• BIST 83.048
  • Altın 146,881
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • İstanbul : 4 °C
  • Berlin : -2 °C
  • Paris : -3 °C
  • Amsterdam : 1 °C
  • Zürih : -7 °C
  • Moskova : -1 °C
  • Lefkoşa : 3 °C

YUNUS 99'un Sırrı

23.04.2014 11:19
Fikret Özdemir / www.fikretozdemir.com

Fikret Özdemir / www.fikretozdemir.com

Adam hem demokrasi ve düşünce özgürlüğünden bahsediyor; hem de kendisi gibi düşünmeyen herkesi darağaçlarında sallandırılması gereken bir düşman olarak görüyor... Bu da bize özgü bir demokrasi (!) anlayışı olsa gerek...

Peki bu sakat bakış açımız neden yıllardır hep böyledir de; bir türlü bu fasit dairenin içinden çıkıp kucaklayamıyoruz birbirimizi? Partilere ve mensubu olduğumuz ideolojilere ölümüne bağlıyız ama; konu insan ve insan hakları olunca dönüp bakma tenezzülünde dahi bulunmuyoruz... Bir ideoloji ve inanç kalıplarına verdiğimiz değeri, bir insan hayatı için bile çok görmekteyiz...

Neticede tüm dinler veya ideolojiler, insanların mutluluğu içindir... Onların huzur içinde yaşaması ve hayatlarını korkusuzca idame ettirmeleri için kurallar konulmuştur. Ama; günümüzde bu konulan kurallar ne yazık ki düşmanlık ve husumet çıkarmak için bir takım sakat beyinliler tarafından, aslına aykırı bir biçimde eğilip bükülmekte...

'Senin ırkın benim mensubiyetim', diyerek işi husumet noktasına kadar götürüp bu zamana kadar insanlar birbirlerini boğazlamıştır hep... Geldiğimiz noktaya bakıyoruz; yıl 2014, normalinde insanların biraz olsun bu bağnaz görüş ve ideolojilerin açmış olduğu yaraya bakıp, biraz olsun kendilerine çekidüzen vermeleri gerekmektedir değil mi?

Ama gerçekler ve istatistikler hiç de öyle demiyor. İnsanoğlu hala sakat ideolojiler ve ırkçılıktan kaynaklanan nefretlerden beslenmekte ve gözünü kırpmadan başka bir görüşe veya ideolojiye sahip olan başka bir insanı rahatlıkla öldürebilmektedir...

Bu tür çağın gerilerinde kalmış köhne ideolojilere ne yazık ki hala rağbetin olması hem ürkütücüdür, hem de düşündürücüdür... İnsanlar birbirini sevmeyebilir, görüşlerini paylaşmayabilir ama, karşılıklı oturup iki medeni insan gibi tartışabilmeliler... Neticede,Yüce Rabb insanları bilinçli olarak kavim kavim ve farklılıkları olan zümreler halinde yaratmıştır.

Kimi inanmış, kimi inanmamış... Kimileri dini bütün bir anlayışa sahipken, kimileri de dinsiz ve ateist bir yaşam tarzını benimsemiştir... Bunların hepsi Yüce Mevla'nın takdiridir. O öyle dilediği için insanları bu şekilde yaratmıştır. Herkes seçiminde serbesttir.

Buna en güzel örnek olarak Yunus Suresi 99 ayetini gösterebiliriz. Ayet-i Kerime, diğer insanları kendi görüşlerine geçmeleri için zorlayan despotlara şöyle seslenir: 'Dileseydi Rabbin tüm insanları inanmış ve iman etmiş olarak yaratmaz mıydı? Sen hala onları imana gelmeleri için zorlayacak mısın?'

Bu gören gözler ve ibret alanlar için çok açık, net ve berrak bir uyarıdır. Bir müslümanın temel görevi, diğer insanları yargılamak değil, onlara yumuşak bir üslupla doğru yolu göstermektir. Diğer inanışların mensubu insanlara düşman nazarı ile de bakmak pek makbul bir davranış biçimi değildir. İman ve inanç kimsenin tekelinde değildir.

Her an ve her saniye roller değişebilir. Son anda o inanmayan, makbul bir hareketi ile iman etmiş olarak ölürken, sen ise,  bir yanlış hareketin ile imanı kaybetmiş olarak terk-i dünya edebilirsin... O bakımdan aman ha; kimse kimseden üstün değildir...

Yani; hiç bir zaman emin olmayarak, hep tedirgin bir ruh hali içinde olmak gerekmektedir. Zira iman son derece değerli bir madendir. Ona sahip olmak kadar; onu çok iyi de taşıyabilecek donanıma sahip olmak gerekir...

Ne ırken ne de başka bir cihetten... Allah indinde en makbul olan insan tipi; Allah'ın rızasını kazanmış olan insan tipidir.. O da ancak insanlara hiç bir ayırım yapmadan hizmet götüren ve nefsini yenebilen bir insandır... O insan da işte, hem bu dünyada hem de ahirette, ödülünü alanlardan olacaktır...

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Avrupa Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim