Brüksel merkezli güvenlik endişeleri artarken, Avrupa ülkelerinin savunma stratejilerinde Türk Silahlı Kuvvetleri kilit rol oynamaya devam ediyor. Yapılan son kamuoyu araştırmaları, Avrupa vatandaşlarının büyük bir kısmının ülkelerini tehdit altında hissettiğini ortaya koyarken, kıta genelinde yaşanan askeri personel sıkıntısı Türkiye’nin stratejik önemini bir kez daha gündeme taşıdı.
Avrupa Ordusu Hayali ve Askeri Gerçekler
Avrupa Birliği ülkelerinde vatandaşların yüzde 68’i ülkelerinin tehdit altında olduğunu düşünüyor. Bu endişenin temelinde Rusya’nın yayılmacı politikaları, Çin’in ekonomik baskısı ve ABD’nin değişen küresel öncelikleri yatıyor.
Brüksel yönetimi, Washington’ın yükten kurtulma politikasının sadece lider değişiminden kaynaklanmadığının farkında. “Trump gider, işler eski haline döner “ havasından uzaklaşan Avrupa başkentleri, kendi başlarının çaresine bakma gerçeğiyle yüzleşiyor.
Ancak sorunu tanımlamak ve bütçe ayırmak tek başına yeterli olmuyor. Avrupa, 1999’da ortaya atılan ve eski NATO Genel Sekreteri Solana’nın başına getirildiği “Avrupa Ordusu” fikrinin hayata geçememesinin travmasını yaşamaya devam ediyor.
TSK Tecrübesi ve İnsan Kaynağı Sorunu
Savunma sanayi para harcanarak geliştirilebilir olsa da Avrupa’nın temel sorunu insan kaynağı eksikliği olarak öne çıkıyor. Bir yanda asker sayısı düşük ve 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana ciddi muharebe görmemiş Avrupa orduları bulunuyor.
Diğer yanda ise muharebe tecrübesi son derece yüksek ve emir-komuta zinciri sağlam Türk Silahlı Kuvvetleri yer alıyor. Savunma sanayisindeki yerli gelişimle birlikte imkan ve kabiliyetleri her gün artan TSK, Avrupa’nın güvenlik mimarisi için vazgeçilmez bir konumda duruyor.
Avrupa’nın kendini güvende hissetmesi için Türkiye’ye ihtiyacı var. Ancak bu ihtiyaç, Ankara-Brüksel ilişkilerini henüz rasyonel bir düzleme oturtabilmiş değil.
Brüksel’in Çelişkili Türkiye Politikası
Avrupa Birliği, savunma sanayisinde ciddi bir varlık gösteremeyen Atina ve Güney Lefkoşa’nın baskısıyla Türkiye’yi SAFE Programı’nın dışında bıraktı. Bununla birlikte Türk vatandaşlarına yönelik sert vize politikaları ve Gümrük Birliği’nin güncellenmemesi gibi sorunlar devam ediyor.
Brüksel, garantörlerinden ikisi AB üyesi olmayan Kıbrıs meselesinde belirleyici olmaya çalışırken, aynı zamanda Avrupa’nın savunmasında Türk ordusunun gücünü yanında istiyor. Bu tek taraflı ilişki biçimi ve “vermeden alma” politikası, sürdürülebilir bir güvenlik iş birliğini zorlaştırıyor.
Orta Doğu Dengeleri ve İran Gündemi
Küresel güvenlik gündeminin bir diğer başlığı ise Orta Doğu’daki gelişmeler. İran gündeminin öne çıkması, dolaylı olarak Filistin meselesine zarar veriyor. Gazze’deki durum nedeniyle ABD’de eleştirilen İsrail yönetimi, İran ile yaşanan gerilimler sonrasında diplomatik desteğini yeniden konsolide ediyor.
Dünya kamuoyu ABD-İran gerilimine odaklanmışken, Batı Şeria’daki gelişmeler gölgede kalıyor. Başta Türkiye olmak üzere bölge ülkeleri dışında bu durum dünya gündeminde yeterince yer bulamıyor.
İç Siyasette Gündem ve Anketler
Türkiye iç siyasetinde ise gündem değişiklikleri dikkat çekiyor. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, gündem değişimleri konusunda şanslı bir profil çiziyor. Ankara’daki yerel sorunların konuşulduğu dönemlerde, sınır ötesi operasyonlar veya ulusal güvenlik konuları gündemi değiştiriyor.
Yapılan anketlerde Yavaş’ın konumu tartışılırken, Suriye’deki gelişmelerin anketlere yansıması da merak konusu oluyor. Seçim atmosferine girilmemişken yapılan bu araştırmalar, anket şirketlerine dair tartışmaları da beraberinde getiriyor.
