafalardan tepe yapılıp “Barbar Türkler” imajı verilmemiş. Kentin tüm müzelerinde herhangi bir şekilde Türklerle ilgili bir bölüm bulunmaktadır. Viyana Müzesi’ndeki Osmanlı silahlarının sergilendiği bir bölümde Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın resmini ve sancağımızı görmek insanı bir şekilde isimlendirilmez burukluğa sürüklüyor.

 

Bugün Avusturya’da iki yüz binden fazla Türk yaşamaktadır. Bunlar arasında ünlü modacı Atıl Kutoğlu’dan,  2. Abdulhamid’in sülalesinden Leyla Sultan’a kadar her kesimden insanımız yaşamaktadır. Onların yenilmiş olsalar da atalarıyla gurur duyduklarına inanıyorum...

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Avrupa Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim