Batı karşıtlığı iki ülkeyi yakınlaştırdı
Rusya ile Çin arasındaki ilişkilerin son dönemde hızla güçlenmesinin en önemli nedenlerinden biri, ABD ve Batılı ülkelerle yaşanan gerilimler oldu. Özellikle Rusya’nın Ukrayna savaşı sonrası ağır yaptırımlarla karşı karşıya kalması, Moskova’yı ekonomik ve diplomatik açıdan Çin’e daha fazla yaklaştırdı. Çin ise ABD ile teknoloji, ticaret ve Tayvan konusunda yaşadığı rekabet nedeniyle Rusya ile stratejik bağlarını güçlendirmeyi tercih etti.
Uzmanlara göre iki ülke, küresel sistemde ABD’nin etkisini dengelemek ve çok kutuplu bir dünya düzeni oluşturmak konusunda ortak hedefler taşıyor. Bu nedenle Pekin ve Moskova, uluslararası platformlarda sık sık benzer açıklamalar yapıyor ve Batı merkezli politikalara karşı ortak tavır sergiliyor.
Enerji ve ekonomi ilişkilerin merkezinde
Rusya ile Çin arasındaki en güçlü bağlardan biri enerji alanında kurulan iş birliği oldu. Avrupa pazarında yaşadığı kayıpların ardından Rusya, doğalgaz ve petrol ihracatında Çin’e daha fazla yöneldi. Çin ise enerji ihtiyacını güvence altına almak için Rusya ile uzun vadeli anlaşmalar yaptı.
İki ülke arasındaki ticaret hacmi son yıllarda rekor seviyelere ulaşırken, yerel para birimleriyle ticaretin artırılması da dikkat çekiyor. Böylece dolar bağımlılığının azaltılması hedefleniyor. Uzmanlar, ekonomik ilişkilerin sadece ticaretle sınırlı kalmadığını; teknoloji, savunma sanayi ve altyapı yatırımları gibi alanlarda da iş birliğinin derinleştiğini belirtiyor.
Askeri iş birlikleri dikkat çekiyor
Çin ve Rusya son yıllarda ortak askeri tatbikatlara da ağırlık verdi. Özellikle Pasifik bölgesi, Arktik alanı ve Asya çevresinde yapılan ortak tatbikatlar, iki ülkenin savunma alanındaki koordinasyonunu artırdı. Bunun yanında iki ülke liderleri sık sık “stratejik ortaklık” vurgusu yaparak güvenlik alanındaki iş birliğinin süreceğini ifade ediyor.
Bununla birlikte uzmanlar, Moskova ile Pekin arasında tam anlamıyla bir askeri ittifak bulunmadığını vurguluyor. Her iki ülkenin de kendi ulusal çıkarlarını ön planda tuttuğu ve ilişkilerin büyük ölçüde pragmatik temeller üzerine kurulduğu belirtiliyor. Özellikle Çin’in ekonomik gücü karşısında Rusya’nın daha bağımlı hale geldiği yorumları da dikkat çekiyor.
İlişkinin sınırları da bulunuyor
Her ne kadar iki ülke son dönemde yakın görünse de uzmanlara göre ilişkilerin tamamen sorunsuz olduğu söylenemiyor. Orta Asya üzerindeki etki mücadelesi, ekonomik güç dengesizliği ve uzun vadeli stratejik hesaplar, Moskova ile Pekin arasındaki en önemli soru işaretleri arasında yer alıyor.
Analistler, Çin ve Rusya’nın birbirine tamamen güvenen iki müttefikten ziyade, ortak tehditler karşısında birlikte hareket eden iki büyük güç olduğunu belirtiyor. Bu nedenle “sınırsız dostluk” söylemine rağmen iki ülkenin ilişkilerinde dikkatli ve kontrollü bir denge politikası izlediği ifade ediliyor.
