• BIST 82.779
  • Altın 147,316
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • İstanbul : 6 °C
  • Berlin : -3 °C
  • Paris : -1 °C
  • Amsterdam : -2 °C
  • Zürih : -3 °C
  • Moskova : -6 °C
  • Lefkoşa : 10 °C

Yolumuz Açık Olsun!

23.11.2014 18:40
Fikret Özdemir / www.fikretozdemir.com

Fikret Özdemir / www.fikretozdemir.com

Dünya devletleri arasında saygın bir yerimizin olmasını istiyorsak, ilk önce sağlam bir ekonomi, yetişmiş insan gücü, güçlü ve caydırıcı bir silahlı kuvvetlere ihtiyaç vardır. Bütün bu unsurlar olmadan güçlü devlet olamadığınız gibi, bölgenizde ve dünyada saygın bir konumda olmanız da mümkün değildir.

Bugün ekonomik olarak gelişmiş devletlere baktığınızda, her türlü altyapı hizmetlerini bundan yüz yıl önce tamamlamış olduklarını göreceksiniz. Demiryolları da dahil, otoyol ağları ile ülkelerinin her yerini bir ağ gibi ören bu ülkeler, bu gibi stratejik yatırımları yapmamış olsalardı, şu anda bu büyük ekonomik sıçramayı yapmaları mümkün değildi.

Hani ikide bir ‘Yol yapmış da ne olmuş’ diyerek ülkemizde yapılan yolları küçümseyen beyin fukaralarının, aslında yapılan bir yolun ülke ekonomisine verdiği olumlu katkıları bilmelerine rağmen, yine de itirazlarını anlamak mümkün değil.

Hani, durup durup, ‘benim emekçi halkım’ diye ünlenen sahte solcuların şunu kafalarına çok iyi bir şekilde sokmaları gerekmektedir; bir ülkenin ticaretinin gelişmesi ve ülke ekonomisinin canlanması ancak ve ancak yapılan yollarla mümkündür...  Ve, bu yapılan yeni yollar sayesinde, insanlar ürettikleri mallarını başka yerlerde pazarlama imkanına kavuşurlar. Ekonomi canlanır, işsizlik oranları geriler...

Bugün dünyanın en güçlü ülkesi olan Almanya’nın istisnasız kuzeyinden güneyine, batısından doğusuna kadar, otoyollar ve hızlı tren ağları ile örülmüştür. Bütün bu büyük otoyol ağına rağmen, daha da yenileri yapılmaktadır.

Tabii sadece durum Almanya’da böyle değil; Fransa, İngiltere, İtalya, İsveç, Norveç ve bütün Avrupa ülkelerinde de durum üç aşağı beş yukarı aynıdır. Gidin bakın, yollar pırıl pırıldır. Kimse de, oralarda kalkıp, iktidarı neden yol yapıyorsun diye kınamıyor. Hatta oralarda iş yapmadıkları için iktidarlar kınanır... Bizdeki gibi iş yapanlar taşlanmaz...

Bizim ülkemizde ise kendilerini solcu zanneden postal artıkları, her şeye karışmayı kendilerinde hak görmekte, haklı veya haksız ülke yararına yapılan ne varsa karşı çıkmayı matah bir politika zannetmektedir. Avrupa ülkelerinde bu tür yatırımlar gayet normal karşılanırken, bizde ise ne yazık ki, savaş sebebi sayılmakta...

Şu anda yapımı süren İstanbul 3. Havalimanı için kopartılan yaygaraya bakıyorum da, resmen utanıyorum. Bugün İstanbul’un mevcut nüfusu 20 Milyon sınırına dayanmış durumda... Ne yaparsan yap yetmiyor... Artık süratle bazı eskimiş ve köhnemiş yapıların yenilenmesi gerekmektedir. O kadar ki; ne mevcut yollar ihtiyaca cevap vermekte ne de havalimanları...

Yapılacak yeni yollar ve havaalanı kesinlikle İstanbul’umuza biraz nefes aldıracaktır... Ama, bu iktidar halkın yararına ne yaptıysa, bu ‘istemezükçü’ takımı hep ayağa kalktı ve yapılanları engellemek için elinden geleni ardına koymadı... Zamanında da Merhum Bülent Ecevit’in başı çektiği protestocular, 1. Köprü’ye hayır yürüyüşleri yapmış ve dayanak olarak da ‘Bu köprüden fakir ve emekçi halkımız değil arabası olan komprodorlar geçecek’  saçmalığını dillendirmişlerdi.

Şimdi ise köprü, kısa süreliğine de olsa bakıma alındığında, en fazla küfürü  trafikte beklemek zorunda kalan bu tatlı su solcuları etmekte... Geçenlerde uçakla Ankara’dan İstanbul’a geliyorum. Yanımda yaşlıca bir Bey uçuş boyunca, habire iktidarın bu yapılan yatırımları şov amacıyla yaptığını ve halkımızın gözünü boyadığını söyleyip durdu. Ona göre 3. Havalimanı da büyük bir israf ve iktidarın propaganda amacıyla yaptırdığı bir projeydi.

İstanbul’a yaklaştığımızda pilot İstanbul’a inişimizin yaklaşık yarım saat gecikeceğini, havadaki trafiğin çok yoğun olduğunu anons etti. Yanımdaki yaşlıca Bey’in küfürlerini bir duymalıydınız... En sonunda dayanamadım ve ona döndüm; ‘Hem yeni bir şey istemiyorsun, hem de bekleyince köpürüyorsun... Görüyosun ki   işte bu mevcut havalimanı ihtiyaca cevap vermiyor...  Sizin hava atma projesi olarak dediğiniz, havaalanının aslında en az 10 yıl önce yapmalıydık, geç bile kaldık’ dedim...

Adam belli belirsiz mırıldandı ve sustu...  Çok ivedi olarak Türkiye’nin her alanda Batı’dan geride kalmış olan mesafeyi kapatmak için çok çalışması gerekmektedir... Hem de geceli gündüzlü...

Her ota bota itiraz dillendiren yerli ve yabancı kelaynak sürülerine rağmen...

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Avrupa Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim