12 Şubat 2026 tarihinde gerçekleşen ve Avrupa ekonomisinin geleceğinin tartışıldığı Antwerp Zirvesi’nde, AB’nin küresel rekabet gücünü artırma planları masaya yatırıldı. ABD ve Çin’in agresif ekonomik hamlelerine yanıt arayan Avrupa’da, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un “ortak borçlanma” talebi ile Almanya Şansölyesi Merz’in “yapısal reform” ısrarı zirveye damga vurdu. Liderler, enerji maliyetleri ve sanayi politikalarında uzlaşma arayışında.
Macron’un “Made in Europe” Planı ve Ortak Borçlanma Israrı
“Sanayinin Davosu” olarak nitelendirilen zirvede, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Avrupa’nın stratejik özerkliğini koruması gerektiğini savundu. Macron, özellikle kimya, yarı iletkenler ve ileri teknoloji alanlarında “Made in Europe” etiketli yerli üretime öncelik verilmesini talep etti.
Fransız lider, savunma sanayisi ve kamu ihalelerinde “Avrupa malı satın alın” yaklaşımının benimsenmesinin, küresel rekabette Avrupa’nın elini güçlendirecek tek yol olduğunu belirtti. Macron’a göre bu strateji, istihdamın ve Avrupa sosyal modelinin korunması için hayati önem taşıyor.
Yatırımların finansmanı konusunda da net konuşan Macron, uzay ve yapay zeka gibi alanlar için AB’ye “ortak borçlanma” çağrısını yineledi. Mevcut durumu eleştiren Macron, “Avrupa dışına öyle çok sık yatırım yapıyor ve bunları finanse ediyoruz ki biz deliyiz” ifadelerini kullandı.
Çin’i otoriter bir rejim, ABD’yi ise öngörülemez bir ekonomi olarak tanımlayan Macron, AB’nin hukukun üstünlüğü ile güvenli bir liman olduğunu vurguladı. Ayrıca, düşük karbonlu elektriğin serbest dolaşımı için tam teşekküllü bir “Enerji Birliği” kurulmasını istedi.
Almanya Şansölyesi Merz: Büyümenin Yolu Borçlanma Değil, Bürokrasiyi Azaltmak
Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ise Fransa’nın korumacı politikalarına mesafeli yaklaştı. Merz, “Made in Europe” yaklaşımının dar kapsamlı ve riskli olabileceğini belirterek, bu tür tercihli kuralların sadece son çare olarak uygulanması gerektiğini savundu.
Alman lidere göre Avrupa ekonomisinin önündeki en büyük engel “aşırı düzenlemeler” ve bürokrasi. Merz, AB’nin karmaşık kural setlerinin büyüme hızını düşürdüğünü ve teknolojik rekabette geri kalmalarına neden olduğunu ifade etti.
Büyüme rakamlarına dikkat çeken Merz, “Son 20 yılda Çin yıllık ortalama yüzde 8, ABD yüzde 2, AB ise sadece yüzde 1 büyüdü. Bu farkı kapatmalıyız” diyerek yapısal reformların aciliyetini vurguladı. Merz, Macron’un ortak borçlanma fikrine karşı çıkarak çözümün işletme dostu reformlarda olduğunu belirtti.
Merz ayrıca, şirketlerin tek bir kural setiyle çalışmasını öngören “28. Rejim” veya “EU Inc” planına destek verdi. Mevcut durumu değiştirmek için “Mevcut AB mevzuatını sistematik olarak gözden geçirmemiz gerekli” ve “Yasalara küçük düzeltmeler yeterli değil. Mevcut AB mevzuatının tamamını sistematik olarak gözden geçirmemiz gerekiyor.” dedi.
Sanayi Devlerinden Enerji Maliyeti ve İcraat Çağrısı
Zirveye katılan sanayi liderleri ise siyasi tartışmalardan ziyade somut adımlar bekliyor. BASF CEO’su Markus Kamieth, “Teşhis koyma dönemi bitti, Avrupa artık plandansa icraate geçmeli” diyerek sürecin hızlanması gerektiğini belirtti.
Ağır sanayi temsilcileri, rekabetçiliğin önündeki en büyük engel olan enerji maliyetlerine dikkat çekti. Sektör, elektrik fiyatlarının megavat-saat başına 50 euro seviyesine çekilmesini ve doğalgazın fiyat belirleyici rolünün azaltılmasını talep ediyor.
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, toplantıyı “Avrupa yeni küresel ekonomideki yeri için savaşıyor” sözleriyle açarken, sanayicilerin taleplerine sınır ötesi enerji altyapısının güçlendirilmesiyle yanıt verilebileceğini sinyalini verdi.















