• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul : 4 °C
  • Berlin : 1 °C
  • Paris : -3 °C
  • Amsterdam : 1 °C
  • Zürih : -7 °C
  • Moskova : -5 °C
  • Lefkoşa : 7 °C

Zihnine Sahip Ol ki Mutlu Olasın!

29.03.2015 21:37
Adnan Tokuç

Adnan Tokuç

Bu dünyada mutluluklarla dolu bir hayatı, sıkıntısız ve canlı yaşamak her zaman mümkün iken, her nedense tercihlerimizi bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde, bir türlü tükenmeyen dertlerden, korkulardan ve sonu gelmeyen hırslardan yana kullanmaktayız...

Dünyamızın, yeryüzünde yaşayan tüm insanlığa, binlerce yıl yetecek kadar bolluk ve bereketi taşıdığı gerçeğini bilsek bile, bunun gelecek korkusu içinde yaşamayı alışkanlık haline getirenler için, bir anlam ifade edeceğini zannetmiyorum...

Zira insanoğlu, aşırı bir gelecek korkusu ile, kazandıklarını yığma ve biriktirme eğilimindedir... Amma velakin bu yığma ve biriktirme işi zamanla öyle bir hale gelir ki; kişi biriktirdiklerini kaybetme korkusu ile derin bir paranoya çukuruna düşer ve herkesten şüphelenmeye başlar...

Kimseyi dost edinmez, kendisine dost amacı ile yaklaşanlara da büyük bir şüphe nazarları ile bakma noktasına gelir... O artık öyle bir şüphe hali içindedir ki; herkesin kendisine sadece parası ve mülkü ile yaklaştığına inanır ve bu kanaat ile yaşamaya başlar...

Bu dünyada, her şeyin kısıtlı olduğuna ve belli bir zaman sonra tükeneceğine inanan bu insan tipi; evrenimizin bolluk ve bereket enerjisine de yabancı bir tavır içinde olur devamlı...

Aslında; üç aşşağı beş yukarı, insanlarımız iç dünyalarında az da olsa bir gelecek korkusu, bir geçim kaygısı taşırlar... Bu korku ve kaygıları, bilaistisna, oldukça zengin olan, hali vakti yerinde insanlarımız da taşıma temayülünü göstermekteler...

Zihnimizde oluşturduğumuz ve kendi üretimimiz olan, ‘Gelecek kaygısı’ düşünceleri ile, tabii ki rahat ve korkusuz bir hayat sürmemiz mümkün değildir...

Hayatımızın her anını, korkularımız ve kaygılarımızla besliyorsak, zihnimize bu tür olumsuz sinyalleri an be an yolluyorsak, her önümüze çıkan insana da, pek tabii potansiyel hırsız muamelesi çekmemiz gayet normal bir davranış şekli olacaktır...

Tabii ki; evrensel realite tektir ve uygulamasında en ufak bir rotasyon yoktur... Evrensel realiteye göre, zihninizde, hangi düşünceye -olumlu veya olumsuz- yer verirseniz, o gerçeği birebir yaşarsınız... Ne bir fazla, ne de bir eksik...

Hayatınızda; ‘Ben mutlu olmayı seçiyor ve hedefliyorum’ diyorsanız şayet, bu hedefiniz doğrultusunda da bir düşünce sistemetiği geliştirmek zorundasınız. Yani, bir yandan mutlu olma arzusunu taşırken, diğer yandan ne kadar karamsar düşünce varsa, zihninize boca ediyorsanız, mutlu ve doyumlu bir hayatı yaşamak için çok bekleyeceksiniz demektir...

Hayatınızın en önemli inşasını, bizzat siz kendi zihninizde gerçekleştirmektesiniz... Zihin yapınızdaki düşüncelerinizin kalitesi veya kalitesizliği, hayatınızın ve yaşantınızın, bir ölçüde nasıl bir şekil alacağının da göstergesidir...

Bütün bir ömür boyu zihnine, derin korkular ekerek yaşayan bir insanın, yine bir ömür boyunca tek gram mutlu olması ve refah içinde yaşaması mümkün değildir... Hayatını; kazandıklarını kaybetme korkusu üzerine inşa edip de, zihin dünyasında bu tür korkuları devamlı canlı tutan insanlar, ne yazık ki, dünyamızın diğer nimetlerini keşfedemeden terk-i diyar eylemişlerdir...

Dünyamızın biz insanlara her türlü bolluğu ve güzelliği cömertçe sunduğu halde, bu bolluğu bir türlü görüp idrak edemeyişimizin nedeni, zihnimize yerleştirdiğimiz korku tüneli ve gelecek kaygısı düşüncesidir...

Bolluk ve bereket inancı ilk önce zihinlerde yeşerir... Bolluk ve bereketi düşündükçe, zihinlerimizdeki korku, yerini umuda, coşkuya ve sevince bırakır...

Zihnimizde neyi daha fazla canlandırıyorsak; o bizim gerçeğimiz olarak kaderimizde şekillleniyor... Yokluk ve korkularla dolu bir zihin yapımızdan, mutlu bir hayatın çıkmayacağı aşikardır...

Yüzlerce yıl da geçse, hayatımızı mutlu bir şekilde yaşamanın  tek bir  yolu vardır; o da zihnimize yollayacağımız sinyallerin, mutluluk ve bolluk dolu düşüncelerle dolu olması gerçeğidir...

Yoksa; bütün zenginliğimize rağmen, mutsuzluk bir ömür boyu kaderimiz olur... Ama; asıl hedef mutlu olmak ve müreffeh bir hayatı yaşamaktır... Mutluluk herkes için bir yaşam biçimi olmak zorundadır...

Unutma; küçük mutluluklar, büyük mutlulukların da müjdecisidir... Mutlu olmayı sakın erteleme... Hayat inan çok kısadır...

Sandığından da kısa!

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Avrupa Bülteni | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim