Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), konut kredisi düzenlemesi ile piyasaları doğrudan etkileyecek yeni kararlar aldı. Tüketicilere kullandırılan kredilerde birinci el ve ikinci el konut ayrımı resmen kaldırıldı. Özellikle 2010 sonrası yapılan yapılar için getirilen yeni kriterler, ev sahibi olmak isteyen orta gelir grubu için finansmana erişimi kolaylaştırmayı hedefliyor.
Enerji Verimliliği ve Deprem Dayanıklılığı Kredi Limitlerini Nasıl Etkileyecek?
BDDK’nın finansal istikrarı sağlamak amacıyla aldığı makro ihtiyati kararlar, konut piyasasında yeni bir dönemi başlatıyor. Yapılan değişiklikle, kredi tutarının konut değerine oranında uygulanan kısıtlamalar esnetildi.
Yeni düzenlemeye göre, 2010 yılından sonra inşa edilen ve asgari C enerji sınıfına sahip konutlar, artık “avantajlı kredi değer oranı” uygulanan yapılar kapsamına alındı. Bu adımın temel amacı, enerji verimliliği yüksek ve depreme dayanıklı konutların alımını teşvik etmek.
Sektörün önde gelen isimleri bu kararı olumlu karşılıyor. Konut Geliştiricileri ve Yatırımcıları Derneği (KONUTDER) Başkanı Ziya Yılmaz, piyasadaki kısıtlamaların kalkmasının önemine dikkat çekti.
Yılmaz, şu değerlendirmeyi yaptı: “Konut kredilerinde birinci ve ikinci el ayrımının kaldırılması ve ikinci el konutların krediye daha etkin biçimde dahil edilmesi konut piyasası açısından önemli ve olumlu bir adımdır. Enflasyondaki düşüşle birlikte, krediye erişimi sınırlayan diğer kısıtların da gözden geçirilmesinin önemli olduğunu düşünüyoruz.”
İkinci El Konut Piyasasında Hareketlilik Bekleniyor mu?
Kredili konut satışlarının payının son 10 yılda yüzde 30’lardan yüzde 14’e gerilediğini belirten uzmanlar, finansmana erişimin kritik olduğunu vurguluyor. KONUTDER Başkanı Yılmaz, “Birinci el konut üretimi ve satışlarının, kredi mekanizmasıyla uyumlu ve erişilebilir bir finansman çerçevesi içinde ele alınması; hem güvenli yapı stokunun artırılması hem de konut piyasasının sağlıklı ve sürdürülebilir biçimde dengelenmesi açısından kritik önem taşımaktadır.” dedi.
Yılmaz ayrıca, “Bu nedenle, konut finansman mekanizmalarının birinci el konut üretimi ve satışlarıyla uyumlu şekilde kurgulanmasının, üretim, istihdam ve ekonomik büyüme açısından daha yüksek katma değer sağlayacağını düşünüyoruz.” ifadelerini kullandı.
Gayrimenkul ve İnşaat Platformu Başkanı Mustafa Ekiz ise düzenlemenin kaynakların etkin kullanımı için yerinde bir adım olduğunu belirtti. Ekiz, “Aynı hassasiyeti bu sınıflara dahil olan projelere ruhsat almak için başvurduğumuz belediyelerden de bekliyor ve ruhsat konusunda da hızlı adımlar atılmasını istiyoruz.” diyerek bürokratik süreçlere dikkat çekti.
Konut Kredisi Faizleri Düşecek mi?
Anadolu Yakası İnşaat Müteahhitleri Derneği (AYİDER) Başkanı Hakan Şişik, ayrımın kalkmasıyla ikinci el konutların finansman açısından cazip hale geleceğini vurguladı. Şişik, “Bu ayrımın kalkmasıyla ikinci el konutlar da krediye erişimde daha cazip hale gelecek. Bu durum, özellikle kentsel dönüşüm projeleri için bir hareketlilik getirebilir.” dedi.
Yatırımcıların piyasaya dönüşü konusunda tarih veren Şişik, şu öngörüde bulundu: “Depreme dayanıklı ama daha eski bina stokunun eritilmesi açısından önemli bir hamle. Düzenleme, ilk kez ev sahibi olacak tüketicilere avantaj sağlıyor. Bu da talebi canlı tutacak ve satışları destekleyecek. Ama bizim asıl istediğimiz tabii ki konut kredi faizlerinin yüzde 2’nin altına inmesi. Özellikle altın ve gümüş piyasasından çıkan yatırımcılar yeniden gayrimenkul piyasasına yönelecektir. Daha önce de dediğimiz gibi yılın ikinci yarısında özellikle bir hareketlilik bekliyoruz.”
GAPAS Başkanı Mustafa Kemal Şahin ise orta gelir grubuna dikkat çekerek, “Bu düzenleme özellikle orta gelirli kesimin konut sahibi olma umudunu yeniden canlandıracak, piyasada daha sağlıklı ve dengeli bir hareketlilik oluşturacaktır. Ancak tek başına kredi oranı düzenlemesi yeterli değildir. Kalıcı çözüm için öngörülebilir faiz politikası, arzı artıracak üretim modelleri ve ilk ev alacaklara yönelik teşvikler eş zamanlı yürütülmelidir. GAPAS olarak temel yaklaşımımız nettir: Konut lüks değil ihtiyaçtır, finansman da ayrıcalık değil erişilebilir bir hak olmalıdır. Bu sürecin uygulama sonuçlarını yakından takip edip sektör adına yapıcı katkı sunmaya devam edeceğiz.” açıklamasında bulundu.
